Nesilden Nesile İtinayla Aktardığımız “Şamanist Geleneklerimiz”

1703

Evet kalıtsal hastalıklar kadar nesillerimize bıraktığımız bir şey varsa o da bu asılsız gelenekler. Hayır, düğün dernek işlerinde yapılan kültürümüzün parçası olan geleneklerden söz etmiyoruz. Biz daha çok “aman Allah korusun diyerek tahtaya vurma” gibi anlamsız batıl inançlardan söz ediyoruz. Beynimizden şöyle bunları ve bunlara olan anlamsız inancı söküp çıkarsak belki gerekli şeylere daha iyi yoğunlaşabileceğiz. Onlar mıydı tek engel yani? Diyeceksiniz. Belki de öyledir nereden biliyorsunuz, atomu parçalamaya kalan tek adım bu şamanist geleneklerimizden sıyrılmaktır belki de. Peki aklınıza neler geliyor ne kadarı geliyor? Biz aklımıza gelenleri paylaştık bakalım siz de katılacak mısınız…

#1 Kırmızı kurdele bağlamak.

Gelinliğin üzerine, nişan törenlerinde yüzüklere, okumaya yeni geçmiş çocukların yakasına, açılışlarda kapıya bağlanan kırmızı kurdeleler… İşte hep bunlar uğuru ve kısmeti temsil eder. Ayrıca kötü ruhların şerrinden korunma sağladığına inanılır.

#2 Ay dede algısı.

Şamanist Türkler’de ayın koruyucu ve sahip ruhuna, “ay ata” ya da “ay dede” derlerdi.
onların Orta Asya’dan Anadolu’ya göçen kısmı, hala çocuklarına ayı gösterip “ay dede” derler, binlerce yıl önce şamanların yaptığı gibi.

#3 Gidenin ardından su dökmek.

Bu da Şaman kültüründeki suyun kutsallığı olgusunun doğurduğu bir adettir. Su berekettir, kutsaldır. “Su gibi çabuk dön, ak geri gel, ak çabuk, kazasız belasız git” demek için hala su dökülür gidenin arkasından.

#4 Türbelere, dilek ağaçlarına çaput bağlamak.

Şamanizm inancında dilek dileme şeklidir… Küçük kumaş parçaları genel olarak ağaçlara çok önem verildiğinden ve yaşamın sembolü kabul edildiğinden ve yaşam üzerinde muazzam etkileri olduğu düşünüldüğünden, bunların dallarına bağlanır ve dileğin gerçekleşmesi beklenir. Günümüz Türkiye’sinde de durum pek farklı değil. Bu eski gelenek halen devam etmekte ve temelinde ise doğadaki her varlığın bir ruhu olduğu inancı yatmaktadır.

#5 Dilek tutmak…

Dilek tutmak da Şamanizm kökenli bir davranış şeklidir. Tabiat ruhlarının dileklerin gerçekleşmesine aracılık ettiğine inanılır.

#6 Mevlit ve ilahiler.

Şamanlar ayinlerinde davul ve kopuz kullanmışlardır. Oysa İslam dininde Kur’an’ın müzikle okunması kesinlikle günahtır. Şaman geleneğinin devamı olarak Anadolu’da Hz. Muhammed’in Hz. Ali’nin hayatları müzikle okunmaktadır. Mevlit ve ilahiler sadece Anadolu’da uygulanan müzikli anlatımlardır. İslam dininde ölünün ardından mevlit merasimi diye bir uygulama yoktur. Osmanlı tarihinde ilk mevlit, 1409-10 yıllarında bursalı bir fırıncı ustası olan Süleyman Çelebi tarafından yazılmıştır.

#7 Kilim motifleri…

Eski Türklerde bir şamanın giysisine yılan,akrep, çıyan, kunduz gibi yabani hayvan şekilleri çizmesinin, bu hayvanları topluluğun yaşam alanlarından uzak tutmaya yardımcı olduğuna inanılırmış. Günümüzde hala Anadolu’da Türkmen köylerinde dokunan halı, kilim, örtü ve perdelere işlenen desenler, giysiler üzerinde kullanılan motifler bu inanıştan kaynaklanır.

 

#8 Kurşun dökmek…

Kurşun dökme adeti de Şamanizm geleneklerindendir. Şamanizm’de buna “kut dökme” denir. Kötü ruhlardan birinin çaldığı kutuyu “talih, saadet unsurunu” geri döndürmek için yapılan bir sihri ayindir.

 

#9 Nazar boncuğu kullanımı.

Anadolu’da halk arasında “nazar” olgusu çok yaygın bir inanıştır. Bazı insanların olağandışı özellikleri olduğu ve bakışlarının karşılarındaki kimselere rahatsızlık verdiğine, kötülük getirdiğine inanılır. Bunun önüne geçmek için “nazar boncuğu” “deve boncuğu” “göz boncuğu” vb. takılır. Bu inanış da şamanizm’den kalmadır.

#10 Mezar taşları.

Günümüzde toplumda ulu kabul edilen kimselerin ölümlerinden sonra ruhlarından medet ummak ve mezarlarının kutsanışı şaman geleneğin devamıdır. Mezarlara taş dikilmesi ve bu taşın sanat eseri haline getirilecek kadar süslenmesi islam coğrafyasında sadece anadolu’da görülmektedir.

#11 Tahtaya vurmak.

Eski türkler göçebe oldukları için, daha önce girmedikleri ormanlara girerken, ormandaki kötü ruhları kovmak için ağaçlara vurup bağırarak gürültü çıkarırlarmış. Bu da aynı zamanda doğa ruhlarına kötü olayları haber verip, onlardan korunma dilemek amaçlıdır. Tahtaya vurma adeti ise sadece Türk kültüründe değil bir çok Avrupa kültüründe de vardır.

#12 Akdeniz- Karadeniz.

Şamanist dönemde, Türkler için her yönün bir renk simgesi vardı. Kuzeyin simgesi kara, Batı’nın simgesi ak renkti. bu yüzden kuzeyimizdeki denizin adı Karadeniz, batımızdaki denizin adı “Akdeniz”dir.

 

CEVAP VER