Türkiye’de Terör Nasıl Çözülmez?

1908

Her gün ama her gün bir başka kötü haber. Eğer “rakam” tek haneli ise milli yas yok gibi bir şey, fakat eğer çift haneli geliyorsa şehit haberi, işte o zaman sosyal medyasından tut sokağına kadar herkes kederli. 1 kişi ya da 10 kişi, aslında ne fark eder ki, içinde bulunduğumuz durum zaten sürekli yasta kalma sebebi, öncelikle bunu farkında olmak gerek.

Kimi zaman gelen bir hain pusu haberi, kimi zamansa gelen bir karakol basma haberi yüreğimizi dağlar oldu. İşin acı kısmı ise artık alıştık. Tekrar ediyorum, alıştık ve asıl sorun burada. Şehit vermeye “alışıyoruz”. Terörü sanki günlük bir şeymiş gibi karşılıyoruz.

Terör yüzünden hayatların solmasına, ALIŞMAMALIYIZ. Terör böyle çözülmez.

Türkiye her zaman terörden büyük bir acı çekti. Bunun en büyük sebeplerinden biri; jeopolitik konum ve tarihi. Hani diyorlar ya “Abi Amerika bizim gelişmemizi istemiyor, işte bu yüzden PKK’ya filan yardım ediyor. Zamanında ASALA’ya da yardım etmişti bunlar.” dedikleri, belki de biraz da doğru. Türkiye, dünyada besin ihtiyaçlarını kendi kaynaklarından karşılayabilen ve ihtiyaç fazlası ürün sağlayabilen nadir ülkelerden biri. Ya da eskiden öyleydi. Çünkü artık tarımın gerilemesi ve doğudaki besiciliğin gerek terör, gerekse devlet politikaları yüzünden gerilemesi ile bu özelliğimizi kaybettik.

Neyse, konumuza dönecek olursak, son günlerde gerçek bir artış var terör olaylarında. Gerek daha 2 gün önce Yüksekova’da kaybettiğimiz 16 şehidimiz (resmi kaynaklarca) olsun, gerek ben bu yazıyı yazarken Iğdır’da bombalı araç saldırısı sebebiyle kaybettiğimiz 13 şehidimiz olsun, gerekse Tunceli’de kızının yanında şehit olan polisimiz olsun, her geçen gün yitirdiğimiz canlarda artış oluyor.

Bakın, ben ne devlet politikalarından anlarım, ne de henüz askere gitmişliğim var. Büyük ihtimalle de gidemeyeceğim. (Gitmeyeceğim değil, gidemeyeceğim.) Yine de benim bile bilebileceğim kadarıyla bu terör 400 milletvekili söylemiyle (baya bir tepki çekmişti o da) ya da şehit çocuğunu maça götürüp maç izlemekle çözülmez. Önemli olan, o çocuğun babasıyla birlikte maçı izlemesini sağlamaktır. Resimdeki gibi bir tablonun oluşması hiç bir zaman kabul edilemez. Hele hele bir partinin binasını yakıp yıkmakla hiç çözülmez. Terör ne kadar haksızsa, bu eylemlerde haksızdır. Terör, böyle de çözülmez. Eğer sen bunu yapanların haklı olduğunu düşünüyorsan, genç Mehmetlerimizi vuran teröristten ne farkın var?

Sen PKK bir Kürt oluşumudur diyerek, kendince sokakta Kürtleri cezalandırıyorsan, ne farkın kalır teröristten? Dün duyduğumuz üzere; yoldan geçen insanlara kimlik sorup, eğer “Kürt” ise dövmek hangimizin insanlığına sığar allah aşkına? Aynı şeyi Doğu’ya da gidince PKK da yapıyor. PKK doğuda yol kesiyor, adam vuruyor. Güzel kardeşim sen bunun aynısını yapınca ne farkın kalıyor? Tamam devletin çözemiyor diye hıncını almak istiyorsun da suçsuz kişilerin ne suçu var.

Bak bir de şöyle anlatayım olayı: Diyelim ki siz bir çiftçisiniz ve tarlanız var. Tarlanız bulunduğunuz köyün en iyisi. Yan komşunuzun 5 adet çocuğu var. Bunlardan 2 tanesi sizin tarlanızı çok kıskanıyorlar ve bazen sizden bir şeyler çalıyorlar. Bazen hayvanlarınızı kaçırıp kesiyorlar. Hatta bir tane çocuğunuzu öldürdüler. Ama geriye kalan 3 kardeş tamamen suçsuz hatta kendi kardeşlerinden nefret ediyorlar. Size yardım ediyorlar, tarlanızı sürmenize yardım ediyorlar, eksik bir şey olunca geliyorlar filan. Ama çocuğunuzu kaybettiğiniz için öylesine nefret dolusunuz ki ailesine, her ne kadar suçsuz olduklarını bilseniz de 3 kardeş size yardıma geldiklerinde kovuyorsunuz, küfrediyorsunuz ve dövüyorsunuz. O 2 kardeşe ulaşamadığınız için hıncınızı masum 3 kardeşten çıkarıyorsunuz. Bir insanı sadece Kürt diye cezalandırmak nedendir ki?

İşte bugünlerde de onunla karşı karşıyayız. PKK genç askerlerimizi şehit ederken; biz buralarda Kürt mahalleleri yakıp, yıkıyoruz. Her ne kadar telaffuz etmekten çekinsem de günden güne bir İç Savaş’a sürüklenip gidiyoruz.

Bu noktada önemli olan galeyana gelmeyip, birliğimizi korumak. Bu olaylar sonucu çıkacak bir İç Savaş hepimizi, şu anda her gün karşılaştığımız Suriyeli Mültecilerin durumuna düşürebilir.

 

Suriye’de iç savaş: önce/sonra

Yakınımızda çok güzel bir örnek var; Suriye. Adamlarda hayat güzeldi. Suriye Cumhurbaşkanı Esad komşularıyla gayet iyiydi, o zamanlardaki Başbakanımız Recep Tayyip Erdoğan ile de baya samimiydi. Ama bir anda değişti her şey. Halk kutuplaştı ve İç Savaş yavaş yavaş geldi. Geliyorum dedi.

Bu olaya engel olmak senin elinde. Ülkeni daha kötüye gitmekten kurtarmak da. Sana soruyorum güzel kardeşim: Yukarıda anlattıklarımı düşünüp, ülkeyi geriye zor dönülecek bir kutuplaşmaya itecek ve Teröristlere yardım mı edeceksin, yoksa bu cennet vatanın için, nefret güttüğün ve içlerinde iyi insanlar olan Kürtlerle, Çerkezlerle, Lazlarla birlik olup doğuda gerçekleşen bu olaylara, diyalog ile, birliktelik ile mi cevap vereceksin?

Terör, diyalogla, iknayla veya birlikteli ile nasıl çözülür bilmiyorum ama, terör bugün yapılanlar ile çözülmez, bunu biliyorum.

CEVAP VER