Siyaset Biliminin Kurucusu Niccolo Machiavelli

1111
“İnsanlara ya iyi davranınız ya da onları ayaklarınızın altında eziniz. Çünkü az incindiklerinde intikam peşine düşebilirler, daha fazlasındaysa bunu akıllarına bile getiremezler.”
Niccolo Machiavelli… Floransalı devlet adamı, düşünür, yazar. Rönesans’ın en önemli figürlerinden biri. Realizm akımının kurucularından olan Machiavelli, “Prens” adlı kitabında siyaseti bir bilim olarak ele alan ve bu bilimi belli bir disiplin altına alarak açıklamaya çalışan ilk düşünür olma özelliğini taşıyor.
Machiavelli öncesi İtalya

Machiavelli  1469’da Floransa’da doğdu. O dönemde İtalya, bugünkü haliyle bir devlet değil, coğrafi bir tanım olarak kullanılıyordu. İngiltere, İspanya, Fransa gibi bütünlüğünü sağlayamamış, siyasi açıdan parçalara bölünmüş bir vaziyetteydi. “5 büyükler” denilen Napoli Krallığı, Venedik Aristokratik Cumhuriyeti, Viyana Dükalığı, Floransa Cumhuriyeti, Papalık devleti gibi siyasi oluşumlar, İtalya’nın, diğer büyük devletler gibi büyük bir devlet haline gelmesinin önünde engel teşkil ediyordu. Machiavelli, hayatı boyunca İtalya’nın bölünmüşlüğünü bitirmeyi, parça parça hale gelmiş bu coğrafyayı tek bir devlet haline getirmeyi amaçladı.

Prens
Siyaset biliminin en ünlü kitabı olan “Prens”te, bu amacına yönelik fikirlerini gerçekçi bir şekilde açıkladı. “Makyavelizm” düşüncesi bugün hiç hazzedilmeyen ve “başarıya giden yolda her türlü kötülüğün yapılabileceğini” ifade edilen bir terim olarak ele alınsa da, Machiavelli, bu eserinde Platon, Aristo, Cicero, Seneca gibi Antik Çağ filozoflarının “ideal” devlet tanımlarından yola çıkarak değil, günün koşullarından hareket ederek bir siyasi kuram geliştirdi. Nitekim, onun tarif ettiği hükümdar tipi hem dönemin İtalya’sında hem de geçmiş dönemlerde görülen bir karakterdi. Machiavelli, Prens’te, yalnızca gördüklerini realist bir şekilde yazıya geçirdi. Ünlü İngiliz filozof Francis Bacon, “İnsanların yapmaları gerekeni değil, yaptıklarını yazan Machiavelli’ye minnettarız.” diyerek onun idealist değil realist olan yönüne atıf yapmıştı.
Hapis yattı, işkence gördü

Machiavelli, 29 yaşında Floransa Yüksek Mahkemesi’nin ikinci başkanı oldu. Daha sonra, 1499’da, 30 yaşındayken, Fransa’ya elçi olarak gönderildi. Siyasi düşünürlüğünden önce o bir siyaset adamıydı. Birçok yerde görev aldı, birçok ülkeye elçi olarak gönderildi ve burada kralların, yöneticilerin, din adamlarının nasıl bir karaktere sahip olduklarını gördü. Bir dönem Floransa’yı yöneten Medici ailesine karşı adı bir komploya karıştığı için hapse atıldı, işkence gördü. Ama yine de  Mediciler’e adeta yalvararak affedilmesini istedi. Ama bu çabası nafile oldu. Bu dönemde kendini yazmaya vererek Prens’i, Söylevler’i, Askerlik Sanatı’nı yazdı. Mediciler 1521’de sarsıntılı bir döneme girince Machiavelli başına gelen onca işe rağmen saraya girmeye çalıştı ve eserlerinde övgüler düzdüğü Mediciler, onu himayeleri altına aldılar. Kendisine Floransa tarihini yazma görevi verildi. Hayatının sonuna dek bu işle uğraştı.

Örnek devlet adamı Borgia
Machiavelli, Prens’te, Borgia ailesine mensup Cesare Borgia’ya övgüler düzdü. Onu birleşmiş İtalya’nın başına geçebilecek en yetenekli insan olarak gördü. Tarihe zalimliği, zehir uzmanlığı ve katlettiği onca insanla geçen Borgia, başarıya giden yolda her şeyi yapmaktan çekinmeyen biriydi. 20 kadar prens, hükümdar, kardinal, siyasetçi öldürdüğü düşünülüyor. Özellikle öldüreceği kişileri zehirlemesiyle ünlüydü.
Monarşi mi cumhuriyet mi?
Machiavelli, Prens’te, dönemin şehir devletlerinin bir monarşi altında birleşmesi gerektiğini söylerken, Söylevler adlı eserinde en iyi yönetim şeklinin cumhuriyet olduğunu belirtti. Machiavelli’nin burada bir çelişki içinde değil, “Makyavelist” düşünce içerisinde olduğunu söylemek gerekir. Dönemin şartlarında, parçalanmış ülkeyi bir hükümdar tüm yetkileri ele alıp birleştirmeliydi. Ama daha sonra sular durulduğunda cumhuriyete geçiş yapmaktan da geri durmamalıydı.
Machiavelli’e göre ideal hükümdar

Machiavelli’e göre bir hükümdar, ülkenin selameti için gerekirse zalimlik yapmaktan çekinmemeli, insan öldürmeli, şiddete başvurmalıdır. Machiavelli, “Eğer normal insanlarda bulunması gereken erdemleri prenslere yüklemeye çalışırsak sonuçları tehlikeli olabilir.” demiştir. Bu da onun, hükümdarın ahlak, etik gibi sorunlara kafaya takmadan, sıradan bir insan olarak hareket etmeden  ülkeyi yönetmesi gerektiğini düşündüğünü gösteriyor.

Onun düşüncesine göre bir hükümdar her durumda soğukkanlı olmalı, gücünü kimseyle paylaşmamalı, adam öldürmesi gerekiyorsa öldürmelidir. Hatta bu işi çok çabuk bir şekilde ve mümkünse toplu halde yapmalıdır ki insanlar hükümdardan daha çok korksun.
Devlet ve şiddet

Machiavelli’nin devlet ve toplum düşüncesinde, halk, hükümdara sadakati bir süre sonra unutur. Bu yüzden hükümdar halkını kulu olarak görmemeli, ya da onlara karşı çok fazla iyi davranmamalıdır. Çünkü fazla iyi davranırsa otorite sağlayamaz. Bu yüzden hükümdar sevilen değil, korkulan bir kişi olmalıdır. Hükümdar, halkını elinde tuttuğu güçle kendine bağlamalıdır. Bu gücü de otoriterlikten, şiddetten alabilir. Ancak bu şiddetin dozu çok fazla arttırılmamalıdır. Mümkünse korku, tek ve büyük, canice bir eylemle sağlanmalı, ve ardından seyrek ve dozu çok yüksek olmayan ufak şiddet hareketleriyle de halka hükümdarın her an zulüme başvurabileceği sürekli olarak hatırlatılmalıdır.
Din ve devlet
Machiavelli, hayatı boyunca dini kendine referans alarak yaşamadı, seküler bir yaşam sürdü, hatta onun bir ateist olduğunu söyleyenler de olsa da, en azından inançlı birisi olmadığını söylemek mümkün. Ahlak, din, etik gibi aygıtların devlet içerisinde herhangi bir işlevinin olmadığını belirtmiştir. Ona göre bir hükümdar inançlı olmasa da inançlıymış gibi gözükmeli, dini başarı için işlerine alet etmelidir. Onun devletinde ahlak, hukuk gibi kavramlar devlet içindir, hükümdar içindir, doğal olarak bu araçlar devletin bekası için eğilip bükülebilir.
İdeal değil realist
Seneca, Cicero gibi antik çağ düşünürlerinin hükümdar
ideallerini eleştiren Machiavelli, onları alaya vurdu. Bu düşünürlere göre hükümdarlar iyiliksever, adil, hakkaniyetli ve her şartta halkını düşünen karakterler olmalıydı. Machiavelli ise insan doğasının kötü, bencil, çıkarcı ve maddi değerleri her şeyin üstünde tutan bir yapıda olduğunu söyleyerek, hükümdarın da bu özelliklerde olması gerektiğini, aksi takdirde halkını yönetemeyeceğini belirtti. Ona göre bir hükümdar iyi ve dürüst gözükmekten kaçınmamalı, ama verdiği kararlarda merhametli olmamalıdır.
Doğu – Batı farkı
Machiavelli, yapıtlarında, doğu ve batı toplumları arasındaki farkı anlatır. Ona göre doğu toplumlarını ele geçirmek zor ama ele geçirdikten sonra elde tutulması ve yönetilmesi kolaydır. Çünkü doğu toplumları, hükümdarlara “kul” olarak bağlıdır ve hatta hükümdarın yönetebilme meşruiyetinin Tanrı’dan geldiğini düşünürler. Bu yüzden hükümdarların verdiği kararlar çok fazla eleştirilemez, isyanlar çıkmaz ya da çıkarsa kolaylıkla bastırılabilir.
Batı toplumları ise doğunun tam tersidir. Batı toplumlarını ele geçirmek kolay, elde tutmak ise zordur. Çünkü Batı’da aristokrat sınıfı mevcuttur ve halk, yetersiz gördüğü hükümdarları alaşağı edebilir. Otorite doğu toplumlarına göre daha zayıftır. Kral, istediği kararları doğudaki gibi rahatlıkla alamaz. Bu yüzden Machiavelli’nin, hükümdarın tek söz sahibi olduğu doğu toplumlarına olumlu bir gözle baktığı söylenir.

Son

 

Machiavelli, siyaset adamlığı sürecinde çok iyi gözlemler yaparak hem çeşitli ülkelerin halkını hem de bu halkları yöneten kralları, prensleri, imparatorları, dükleri analiz etti. Floransa’da Mediciler ailesinin yönetimi sırasında kaleme aldığı Prens adlı kitabıyla, Mediciler’e seslendi ve İtalya’nın birleşmesini savundu. Bu birleşmeyi sağlayacak olan hükümdarın da neler yapması gerektiğini, nasıl bir karaktere sahip olması gerektiğini açıkladı. İtalya, onun ölümünden çok daha sonraları birleşse de, Machiavelli’nin yapıtlarında anlattığı siyaset tarzının, günümüzde birçok ülke liderinin uyguladığı, uygulamaya çalıştığı bir tarz olduğu apaçık ortada. Bu yüzden Machiavelli’nin kendi doğumundan önceki siyasi tarihini çok iyi analiz ettiği ve dönemin İtalya’sındaki siyasi çalkantıları iyi bir süzgeçten geçirerek kendince çözüm önerileri ürettiği, çözümlerinin ölümüne kadar hayata geçmese de, yüzyıllar sonra dahi tarif ettiği hükümdarların halen hiç değişmeden ülkeleri yönettiği malum; bu yüzden  15. yy sonu, 16. yy başında yaşamış bu siyasi dehanın ne kadar iyi bir siyasi tahlilci olduğu su götürmez bir gerçek olarak önümüzde duruyor. Zaten o da bu ileri görüşlülüğünün farkında olmuş olacak ki, mezarına şu sözü yazdırmış: “Hiçbir övgü bu adın büyüklüğüne erişemez.”
Machiavelli’nin Bazı Önemli Sözleri
– İhtiyaç hâlinde iyi olmamayı öğrenebilmek… gerekebilir.
– Adalet daima güçlüden yanadır.
– Aslan kendini tuzaklardan koruyamaz ve tilki ise kendini kurtlara karşı savunamaz. Öyleyse kişi kendini tuzaklardan koruyacak bir tilki ve kurtları korkutacak bir aslan olmalıdır.
– İtalya’nın hiçbir zaman bir önder buyruğunda toplanamamasının nedeni, ne tüm İtalya’yı kendi yönetecek kadar güce sahip bulunan ne de herhangi başka bir gücün bu egemenliği kurmasına olanak veren kilisedir.
– Yenilik isteyenler ya bunu isteyecek kadar güce sahiptirler ya da başkalarının güçlerini kullanarak bu işe girişirler. Bu yolda ya rica, minnet ya da zor kullanımına başvuracaklardır. Bu iş, ricayla, minnetle yapılmaz. Salt özgüçlerine dayanıp zor kullanımı yoluna giderlerse başarıya ulaşma olasılıkları artar. Silahlı peygamberlerin başarılı silahsız peygamberlerin başarısız olmasının sebebi budur.
– Bir hükümdar gaddar, zalim, cimri ve yalan söylüyor olabilir fakat aynı zamanda bunları yaparken insanlara merhametli, cömert ve sözünün eriymiş gibi görünmelidir ve iktidar daima kötü yanlarını başkalarına yıkmalı iyi olanları kendisine ait gibi göstermelidir.
– İnsanlar size karşı suç işledikleri ve kötülük yaptıkları zaman, sizin onlara vereceğiniz yanıt, onların size yaptığından bin beter olabilir ve olmalıdır.

CEVAP VER