The Internship / Genç Çıraklar (2013) / Film Eleştirisi, Kritiği, Yorumu

1621
The Internship / Genç Çıraklar (2013)

Yönetmen: Shawn Levy
Oyuncular:  Vince Vaughn, Owen Wilson, Rose Byrne


Film gül gül öldürmüyor, yer yer tebessüm ettiriyor.

Ama sorun değil. Zaten “gülelim biraz” demekse amaç bunu yapacak bir sürü film var. (bkz: this is the end)

Bu film benim moralimi de bozdu bir noktadan sonra. Bir noktaya kadar güzel bir şey gibi gelmişti Google gibi bir ortamda çalışma düşüncesi. Ama oraya varmak için bir sürü insanın üstüne basıp ezmeniz gerektiğini görünce hoşlanmadım. Bir de ben sevmiyorum böyle “bir şeylerin” parçası olarak ego yapıp dolaşmayı. Kanıma dokunuyor. Filmdeki hatun misal.

Eleman onu evine bıraktığında “Google yüzünden artık çapkınlık yapmak için palavra sıkamaz oldum” gibi bir laf ettiğinde, kız; “işini zorlaştırdık senin, desene” gibi bir laf ediyor. Canım ya. Nasıl da kendini Google‘ın bir parçası olarak görüyor. Nasıl da bundan mutluluk duyuyor. Nasıl da kendi varlığını ortaya koyabilmek için Google‘a muhtaç olduğunu göremiyor. Sistem ayrıca hep aynı her yerde. Bir sürü burnu kalkık yönetici bir sürü amatöre bir tür askeri bakış ile bakıp “çoook çömezsiniz” baskısını yapsa da oysa kendileri de zamanında aynı aşamadan geçmişlerdir en fazla. Kısacası altından geçtikleri sistemi, gelecekte aynen uyguluyorlar. Sistemi yaşatıyorlar.

Bu arada o kadar farklı ve kolaylıklar sunan çalışma ortamının nimetleri yetmiyormuş gibi belirlenmiş 3-5 kurala takılabilir insanoğlu. İşte bu açgözlülüktür. Ve işte bu yüzden vardır o kurallar. “Bakalım bu kadar nimete minnet duymak yerine 3-5 kuralı da yerine getirebiliyorlar mı” şeklinde bir turnusoldur o kurallar. İsabetlidir de. Zorlasan hepsine mantıklı bir açıklama getirirsin. “Patronla bira içmeme kuralına” ben bulayım hatta hemen: Şimdi sen 3 bira içersin, sonra öteki 5 bira içer. Patronla git gide enseye tokat döte parmak boyutuna gelirsin. Bu da işleri laçkalaştırır. Foto çekersin Facebook‘a atarsın. İşin suyunu çıkarırsın. “Yapmam” deme yaparsın. Çünkü o kadar nimete karşılık 5 tane kuralı bile sorgulayan bir “insansın” sen. Doğanda var bu. Hadi enseye tokat olmadın diyelim. İçki ortamında hoşbeş olan patron, iş ortamında birden ciddileşirse bunu gururuna yediremezsin. Diğer kural “iş ortamında aşk yok“: gayet makul bir kural. Uyku odası cart curt gibi ortamlarda kanlarının kaynaması yüzünden sevişmeye başlayan 3-5 çifti gören loser tipler (Geek tipler genelde loser’dır. Moral bozsa da bu böyledir. Ekran başında o kadar çok vakit geçirme nedenleri olduğundan (Sevgilileri yok, asosyaller. vs vs.) dolayı zaten ekrandaki sektörde bu kadar gelişmişlerdir.) morallerini bozmaya başlayacaklardır ufaktan ufaktan. Bunların hepsi de işi (yani Google‘ı, Google ruhunu) olumsuz etkileyecektir. Sen orada istediğin kadar değer verilen bir işçi ol, fark etmez, yaşama önceliği olan, hep parıl parıl parıldaması gereken şey Google‘ın kendisidir. Hep o olacaktır.

Çağımızdaki ego sisteminin en janjanlı halde bile ne derece bulunduğunu göstermesi adına anlamlı oldu film benim için.

Ha bu arada Biff Tannen esprisi en çok güldüğüm şey oldu filmde. O taş gibi dansçı kız da asla o loser tiple birlikte olmaz gerçek hayatta.

# Filmin Türkçe altyazılı fragmanı:

 

# Filmin resmi posteri -1-

# Filmin resmi posteri -2-

# Filmin resmi posteri -3-

# Filmin resmi posteri -4-

# Filmin resmi posteri -5-

 

 

Siz Bu Konu Hakkında Ne Düşünüyorsunuz?