SonBişey’in En Çok Satan Kitaplar Listesi

2678

Kitap okuma aşkının yaşı, yeri, zamanı yok… Kışın soğuk günlerde battaniye altında okuduğumuz kitaplarımızı şimdi dışarıda çimlere uzanarak ya da kumsalda güneşin ve denizin tadını çıkararak okuma vakti geldi. Biz de sizler için Türkiye’nin öncü kitap sitelerini araştırarak bu ay için SonBisey’in en çok satanlar listesi çıkardık. Belki arasında diğer kitaplara göre kayırdığımız listede olmasa da listeye soktuğumuz kitaplar olabilir : ) Ama biz okuduk beğendik sizler de okuyun istedik.

Not: Aralarında sıralama yapmaya kıyamadığımızdan listemiz herhangi bir satış rakamına dayanmamaktadır.

# 1 Konstantiniyye Oteli – Zülfü Livaneli

Zülfü Livaneli, zengin bir insan panoramasıyla İstanbul’un derinliklerine inerken şehrin büyülü, ama bir o kadar da acımasız atmosferiyle buluşturduğu okuru sıra dışı yolculuğa çıkarıyor.

2014 yılı Aralık ayının son günleri… Yedi yıldızlı Konstantiniyye Oteli’nin açılış günü ve erken bir yılbaşı kutlaması… İstanbul’un seçkin, kalburüstü simaları, Sultanahmet’teki eski Bizans sarayının kalıntıları üzerine yapılan otelde bir araya geliyor. Aralarında kimler yok ki? Politikacılar, belediye başkanları, Amerikan büyükelçisi, Fener Rum patriği, ünlü gazeteciler, gazete patronları, televizyon “yıldızlar”ı, eski ve yeni zenginler, büyük işadamları…

İstanbul’un yüzlerce yıldır yeraltında yatan ölüleri de davete çağrılmadıkları halde arzı endam etmekte sakınca görmeyip bu cümbüşe dahil oluyorlar. Ve elbette, bir otelin olmazsa olmaz çalışanları, garsonları, komileri, güvenlik görevlileri…

Velhasıl Konstantiniyye Oteli, aslında binlerce yıllık koskoca bir şehir olarak çıkıyor karşımıza. Değişen, dönüşen, ama barındırdığı şiddet nedense aynı kalan bir şehir…

# 2 Türklerin Tarihi – İlber Ortaylı

“Koca bir kavmin binlerce kilometreyi üç asır içinde geçtiğini düşünün… Bu, dünyayı değiştirmez de ne yapar? İşte Türkler dünyayı böyle değiştirdi. Bu sebeple, bizim hayalî bir tarih ve kahramanlar üretmeye değil, yalnızca doğruyu öğrenmeye ihtiyacımız var…”

-İlber Ortaylı-

Türklerin Tarihi, göçebe bir kavimken Ortadoğu’nun güçlü uygarlıklarından birini tesis eden Türklerin günümüzde de çok konuşulan menşei tartışmalarıyla başlıyor. Akabinde Orta Asya’dan Anadolu’ya göç edip bölgeyi Türkleştirmeleri ve orada inşa ettikleri kültürün esasları… Büyük bir mirasa, güçlü bir yapılanmaya ve tarihî bir zenginliğe sahip bir milletin, Türklerin adının nereden geldiği ve bu coğrafyaya ne zamandan beri “Türkiye” dendiği tartışmalarının tüm detayları… Kazanılan önemli savaşlar ve geri çekilmelerle, dahası ızdırablı toprak kayıplarıyla bugünkü halini alan Anadolu’nun hikâyesi…

Türkiye’nin Malazgirt Savaşı’yla Bosna’nın fethi arasındaki 400 yıl boyunca Avrupa açısından önemli bir ülke ve baş edilmesi gereken bir sorun olmasının gerekçeleri… Dahası Oğuzlardan Kıpçaklara, Peçeneklerden Selçuklulara ve büyük bir imparatorluk olan Osmanlılara kadar uzanan ve sadece Türklerin değil; Rusların, Memlukluların, Karakoyunluların, Gaznelilerin, Safevilerin, Çinlilerin, Hintlerin ve Arapların tarihi… Yani aynı coğrafyayı yüzyıllar boyunca paylaşan uygarlıklara hep etki etmiş ve Doğu ve Batı kültürlerini birbirine taşımakta önemli bir rol oynamış Türklerin dünya tarihindeki yeri mercek altına alınıyor.

Orta Asya’nın bozkırlarından Avrupa’nın kapılarına, İlber Ortaylı’nın satırları arasında dolaşmak isteyen her yaştan okurun zevkle okuyacağı bir başucu kitabı…

# 3 Öğrendim ki… – Gülben Ergen

Öğrendim ki…

Yaşam inatçı bir öğretmen aslında…

Şöhret dolabımda asılı bir elbise…

Sözü yemindir iyi insanların…

ve iyilik yapmak için fırsat kollamalı insan…

-Gülben Ergen Çelik-

Bu âlemde öğrenmek ömür boyu, öğrendiklerimizi paylaşmak ise boynumuzun borcu…

İnsanı insan yapan en temel özelliklerden biri öğrendikçe gelişmesi, geliştikçe öğrenmesi… Kâinat nasıl sürekli genişliyorsa onun yansıması olan âdemoğulları havvakızları da gönüllerini ve beyinlerini geliştirmekle yükümlü.

Ne yazık ki herkes aynı derecede açık değil öğrenmeye.

O da başka mesele…

Samimi, dobra ve duru, hayatın akışı içinde öğrendiklerini olduğu gibi paylaşarak, her türlü süsten ve gösterişten uzak yazılar bunlar, ta gönülden…

Gülben’in kitabını bir solukta okudum, sesini hem farklı hem kalbime yakın buldum. İçimizden…

İnanıyorum ki bu kitap gönüllere ve zihinlere aynı anda uzanacak, sıcacık bir dokunuşla…

-Elif Şafak-

# 4 Trendeki Kız – Paula Hawkins

Sadece Amerika’da ilk 6 haftada 230.000 adet satıldı.
New York Times Çok Satanlar listesine, çıktığı hafta 1.sıradan giriş yaptı ve hâlâ 1.sırada. ?
Amazon ve Goodreads’de Ocak 2015’in En İyi Kitabı seçildi.
Washington Post, iBooks Çok Satanlar listelerinde 1. Sırada.

Rachel her gün aynı trene binip aynı çifti izliyordu. Çiftin başına gelenleri bütün ülke duyduktan sonra, hayatlarına dâhil olmaya karar verdi.
“Büyüleyici, sürükleyici, üst seviye bir gerilim. Mutlaka okuyun!” –S.J. Watson
“Hem karakter yaratımı hem olay örgüsü muhteşem, harika bir kitap! Yeni neslin Alfred Hitchcock’u.” –Terry Hayes
“Zeki, gerilim dolu ve baştan aşağıya sürükleyici bir roman.” –Lisa Gardner
“Aklınızı başınızdan alacak, zekice yazılmış bu psikolojik-gerilim romanı hem muhteşem hem de tren enkazı kadar korkunç!” –Publishers Weekly.
“Nefesleri kesen bir ilk roman. En dikkatli okurlar bile, Hawkins olayları teker teker açığa çıkarıp, aşkın ve takıntının şiddetle olan kaçınılmaz bağını ortaya koyarken şaşırmaktan kendilerini alamayacaklar.” –Kirkus
“Trendeki Kız, her şeyi anladığınızı düşündüğünüz an sizi farklı bir sürprizle karşılıyor.” –Entertainment Weekly

# 5 Kürk Mantolu Madonna – Sebahattin Ali

Kürk Mantolu Madonna, Sabahattin Ali’nin 1943 yılında yayımladığı bir romanıdır. İlk olarak Hakikat gazetesinde 18 Aralık 1940-8 Şubat 1941 (çıkmadığı günler: 8-10,14,15 Ocak 1941) tarihinde “Büyük Hikâye” başlığı altında 48 bölüm olarak tefrika edilmiştir. Sabahattin Ali, Kürk Mantolu Madonna’yı ikinci kez askerlik yaptığı Büyükdere’de çadırda yazmış ve günü gününe gazeteye yetiştirmeye çalışmış, romanı yazdığı günlerde attan düşüp sağ kol bileği çatlayınca, kolunu tenekede ısıtılan suya koyup yazmaya devam etmiştir.

“Her gün, daima öğleden sonra oraya gidiyor, koridorlardaki resimlere bakıyormuş gibi ağır ağır, fakat büyük bir sabırsızlıkla asıl hedefine varmak isteyen adımlarımı zorla zapt ederek geziniyor, rastgele gözüme çarpmış gibi önünde durduğum “Kürk Mantolu Madonna”yı seyre dalıyor, ta kapılar kapanıncaya kadar orada bekliyordum.”

Kimi tutkular rehberimiz olur yaşam boyunca. Kollarıyla bizi sarar. Sorgulamadan peşlerinden gideriz ve hiç pişman olmayacağımızı biliriz. Yapıtlarında insanların görünmeyen yüzlerini ortaya çıkaran Sabahattin Ali, bu kitabında güçlü bir tutkunun resmini çiziyor. Düzenin sildiği kişiliklere, yaşamın uçuculuğuna ve aşkın olanaksızlığına (?) dair, yanıtlanması zor sorular soruyor.

# 6 Abim Deniz – Can Dündar

Hiç yayınlanmamış mektup ve fotoğraflarla Deniz Gezmiş’in kardeşi Hamdi Gezmiş’in anıları

“Bu kitapta Deniz’in durgun, fırtınalı, eğlenceli, dalgalı hallerini ve yer yer derinliklerini bulacaksınız. Neden bugün hâlâ on binlerce çocuğun adında yaşadığını, her kesim tarafından sevilip sayıldığını, ölüm yıldönümlerinde nasıl olup da her yıl biraz daha büyüyen kalabalıklar toplandığını, her direnişte, her mitingde isminin niçin ısrarla anıldığını, neden Gezi Direnişi patladığında AKM’nin en görünür yerine onun posterinin asıldığını daha iyi anlayacaksınız.”

Bugüne kadar özenle saklanan fotoğraflar, mektuplar ve belgeler, Can Dündar’ın deneyimli gazeteciliği ve Deniz’in yıllarca sessiz kalan kardeşi Hamdi Gezmiş’in tanıklığıyla birlikte ilk defa bu kitapta gün yüzüne çıkıyor.

Devrim ideali peşinde fedakârca koşturmuş bir kuşağı ve dönemin siyasi atmosferini ortaya koyan Abim Deniz Denizlerin “onurlu ve cesur” duruşlarına içten bir selam…

#7 Cemaatin İflası – Hanefi Avcı

İlk kitaptan sonra bana yöneltilen “halkı etkilemek amacıyla kitap yazdı” suçlamasına karşı yine “halkı etkilemek amacıyla” bu kitabı yazdım… Yazdıklarım ne abartıdır, ne de mağdur olmuş bir insanın psikolojik yapısı nedeniyle konuyu fazla önemli göstermesidir. Hatta yazdıklarımın insanları demoralize etmemesi için gerçeğin en hafif hali ile ifadesidir.

…Bu yapının 40 yıllık birikimiyle yarattığı sinsi ve gizli çalışma biçimi ve ustalığı görmezden gelinemez. Hafife alınamaz… Susurluk’tan 28 Şubat’a, ülkenin en karanlık dönemlerinden günümüze “kral çıplak” deme cesaretini güçlü ve hakim olanın yüzüne haykıran ve adaleti arayan bir devlet adamı…

Türkiye’yi sarsan önemli olayları, devletin görünmeyen yüzünü, iç yapısını, işleyişini, yasaların dışına çıkılarak devlet adına yapılanları akıl süzgecinden geçirerek yorumladı. İlk kitabı Haliç’te Yaşayan Simonlar’da bu yapının devlet işleyişiyle bağdaşmayan, devlet geleneğini yerle bir eden uygulamalarını, hukuk ve yasa dışı eylemlerini yazdı… Dini bir örgütlenmeyle ülkeyi ele geçirmeye çalışan Cemaat’in durdurulması gerektiğinden söz etti. Hukuk yoluyla karşısına çıkamayanların kumpaslarıyla yargılandı, tutuklandı, ceza aldı…

Cemaat’in İflası’nda ise akıl almaz bir örgütlenmeyle devleti tamamen ele geçirmek isteyen, devletin kendisi olduğunu düşünen Cemaat’in nasıl bir örgüt olduğunu, Emniyet’i, yargıyı, tüm kamu kurumlarını, toplumdaki köşe başlarını nasıl ele geçirmeye çalıştığını mahkeme kararlarına, belgelere ve tanıklıklara dayanarak anlatıyor. Ülkedeki bütün kurum ve kuruluşları, yaptıkları kumpas ve planlarla ele geçirmeye kalkışan bu yapıyla mücadele konusunda yol gösteriyor…

# 8 Kavgam Cilt I – Karl Ove Knausgaard

“Kalp için hayat basittir: Atabildiği kadar atar. Sonra durur.”

Hiçbir sır bırakmayan bir dürüstlükle yazıyor Knausgaard. O yazdıkça nefesler tutuluyor, heyecandan kalp çok kereler duracak gibi oluyor. Onun yaşamına giriyor, kendi kalbinizden çok ama çok uzaklara gidiyorsunuz ama bir anda orada sadece kendi kalbinizin attığını duyuyorsunuz. Knausgaard Kavgam’da eşsiz bir ustalıkla bize yaşamlarımızı geri veriyor.

‘Karl Ove’nin kayda değer yeteneği ki bu yetenek bugünlerde ender bulunuyor, tamamen anda ve kendi varlığının farkında olması. Her detay süsleme ve gösterişten uzak bir biçimde ortaya konuyor, sanki yazmak ve yaşamak eşzamanlı oluyormuş gibi. Sizi tamamen içine çekiyor. Onun hayatını onunla birlikte yaşıyorsunuz.’
-Zadie Smith, New York Review of Books-

Kavgam’ın ilk iki cildinde sıtma ateşine tutulmuş gibi oldum. 4 gün boyunca okumaktan başka çok az şey yaptım, e-postalarımı cevaplamadım, köpeğimi yürüyüşe çıkarmadım, bulaşıklar lavaboda yığıldı. Anlatının ışıkları sizi olduğunuz yere mıhlıyor, tıpkı otobanın ortasında kalakalmış bir hayvan gibi.’
-Dwight Garner, The New York Times-

‘Kavgam, Knausgaard’ın sıra dışı 6 ciltlik romanı tüm bilinen ticari reklamları alt üst ederek yazarını bir rock yıldızı haline getirdi. Sadece Norveç’te 450.000 adet satıldı, her 9 yetişkinden biri Kavgam’ı okudu.’
-Emma Brockes, The Guardian-

‘Bu destansı maceranın ilk ilk bölümü, bıkkın ve yorgun okurları bile hayata bağlayacak.’
-The Independent-

# 9 Masal Terapi – Judith Malika Liberman

Bu kitap hayat yolculuğunda tılsımlı pusulan olacak…

Sevgili yolcu
Bu kitap senin için bir pusula olsun diye hayal edildi.
Onu çantanda taşı.
Kendini bir yol ayrımında bulduğunda, kararsızlık yaşadığında, ruhun yolunu kaybettiğinde kitabı çantandan çıkar.
Rasgele bir sayfasını aç. Ve okumaya başla…
Karşına çıkan masal sana yolunu bulmanda yardım edecek.
Seni masallarla bir oyun oynamaya davet ediyorum.
İçindeki yıldız gözlü oyunbaz çocukla yeniden bağ kurmanın vakti geldi.
Bu bir iyileşme oyunudur.
Bırak masallar sana rehberlik etsin, seni iyileştirsin ve dönüştürsün…

# 10 Uyumsuz Defne Kaman’ın Maceraları: Toprak – Buket Uzuner

Çorum’da Hitit dönemine ait büyük bir tarihi eser hırsızlığını araştıran gazeteci Defne Kaman ortadan kaybolur. Gazeteci kadının en son görüldüğü antik Hitit kalıntısı Yazılıkaya’da ortaya çıkan geyiğin nöbet tutması, bir efsane gibi Çorum’da kulaktan kulağa yayılmaya başlar.

Olayın büyümesi üzerine, Defne Kaman’ı canlı bulmak için şehrin valisi, emniyet müdürü ve Türkiye’nin ilk eko-hacktivisti olduğunu iddia eden Karaca canla başla çalışmaya başlar. Bu sırada sosyal medyada #DEFNEKAMANNEREDE etiketiyle birleşen gençler eylem yapmak için Çorum’a yola çıkarlar.

TOPRAK, okuru bir yandan kayıp bir gazetecinin izinde Anadolu’da, sürükleyici bir maceraya davet ederken, kadim Kamanlık (Şaman) geleneğimizin TOPRAK ETİĞİ VE HAKKINA saygı gösterdiğini hatırlamamız için psiko-mitolojik bellek arayışını da sürdürüyor.

Türk mitolojisinde temsil edildiği ‘alt dünya’ söylenceleri ve gezegenimizin ana rahmi; tohumdan-insana bütün canların yuvası olan TOPRAK, bu romanda okura ekolojik bir alt metin okuması da sunuyor.

“Buket Uzuner, Türk Şamanizmi’ni evrensel değerlerle bugüne aktarmakta büyük başarı kazanıyor.[Tabiat Dörtlemesi] Buket Uzuner yaratıcılığının en güzel simgelerinden…”
-Talat S. Halman-

CEVAP VER