Türkiye’nin En Çok Tanınan 4 Seri Katili

1362

Son günlerde işlediği cinayetler, kaçak olduğu süre ve yakalanmasıyla gündemden düşmeyen Atalay Filiz Türkiye’de “seri katil” meselesini yeniden hatırlattı. Bir çok krimonologa göre Atalay Filiz seri katil sınıfına girmese de medya bu tamlamaya çoktan alışmış vaziyette. Elbette Türkiye’de krimonologların tanımladığı seri katil cinayetleri de işlendi. İşte o seri katillerden bazıları…

#1 Antep Canavarı Abdullah Dayı (Abdullah Palaz)

43 cinayet ve 300 yaralamadan dolayı 50 yıl boyunca 38 farklı cezaevinde yatmış olan Abdullah Palaz’ın hayat öyküsü gerçekten çok ilginç.

Antep’te hasımlarıyla tartışmaya girip çıkan çatışmada 15 kişiyi öldüren Palaz, ilk olarak Konya Cezaevi’ne gönderilir. Burada Konyalı Efeler ismiyle bilinen bir grup, Palaz’ın dışarıdaki düşmanları tarafından O’nu öldürmek için tutulur. Palaz bu durumu kendisini ziyaret eden karısına anlatır. Fakat kendisinden daha sert mizaca sahip karısı “Ya o grubu tamamen temizlersin ya da erkek diye karşıma çıkamazsın.” der. Bunun üzerine karısı bir sonraki ziyaretinde yemek tenceresinin içine silah saklayarak cezaevine getirir. Ertesi gün arkadaşlarıyla birlikte bastığı koğuşta 7 kişiyi öldüren Palaz, buradaki olaydan sonra Afyon Cezaevi’ne gönderilir. Burada da diğer mahkumlarla anlaşamaz ve bir kaç kişiyi daha öldürür. Daha sonra Bursa Cezaevi’ne gönderilir. Burada Nazım Hikmet’le tanışır. Cezaevi müdürüne eğer kendisini Nazım Hikmet’le aynı koğuşa alırsa kendisini öldürmeyeceğini söyler. Bunu kabul eden müdür sayesinde Palaz, kendince Nazım Hikmet’in koruyuculuğunu üstlenir. Hikmet’in başka bir cezaevine gönderilmesinin ardından da cezaevi müdürünü öldürür. Sürgün üzerine sürgün yiyen Abdullah Palaz, dönemin İçişleri Bakanınca 3 kez ziyaret edilir. Bu ziyaretlerin sebebi ise, O’nun devlete olan saygısını bildiklerinden biraz durulmasını sağlamaktır. Fakat Palaz, ne kadar söz verse de yerinde duramaz. Son olarak Bayrampaşa Cezaevi’ne gönderilir. Buraya geldiğinde artık 50’li yaşların sonundadır. Devlet Palaz’ın 40 yılı aşan ceza süresini yeterli bulur ve 1991 yılında tahliye edilir.

Tahliye olduktan 9 ay sonra ise eceliyle ölür. Öldüğü zaman cenazesini alacak kimse olmadığı için devlet tarafından bir mezarlığa gömülmüştür. Ve öldüğü zaman ezbere bildiği tek cümleler sadece Nazım Hikmet’in bir kaç şiiriydi.

Meraklısına…

#2 Bebek Yüzlü Katil (Ali Kaya)

Çocuk yaşta hırsızlık, adam yaralama ve gasp olaylarına karışan Ali Kaya 17 yaşında cezaevine konulur, 1997’de 19 yaşındayken tahliye olur. Asıl hikaye de bundan sonra başlar…

Aynı yıl Alanya’da emlak bürosu işleten amcasını öldüren Kaya’ya 5 yıl hapis cezası verilir. Silifke Cezaevi’nden 1999’da tahliye olan bebek yüzlü katil, bu kez de annesine tecavüz ettiği iddiasıyla Zeynel Abidin Gümüş’ü öldürür. Kaya cesedin yanına bıraktığı “Allah beni çağırııyor. Hakkımı almak için Allah’ın yanına gidip geleceğim. En kısa zamanda günahkarlar ve düşmanlarımla hesaplaşacağım” notu sebebiyle akıl hastanesine gönderilir. Fakat yine 1999 yılında doktorların verdiği “kapalı yerde kalamaz” raporuyla serbest bırakılır. Alanya’ya gelen Kaya burada bir gazino işletmecisini bıçaklar. Ve “akli dengesi yerinde değildir” raporu sebebiyle tutuksuz yargılanmak üzere yine serbest bırakılır. Daha sonra Ağrılı Mehmet lakaplı bir kadın tacirini ve Fırat Solmaz adlı bir şahsı bıçaklar. Alanya’daki son olayda ise iki cezaevi görevlisini sokak ortasında bıçaklar. Bunun üzerine Manisa Ruh ve Sinir Hastalıkları Hastanesi’ne yatırılır. Aralarında “Çivici Katil” lakaplı Süleyman Aktaş’ın da bulunduğu 17 kişilik koğuşta kalan Kaya ve koğuş arkadaşları; İzmir’de iki çocuğa tecavüz edip öldüren Ayhan Kartal’ı boğazını kesip üç kez bıçaklayarak öldürürler. Ali Kaya bu cinayetin ardından Şanlıurfa Yarı Açık Cezaevi’ne gönderilir. 1 yıl sonra firar eden Kaya, son olarak 2004 yılında Antep’te Mehmet Poyraz adlı şahsı öldürür.

2004’te Alanya’da sahte bir kimlikle yakalandığında üstünden ünlü iş adamlarının da adlarının yazılı olduğu bir “ölüm listesi” çıkar. Ali Kaya 2004’te ve son olarak 2012’de alınan ifadesinde şöyle demiştir: “Dört sene sonra geldim. Yine en kısa zamanda geri döneceğim. Günahkarlarla ve düşmanlarımla hesaplaşacağım. Görevimi başarıyla yapamadım fakat mutlaka yapacağım. Toplumu kötü insanlardan temizleyeceğim.”

Tedavisinde görev alan psikiyatrlara göre Ali Kaya’nın “durdurulana kadar adam öldürme” özelliği var. Cinayetlerini bıçakla işliyor. Ve aramızda geziyor.

#3 Çivici Katil (Süleyman Aktaş)

Süleyman Aktaş Denizli’de Türkiye Elektrik Kurumu’nda çalışan bir işçidir. Bir gün 31500 Volt elektrik akımına maruz kalır ve ağır yaralanır. Aktaş’ın hikayesi bundan sonra başlar.

Tedavisinin ardından fiziksel olarak iyileşen Aktaş, bu olayın ardından Antalya’da Nuri Keskin adında bir baş komiseri öldürür ve tutuklanır. Mahkeme akli dengesinin yerinde olmadığına dair karar verir ve Aktaş’ı, Manisa Ruh ve Sinir Hastalıkları Hastanesi’ne gönderir. Burada 4 buçuk yıl tedavi gören Çivici Katil, taburcu olduktan sonra Denizli’nin Bozkurt ilçesindeki Çambaşı Köyü’ne döner. Aktaş köye döndükten 3 yıl sonra, 1994’te dört komşusunu boğarak öldürür. Süleyman Aktaş; Ayşe-İsmail Güneş ve Rukiye-Ramazan Kocatepe isimli yaşlı çiftlerle, Yıldırım Kılıç’ın gözlerine ve kafasına çivi çakar. Paranoid şizofren olan katil ifadesinde, “Çivi görünce dayanamıyorum, insanların kafasına çakmak istiyorum.” demiştir. Tekrar Manisa Ruh ve Sinir Hastalıkları Hastanesi’ne kaldırılan Aktaş, bugün hala yüksek güvenlikli bir odada gözlem altında tutulmaktadır. Ve tedavisinde ilerleme kaydedilememiştir.

Meraklısına…

#4 Artvin Canavarı (Adnan Çolak)

16 Ekim 1992 akşamı 15 yaşındaki kızlarıyla Artin’in Seyitler Köyü’nde yaşayan Hüseyin ve Asiye Korkmaz çifti öldürülür. Anne ve baba aldıkları balta darbeleriyle, kızları ise defalarca tecavüze uğradıktan sonra öldürülmüştür. 1 yıl sonra ilk cinayetin işlendiği köye birkaç kilometre uzaklıktaki Soğanlı Köyü’nde Ziver Bildirici ve gelini Hayriye Bildirici sabah saatlerinde evlerinde ölü olarak bulunur. Adam, kafasına aldığı keser darbesiyle öldürülmüştür. Kadın ise tecavüz edildikten sonra aynı şekilde öldürülmüştür. İkinci cinayetten üç ay sonra Şavşat’a bağlı Köprükaya Köyü’nde yaşayan 60 yaşındaki Ahmet ve Abuhayat Gümüş aynı şekilde öldürülmüş halde bulunurlar. Ancak bu olayda diğerlerinden farklı olarak katil evi altüst etmiştir. 4 ay sonra Salkımlı Köyü’nde yalnız yaşayan 62 yaşındaki Hediye Sancaktaroğlu ahırda iş yaparken saldırıya uğrar. Kafasından ağır yara almış ve tecavüze uğramıştır. Saldırgan, kurbanın öldüğünü düşünüp olay yerinden ayrılır. Ancak yaşlı kadın kurtulur. Bu olaydan 4 ay sonra bu kez Ardanuç’un Gümüşhane Köyü’nde yaşayan 60 yaşındaki Osman ve Kevser Aksoy çifti öldürüldükten sonra evleri yakılır. Yine 4 ay sonra 70 yaşlarındaki Ahmet ve Ayşe Bayram çifti ve kısa bir süre sonra da 70 yaşındaki Hacer Kars öldürülür. Artvin merkeze birkaç kilometre uzaklıktaki Salkımlı Köyü’nde oturan 58 yaşındaki Hediye İpek boğazı tülbentle sıkılıp bayıltıldıktan sonra tecavüze uğrar. Saldırgan, kadını öldü sanıp bırakmıştır. Kadın, komşularından yardım istedikten sonra hastahaneye kaldırılır. Kurban, kendisine saldıran kişiyi tanımıştır. Saldırgan, komşusu Adnan Çolak’tı ve eşkâlini en ince ayrıntısına kadar polise verir. Polis aynı gün saldırganı yakalar. Çolak’ın evinde, üçüncü kurbanın evinden alınmış telefon ve son olayda giyindiği giysiler bulunur.

Artvin Ağır Ceza Mahkemesi’nde yargılanma başlar. Mahkemede neden yaşlı insanları öldürdüğü sorulur. Çolak: “Yaşlı insanları öldürüyorsam da bunlar zaten zamanlarını doldurmuşlar. Onlar bizim yerimize fazladan yaşıyorlar. Belki de bizim kısmetimizi yiyorlar. Hem kendimi tatmin ediyordum, hem de onları öldürerek toplumu rahatlatıyordum…” ifadelerini kullanır. Yargılama beş yıl sürer. Zonguldak 1. Ağır Ceza Mahkemesi, 25 yaşında cinayet işlemeye başlayan Adnan Çolak’ı; tanıklar, teşhisler ve deliller ışığında 6 kez idam, ikişer kere 20 yıllık ağır hapis cezasına çarptırır.

Ve medyanın “Rahşan affı” olarak adlandırdığı Şartlı Salıverme Yasası kapsamında 28 Mayıs 2005 tarihinde serbest bırakılır.

Meraklısına…

CEVAP VER