Yazı Dizisi-2 | Fenerbahçe İle Galatasaray’ın Beraber Büyüme Öyküsü

1293
Fenerbahçe – Galatasaray derbisine iki gün kaldı. Heyecan gittikçe artıyor. Derbinin bugününe dair herkes bir şeyler söyleyecektir ama biz geçmişi gezmeye devam edelim. Yazı dizisinin ikinci bölümündeyiz…

 

Kuruluşlar
Ali Sami Yen

Mekteb-i Sultani’de edebiyat öğretmenleri ders anlatırken arka sıralarda oturan birkaç arkadaş kafa kafa vermişti, bir futbol takımı kuracaklardı! Reisleri Ali Sami Yen, rotalarını “Maksadımız, İngilizler gibi toplu halde oynamak, bir renge ve isme malik olmak, Türk olmayan takımları yenmektir.” diye açıklamıştı. O gün 1905 yılının Ekim ayıydı, Galatasaray kurulmuştu.

Ziya Songülen

İstanbul’un Anadolu yakasındaki gençler de önce 1899’da, sonra 1902’de kulüp kurmaya çalışmışlar ama siyasi nedenlerle kapanmışlardı. 1907’de bu sefer kimse onlara engel olamayacaktı. Ziya Songülen, Ayetullah Bey ve Necip Okaner önderliğinde Kadıköy’de ilk futbol kulübü, Fenerbahçe kuruluyordu.

İlk Yıllar
Şükrü Saracoğlu

Bugün rekabetlerinin yaşı 100’ü geçen iki ezeli rakip böyle kurulmuş, ilk maçlarını da 1909’da oynamışlardı. 1914’e kadar yapılan yedi maçı Galatasaray kazanmış, Fenerbahçe ise galibiyetini 4 Nisan 1914’te elde etmişti. İki takım Profesyonel Futbol Ligi kurulana kadar 160 kez karşı karşıya gelirken, her iki takım da ilk efsanelerini yavaş yavaş üretiyordu. 1934 – 1950 yılları arasında Fenerbahçe başkanlığı yapan Şükrü Saracoğlu, bugünkü stada ismini verdi. Tabii Kadıköy’ün yeşil sahalarında da bir efsane vardı; Zeki Rıza Sporel, 19 yıl formasını giydiği Fenerbahçe’de 332 maçta 470 gol attı! Bu dönemde Cihat Arman, Fikret Arıcan, Halit Deringör, Basri Dirimlili, Galip Kulaksızoğlu gibi başka efsaneler de vardı.

1960’lar: Baba Gündüz Kılıç, Taçsız Kral Metin Oktay, Ordinaryüs Lefter, Sinyor Can Bartu
Gündüz Kılıç – Metin Oktay

Galatasaray da bu dönemde boş durmuyordu. Aynı dönemde Gündüz Kılıç, tarih yazmaya devam ediyordu. Fenerbahçe’ye 9, Beşiktaş’a 20 golü vardı. 30 Haziran 1940’ta oynanan maçta Beşiktaş’a üçü ayakla ikisi kafayla 5 gol atmayı başarmıştı. Türkiye 1. Profesyonel Ligi kurulduktan sonra iki kez Fenerbahçe, bir kez Beşiktaş şampiyon olmuştu. Daha sonra ise Galatasaray fırtınası başlamıştı. Gündüz Kılıç idaresindeki Cim Bom, 1962 ve 1963 yıllarını şampiyon olarak bitiriyordu. İkinci sezon şampiyonluğunda Metin Oktay 22 maçta 38 gol atarak 1960’lı yılların en büyük Galatasaraylı futbolcusu olmuştu.

Metin Oktay’ın Ağları Delen Golü

“Naci’yi geçtikten sonra çok dar açıdan kaleye vurmak zorundaydım. Başımı kaldırım, bütün kuvvetimle vurdum. Özcan köşeyi kapamıştı, ama top Fenerbahçe kalesine girdi. Golden sonra arkadaşlarımın kucağındaydım. Topun ağları deldiğini sonradan öğrendim.” diye anlatmıştı Metin Oktay efsanevi golünü. Taçsız Kral, Galatasaray formasıyla altı kez gol kralı oldu, 217 gol attı, bunların 18 tanesi sarı lacivert filelereydi!

Ver Lefter’e Yaz Deftere

Ordinaryüs Lefter Küçükandonyadis, Fenerbahçe’nin 1960’lı yıllardaki en başarılı futbolcusuydu. Onu bir başka efsane Sinyor Can Bartu şöyle anlatıyordu: “Tek başına bir takımdı. O iyi oynadığı zaman hiçbir rakip onu durduramazdı. Topu istediği yere atardı. Frikikleri, penaltıları önlenemezdi. Rakiple dalga geçerdi.” Fenerbahçe, Galatasaray’ın dublesinden sonraki iki sezon şampiyon olmayı başardı. Lefter de profesyonel ligin ilk altı senesinin beşinde oynadı. Toplamda 16 yılda 615 kez formasını giydiği Fenerbahçe’de 423 resmi gol attı. Galatasaray ağlarına da 18 kez topu bırakmayı başardı.

1970’ler: GS’nin üçlemesine karşılık Didi’nin dublesi
“Ayı” lakaplı Gökmen Özdenak

Fenerbahçe’nin başında 8 sene başkanlık yapan Faruk Ilgaz vardı, onun zamanında Fenerbahçe beş kupalı sezonu yaşadı, Manchester City’i eledi, iki şampiyonluk yaşadı. Galatasaray cephesindeyse İngiliz teknik direktör Brian Brich’ün 4-3-3 oynayan takımı 1971, 72 ve 73 yıllarında üç kez üst üste şampiyon olmayı başardı. Yasin ve Gökmen Özdenak kardeşler, Metin Kurt, Mehmet Oğuz, Bülent Ünder gibi isimler vardı takımda. Cim bom’un üçlemesine karşılık Faruk Ilgaz Brezilyalı Didi’yi takımın başına geçirdi, bunun karşılığını üst üste iki kez şampiyon olarak aldı.  Fenerbahçe’nin saha içerisindeki yeni yıldızıysa Cemil Turan’dı. Toplam üç kez gol kralı olmayı başaran Cemil Turan, Galatasaray’a da 14 kez gol atmayı başarmıştı.

1980’ler: Fener’in Rıdvan’ı varsa Cimbom’un Tanju’su var

Fenerbahçe 80’lerin başında Branko Stankoviç yönetiminde ve saha içerisinde Selçuk Yula, Alpaslan Eratlı gibi isimlerin önderliğinde iki kez şampiyon olmuş bir sonraki şampiyonluk içinse 1989’u beklemişti. 1988-89 sezonunda Veselinoviç yönetiminde 103 gollü unutulmaz bir şampiyonluk yaşadılar. Bu dönemde Fenerbahçe’nin yıldızları Rıdvan Dilmen, Oğuz Çetin, Aykut Kocaman, Müjdat Yetkiner gibi isimlerdi.

Mustafa Denizli – Jupp Derwall

Galatasaray ise beklemedeydi. Son şampiyonluklarını 1973’te yaşamışlar, ardından uzun bir bekleyişe geçmişlerdi. Galatasaray’ı en çok şampiyon yapan teknik direktör olan Fatih Terim, 11 yıl oynadığı Galatasaray’da hiç şampiyonluk görememişti! Zinciri kırmak başkan Ali Tanrıyar’a nasip oldu. Almanya’nın ünlü antrenörü Jupp Derwall’e emanet olan Cim Bom, 86-87 sezonunu şampiyon tamamlamıştı. Derwall’in yanında yetişen Mustafa Denizli de Galatasaray’ı daha sonra şampiyon yapacak, Şampiyon Kulüpler Kupası’nda yarı finali görecekti. Bu dönemin yıldızı da şüphesiz Tanju Çolak’tı Galatasaray adına. 1987-88 sezonunda 38 maçta 39 gol atarak Avrupa gol kralı olmuş ve Altın Ayakkabı’ya layık görülmüştü.

1990’lar: GS’nin altın, Fener’in kabus yılları

80’lerin sonunda Fenerbahçe fırtınası esse de 90’ların başına Beşiktaş damga vurdu. Goldon Milne yönetiminde üçleme yaptılar, daha sonra da Galatasaray’a teslim ettiler ligin ağabeyliğini! Karl Heinz Feldkamp yönetiminde üst üste iki kez şampiyon oluyordu Cimbom. Araya bir kez Trabzonspor’dan aldığı şampiyonlukla Fenerbahçe girse de, 1996-2000 arasında üst üste 4 kez şampiyon olan Galatasaray, ayrıca UEFA Kupası’nı da alarak tarih yazıyordu. Bu dönemin efsaneleri saha kenarında Fatih Terim, saha içinde de Gheorge Hagi, Popescu, Taffarel, Bülent Korkmaz, Hakan Şükür gibi isimlerdi. 90’lı yıllar Fenerbahçe içinse kabus gibiydi adeta. Yalnızca 1 kez şampiyon olabilmişlerdi. Ali Şen yönetimindeki Fenerbahçe’nin yine de saha içinde önemli isimleri vardı elbette; Aykut – Oğuz, Uche – Högh, Boliç, Atkinson gibi isimler 1995-96 sezonundaki şampiyonluğun kahramanlarıydı. Elvir Boliç 90’lı yıllarda Galatasaray’a 10 gol atmayı başarmıştı.

2000’ler: Aziz Yıldırım tarih sahnesine çıkıyor

1998’de başkan olan Aziz Yıldırım, artık Fenerbahçe’nin de, Türk Futbolu’nun da tarihini değiştirecekti. Milenyum sonrası ilk şampiyonluğu Fenerbahçe kazanıyordu. Mustafa Denizli yönetiminde, Kennet Anderson, Rapaiç, Revivo, Yusuf, Rüştü, Abdullah gibi yıldızlarla, Fenerbahçe uzun bir aradan sonra ilk kez şampiyon oluyordu. Aziz Yıldırım’ın 2000’ler dönemine damga vuran oyuncular Alex, Tuncay, Van Hooijdonk, Rüştü gibi isimlerdi. 2007-08 sezonunda Şampiyonlar Ligi’nde çeyrek finale çıkmayı başardılar. Bu dönemin önemli hocalarıysa Fenerbahçe’de iki şampiyonluk yaşayan Christoph Daum ve Avrupa başarısının mimarı Zico’ydu.

Galatasaray ise UEFA Kupası’nın ardından Fatih Terim’i İtalya’ya yolcu etmiş, Lucescu ile Süper Kupa ve Şampiyonlar Ligi’nde çeyrek finale çıkma başarısını yakalamıştı. Eric Gerets’li ve ondan sonra teknik direktörsüz gelen iki mucizevi şampiyonluğun yanı sıra Hakan Şükür tekrar Türkiye’ye dönmüştü, Ümit Karan, Jardel, Mondragon, Emre Aşık, Ergün, Ayhan ve Arda Turan gibi isimler takımın bu dönemdeki önemli yüzleriydi.

2010’lar: Fatih Terim’in dublesi, Fenerbahçe’nin hapis yılları

Bu yakın dönemi yakından biliyoruz, özetle Fatih Terim’in geri dönüşü ve Galatasaray’ı iki şampiyonlukla şaha kaldırmasının yanı sıra Arda Turan Avrupa’ya yelken açtı ve başkanlık düzeyinde yaşanan devamlı değiş tokuşlar, Galatasaray’ı epey yordu. Fenerbahçe ise Daum ile bir kez daha şampiyonluğu son maçta kaçırdı, ardından Aykut Kocaman’la bir şampiyonluk ve UEFA Avrupa Ligi yarı final başarısı geldi. Ama 2011 şike soruşturmalarıyla aynı dönemde kabus yaşadılar. Aziz Yıldırım 1 yıl hapis yattı, takımın önemli isimleri gemiyi terk etti. Daha sonra bellerini doğrulttular ve Ersun Yanal’la bir kez daha şampiyon oldular, ki bu onların son şampiyonluğuydu…

Son

Biri bir lisenin arka sıralarında, diğeri bir semtin arka sokaklarında kuruldu. El ele verdiler, büyüdüler, önce dost, sonra rakip oldular. Şampiyonluklar, yıldız futbolcular, tribünler, kupalar için kapıştılar; gün geldi taraftarlar onlar için kavga etti. Biri büyüdükçe diğeri ona yetişmek için çalıştı ve daha da büyüdü. Arkalarında dört yüze yakın derbi bıraktılar ve biliyoruz ki bu sayı binleri bulacak. Dostlukları da rekabetleri de hiç bitmeyecek.

YAZI DİZİSİNİN BİRİNCİ BÖLÜMÜ: FENERBAHÇE – GALATASARAY DERBİSİNİN TARİHİNE YOLCULUK 

Yazı dizisinin üçüncü bölümünde şunlar olacak:

– Galatasaray ve Fenerbahçe tarihinin en iyi futbolcuları…

– Fenerbahçe – Galatasaray arasında oynanan en unutulmaz maçlar…

– Bu derbiyi birçok kez yöneten ve 6-0’lık maçın da hakemi olan Mustafa Çulcu’nun derbiye dair görüşleri, anıları…

– İki takımın hocalarına, futbolcularına ikize kadar benzeyen ünlüler…

– Gazeteciler, blog yazarları, Ekşi sözlük yazarları derbi için ne dediler?

Siz Bu Konu Hakkında Ne Düşünüyorsunuz?