Yeşilçam’ın “Çıkarcı Babası”

1112

Sinema ve tiyatro oyuncusu, senarist, yönetmen olan İhsan Yüce, Yeşilçam filmlerinde oynadığı baba rolüyle tanınır. Oynadığı filmlerde kızını para karşılığı vermek isteyen, Yeşilçam’ın çıkarcı babası olarak bilinirdi. 23 Ocak 1930 yılında Elazığ’da dünyaya gelmişti. Yaşamında sinema, tiyatro onun için hep öncelikli oldu.

Sanat yaşamına 1952’de İzmir’de Hak ve Çocuk Tiyatrosunda başladıktan belli bir süre tiyatro oynayan İhsan Yüce, Dostoyevski’nin Suç ve Ceza’sı ve Charlie Chaplin’in yapımcılığını ve yönetmenliğini yaptığı Sahne Işıkları’nı tiyatroya uyarladıktan sonra drama tiyatro büyük bir ses getirir. Daha sonra Altın Yumru filmi ile sinema yaşamına geçti. Oyunculuk yaptığı süre zarfının içerisinde senaryo yazmaya da başlamıştı. Senaristliğini, yönetmenliğini ve oyunculuğunu yaptığı ilk filmi olan Hayat Cehennemi adlı filmini çekti.

1968 yılında Ankara Drama Tiyatrosu’nun kurucuları arasında yer alan İhsan Yüce, senaryosunu yazdığı ve Hacı Hüso rolüyle akıllardan silinmeyen Kibar Feyzo filmi ile senaristlik kariyerinde zirve yapmıştır. Kibar Feyzo’da Gülo’nun babası rolünde oynayan İhsan Yüce, Kemal Sunal’ın canlandırdığı Feyzo’ya kızını oldukça fazla para karşılığında vermiştir. İhsan Yüce, oynadığı filmlerden, senaryolardan oldukça fazla para kazanmasına rağmen paraya fazla önem vermemiştir. Kazandığı paraları yine tiyatroya, sinemaya harcamıştır. Bu yönde yatırımlar yapmıştır.

İhsan Yüce, sadece Sinema ve tiyatro oyuncusu, senarist, yönetmen değil aynı zamanda iyi bir şairdir de. Ancak şiirleri ile ön plana çıkmamıştır. Ama Ekmek Şarap Sen ve Ben şiiri kesinlikle bazı şairlere taş çıkartacak bir eserdir.

Yeşilçam’ın bu değerli sanatçısını 15 Mayıs 1991 yılında kaybettik. İhsan Yüce hayatını kaybettiğinde Can Yücel, arkadaşının evinde düzenlenen cenaze törenine katılır ancak mezarlığa gitmez. Mezarlığa neden gitmediği sorulduğunda ise şu cevabı verir. “İnsan arkadaşını hiç gömebilir mi yahu?”

İşte böyle bir insandır İhsan Yüce…

Aldığı Ödüller

13.Antalya Film Şenliği, 1976, En İyi Yardımcı Erkek Oyuncu, İşte Hayat
18.Antalya Film Şenliği, 1981, En İyi Erkek Oyuncu, Derya Gülü

Ekmek Şarap Sen ve Ben

ekmek şarap sen ve ben
bir de sabahın dördü
dışarda kar
odamız ılık
gözlerin ılık ılık damlarken boş kadehe
anlattın bana ağzı sarımsak kokan bir çocukla yattığını
aşkı tattığını, karım dediğini ve aldattığını

kıskandım gogen’i tahitilim
terlemiş vücudunu silerken
cüzzam mikrobunu ve yaktığı kulübesini
saçların bağlamıştı ellerimi muz kokulum
güneşi doğurmuştu ölü cisim
martı çığlıklarıyla bir sahil kayalığında
nefesin vücudumu yakıyordu yer yer
sam yelim sahra-i kebirim
kahrettim her şeye o gün
babanın şarap çanağına,
gogen’,
kadere,
sana,
bana,
bir de gittiğin arabanın tekerine

ne diyordum arkadaş…
diyordum ki ben bu zıkkımı içmek için içerim
ama içerken düşünmem neden içiyorum diye
daha sonra yaparım hayatın felsefesini

sırayla olurum fatih, selim, kanuni
bazen kadın hamamında tellak…
bazen christoph colomb
napolyon’ken düşünürüm elbe’de geçen günleri
timur’ken beyazıt’ı yenişimi…
bir kere aristo’nun hocası olmuştum
ona verdiğim dersle gurur duymuştum
bazen jan dark’ı kurtarmak için çalışan bir kahraman
bazen odunun ateşleyen bir cellat olurum

eğer daha da içersem
shakespeare halt etmiş derim karşımda
salyalı dudaklarımdan yayık sesimi dinlerim de
işte mozart’ın aradığı melodi bu diye gülerim
enayiymiş be platon…
bir içsin de görsün… ne felsefesi varmış bu hayatın
anlasın geçmişi kınalı dünyanın kaç bucak olduğunu

ıslak kaldırımlarda yürürken acırım
önde yalpa vuran sarhoşun zavallı haline
ukalalık işte derim neme lazım senin
kendine bak; sende bir serserin bir sarhoş….
ve yavaş yavaş kaybolur acı kahkalarım
şehrin izbe sokaklarında
yavaş yavaş kaybolur benliğim…

CEVAP VER