Ölüm Hakkında Hep Merak Edilen 5 Bilimsel Bulgu

1903

Ölüm, asla tam olarak sırrını çözemediğimiz ancak her başa gelecek bir durumdur. İnsanlar ölümden sonrasına inansın ya da inanmasın bir bedenin öldüğünde vücudun artık yavaş yavaş çürüyüp bazı evrelerden geçeceğini bilir. Yani bu yazı “yaa ben ölümden sonrasına inanmıyorum kiee” düşüncesinde olanların da ilgisini çekebilir. Çünkü her zaman merak edilen, bilen bilmeyen herkesin bir fikir beyan ettiği bazı aşamaları içermektedir. Bunlar şöyle ki:

#1 Ölmüş bir vücudun kokusu nasıl olur? Şahit olmasanız da mutlaka duymuşsunuzdur, ama doğrusunu gerçekten biliyor musunuz dersiniz?

İnsanlar tarafından çok çok kötü olarak tarif edilen bu kokunun nedeni vücudun çürümesi sırasında, su ile reaksiyon verip alkol ve asit oluşturarak organik bileşikler olan esterlerin açığa çıkmasıdır. Bu esterler hayvanlar içerisinden yalnızca insana özgüdür. Bir de bu esterlere çürümüş meyvelerde de rastlandığını biliyor muydunuz? Adli tıpçılar ve morgda çalışan bilim insanları genellikle, ölü bedenlerin mide bulandırıcı derecede tatlı olarak koktuğunu tarif ederler. Artık bu kokunun neyden kaynaklandığını biliyoruz.

 

#2 Ölüm sonrası saçlar ve tırnaklar sahiden uzuyor mu?

Öldükten kısa bir süre sonra açılan mezarlardaki bedenlerin saçlarının, sakallarının ve tırnaklarının uzadığı görülmüştür. Fakat bu tamamen bir göz yanılmasıdır. Aslına bakılırsa öldükten sonra saçlar ve tırnaklar uzamaz. Bu yanılgıya kapılmamızın sebebi vücudun su kaybı yüzünden büzüşmesidir. Bu durum, saçları ve tırnakları daha uzun gösterir. Ölümden sonra, saç kökü ve deri altındaki tırnak matriksi canlı kalsa bile, saç ve tırnakların uzaması için hormonal sistem gereklidir. Bu nedenle öldükten sonra saçların ve tırnakların uzaması mümkün değildir…

 

#3 Hücredeki talomer uzunluğu yaşam süremizi etkiler mi?

Hemen internetten talomerin anlamına bakmayın biz açıklayalım: Çekirdekli organizmaların kromozomlarının uçlarında bulunan özelleşmiş DNA tekrar dizilerine telomer diyoruz. Uzunca bir süre, hücrelerimizin uygun çevre şartları altında ölümsüz olabileceği ve sonsuza kadar kendini yenileyebileceği düşünülmüştü. Fakat 1961’e gelindiğinde bunun böyle olmadığı keşfedildi, hücreler 50 ila 70 bölünmeden sonra yenilenmeyi kesiyorlardı. Bu keşiften 10 yıl kadar sonra telomerlerin, her bölünme sonunda belli miktarlarda kısaldığı anlaşıldı. Telomer, belirli bir kısalığa geldikten sonra bölünme duruyor ve hücre ölüyordu.

O zamandan beri telomer uzunluğunun yaşam süresi hakkında öngörüde kullanılabileceği ile ilgili deliller daha da arttı. Eğer telomer uzunluğu yaşlanmayı kontrol ediyorsa, birkaç yüz yıl sonra yaşam süremizi istediğimiz kadar uzatmak mümkün olabilir. Bu konu üzerine araştırmalar hala devam etmektedir.

 

#4 Ölüm korkusu yaş geçtikçe nasıl değişir?

İnsanlar yaşlandıkça ölüme daha da yaklaşırlar, bu durum onları ürkütüyor mu dersiniz? Galiba öyle değil. Yapılan çoğu araştırma gösteriyor ki ölüm korkusu 20’li yaşlarda en üst noktalarda iken, 60’lı ve 70’li yaşlara gelindiğinde bu korku ve endişeler minimuma inmektedir.

 

#5 Devamlı ölümü düşünmek yaşamınızı nasıl etkiler?

Son 25 yılda yapılmış 200’den fazla araştırma gösteriyor ki ölümü düşünmek insanları sembolik ölümsüzlüğe itiyor. Yani insanlar daha fazla çocuk sahibi olmak ve kendi isimlerini çocuklarına vermek istiyorlar. Ve bu kişiler kendi neslinin devamını yine kendi adıyla sağlamaya çalışmaktadır. Ayrıca yine ilginç bir şekilde, ölüm ile yüzleşince Tanrı ve ölümden sonra yaşam inancı, herhangi bir dine inanmayan insanlarda artış gösteriyor.

Siz Bu Konu Hakkında Ne Düşünüyorsunuz?