Türkiye’de otobüste kadına şiddet gerçeği…

4158
En son otobüs içinde kadına şiddet mağduru Ayşegül Terzi

Kadın dediğin elinin hamuruyla öyle her şeye karışmayacak yoksa eğer kadına şiddet mağduru olursa suçu kendinde bilmeli… Laf söylerken ellerinin hamurlu olduğunu hatırlayacak, giyinirken, oturup kalkarken dikkat edecek ki elindeki hamuru öyle kenara köşeye bulaştırmayacak. Bazen iki tokatla haddini bilmeyi öğrenecek. Yok haddini bilmiyorsa köteğin derecesi yükseltilerek canı biraz daha yakılacak. Otobüse destur deyip binecek, şortla filan biniyorsa kötek bir yana yaşamaya hakkı yok! Şort giydiği için otobüste Ayşegül Terzi’ye tekme atan Abdullah Çakıroğlu adındaki şahıs aynen böyle söyledi. ‘Senin yaşamaya hakkın yok, şeytansın sen!’ Ha taciz ha dayak, mağdur hep kadın değil mi?

Abdullah Çakıroğlu’nun yakalanıp serbest bırakılması üzerine tepkiler yükselince tekrar gözaltı kararı çıktı. Yakınları Abdullah Çakıroğlu’nun şizofren olduğu yönünde açıklamalarla suçunu hafifletmeye çalışsa da kadına şiddetle dolmuş olan bardağı taşıran son damla oldu bu olay… Suça yatkın insanların kadına şiddet eğilimlerini en kolay aişle içinde çocuk ve kadınlar üzerinde uyguladıkları ülkemizde görünen manzara; caydırıcı cezalar olmadıkça, aileden ve toplumdan öğrenilen saygı dozajı artmadıkça ve eğitim gelişmedikçe bu devranın böyle süreceği yönünde…

Birleşmiş Milletler Kadınlara yönelik Ayrımcılığın Önlenmesi Komitesi (CEDAV) ın dünya üzerindeki kadın nüfusuna yönelik yaptığı araştırmaya göre kadınlar’ zorla güdüme sokulan 2. Derece vatandaş olmaya’ bu devirde bile devam ediyor. Eşitsizlik ilkesizliğinin en çok görüldüğü 3. Dünya ülkelerinden biri de Türkiye…

İngiliz Daily Mail Gazetesi 2015 yılında tek başına tatile çıkmayı düşünen kadınlar için riskli ülkeleri sıralarken Türkiye’yi 3. Güvensiz ülke olarak ilan etti. İlk sırada Hindistan bulunurken, ikinci sırayı Brezilya aldı. Daily Mail, Türkiye’nin güvensizlik notunu ise bıçaklanıp yakılarak öldürülen Özgecan Aslan olayını örnekleyerek düşürdü. Türkiye son 10 yılda kadın cinayetleri yaklaşık yüzde bin beş yüz oranında artan bir ülke olduğundan bu yılda muhtemelen riskli ülkeler arasındaki yerini koruyor.

Dünyada ve Türkiye’de kadınların durumuna kısaca bir göz atarsak;

  • Gelişmekte olan ülkelerde açlık sınırında yaşayan yaklaşık bir buçuk milyar insanın dörtte üçünü kadınlar oluşturuyor. Günlük harcama limitleri 1 dolardan az…
  • Dünya malı dünyada kalır kalmasına ama kadınların payına düşen mal varlığı maalesef yüzde bir oranında…
  • Dünyada üretim oranının yüzde yetmişini kadınlar gerçekleştirirken elde edilen gelirden aldıkları pay sadece yüzde on…
  • Eğitimde dışlananların ve henüz okuma yazma bile bilmeyen kadınların oranı ise üçte iki!Türkiye’de kadınların milli üretime katılımları dünya ortalamalarının altında! AB ülkeleriyle kıyaslandığında AB’de katılım yüzde 46 civarındayken ülkemizde 15 yaş üstü kadın nüfusun katılım oranı yüzde yirmi altılarda…
  • Dünya genel istatistiklerine bakıldığında çalışan kadınlar erkeklerden en az yüzde yirmi  düşük ücret alıyorlar. Bizde ise bu oran yüzde altmışlarda…
  • Mecliste, devlet yönetimini ve yerel yönetimleri paylaşmaktaki oranları ise hala çok az…

GLOBAL Politika ve Strateji’nin her yıl yayınladığı ‘Türkiye kadına şiddet Raporu’ verilerine göre 2015 yılındaki halimiz ise aynen şöyle;

2015 yılında medyaya yansıyan kadına şiddete yönelik 908 vaka var. Bu vakalar şiddet türlerine göre değerlendirildiğinde birinci sırayı yaklaşık yüzde altmış beş oranında fiziksel şiddet alıyor. İkinci sırayı yüzde 31 oranında cinsel şiddet teşkil ediyor. Yüzde dört buçukluk oran psikolojik şiddet görürken ekonomik şiddet vakası neredeyse yaşanmıyor.

Yani ekonomiden önce eğitimin düzelmesi gerekiyor. (Kaynak: Doç. Dr. Kübra Gültekin)  Türkiye’de kadın cinayetleri

Gelelim olayın özünü kısa kısa anlatırken kadınların yaşadığı en acı sonların istatistiklerine;

2010- 2015 yılları arasında ülkemizdeki kadın cinayetlerinin sayısı 1134 ! Cinayeti işleyenler ise sevgili, koca, baba, erkek kardeş ve en yakınlarındaki akrabalar içinden erkekler. Sebepleri ise çoğu zaman basit sebepler (saçını boyatma, kısa etek giyme, dedikodu vb) ve töre, namus meseleleri oldu. (Kaynak Bianet)

Aile ve Sosyal Politİkalar Bakanlığı (Kadın ve Aileden Sorumlu Bakanlık’tan ‘kadın ismi çıkarıldı) ülkemizde kadına şiddete yönelik araştırmalarda ekonomik yetersizlik, göç, işsizlik gibi etkenleri sayarken toplumsal cinsiyet eşitsizliği gibi büyük bir şiddet teşviğini maalesef es geçiyor.

Ayşegül Terzi’ye ise otobüste tanımadığı birinden gelen saldırı toplum olarak yozlaştığımızın son örneklerinden biridir. Savunma her ne kadar muhafazakarlık kılıfına gizlenmiş olsa da, aslında şiddetin önlenemez yükselişinden en zayıf halka görülen kadınlara biçilen çiledir. Abdullah Çakıroğlu’nun mesleğinin güvenlik görevlisi olduğunu da düşünürsek toplum içinde ‘güven’ kalmadığının resmidir.

Durum gösteriyor ki ifadesinde “Ben vücutta açık gördüğüm yerlere tekme atarım. Giyimini beğenmediğim insanları döverim. Devlet bunlara ceza vermiyor. Devlet bunları cezalandırmalı” diyen Abdullah Çakıroğlu’nun ve türevlerinin bindiği otobüslere kısa kollu t-shirt le binmek bile tehlikelidir.

Ataerkil bir düzen olan Türkiye’nin elinden hamuru sıyırmış kadınlara oldukça ihtiyacı var. Çocuklarını yetiştirirken kızlarına öncelikle özgüven, oğullarına ise saygı öğretecek ve insanlık ölmesin diye yaşatmaya çalışan annelere muhtacız. Belki yitirdiğimiz o güven duygusu tekrar yeşerir ve başka güzel şeylerden konuşuruz gün gelir!

CEVAP VER