Romantik Dönemin 8 Ünlü Bestecisi

1112

Klasik Batı müziğinin adından da anlaşılacağı üzere duygulara en çok hitap eden dönemi Romantik dönem olarak ifade edilebilir. Beethoven’dan sonra, besteciler dikkatlerini müziklerinde yoğun duyguların anlatımına çevirmiştir. Bu “duygunun anlatımı durumu” kendini “Romantik” hareket olarak adlandıran bütün sanatların odak noktasıdır. Romantik dönem 1830’larda başlayıp 1900 civarında, bestecilerin giderek dışavurumcu bir tarza başladıkları dönemde, sona erer. Büyük senfonilerin, usta piyano müziklerinin, dramatik operaların ve tutkulu şarkıların yer aldığı bu dönem, ilhamını bilhassa edebiyattan almıştır. Dönemin en önemli bestecilerinden bu harekete ait parçalara bakmak gerekirse şöyle bir liste çıkar karşımıza:

#1 Franz Schubert

Schubert (Avusturya, 1797-1828), klasik dönemden romantik döneme geçiş aşamasında bulunduğundan eserlerinde klasik döneme ait izler görmek de mümkündür fakat yine de bu durum, onu romantik dönemden ayırmaz. Schubert’in klasik Batı müziğine en büyük katkısı “lied” formunu icat etmesidir. “Lied”i sanat şarkısı olarak düşünebiliriz. Piyanonun eşlik ettiği melodi bir solist tarafından icra edilen sözlere sahiptir. Şarkıların sözleri de genelde şiirdir.

#2 Frédéric Chopin

Chopin (Polonya-Fransa, 1810-1849), Fransız bir ailenin Polonya’da doğmuş çocuğudur. Kısa hayatının büyük kısmını sürgünde geçirmiş olmasına karşın ülkesine çok bağlı olan Chopin, Polonya’nın geleneksel danslarından olan çok sayıda polonaise ve mazurka ortaya çıkarmıştır. Bu bağlamda, onun müziği Romantik dönemin bir başka özelliğini yansıtır: Avrupa’nın çeşitli ulusal müziklerine ilgi duymak. Fakat Chopin’in müziklerinde söze yer yoktur, genelde de enstrüman olarak yalnızca piyano kullanır.

#3 Giuseppi Verdi

Romantiklerin tiyatrodaki esas başarısı operadır ve romantik hareketin öncü opera bestecisi Verdi’dir (İtalya, 1813-1901). Verdi’nin de en popüler operası La Traviata’dır. Verdi’nin bir diğer popüler operası Rigoletto’dur. Konusu 16. yy tiranlığı, babanın özverisi ve romantik aşk olan bu opera, daha önce görülmemiş güzel melodilere sahiptir. Önceki operalar genellikle solist, lirik cümlelerini söylerken tamamen dururlarken, Verdi hikayeyi ve şarkıyı birleştirip bu ikisini birbirine yakınlaştırmıştır. Mesela Traviata’da da en dramatik anların bazıları aryalar ve grup müziği esnasında yerini alır.

#4 Robert Schumann

Schumann (Almanya, 1810-1856), Schubert gibi birçok “lied” ve önemli senfoniler bestelemiştir. Eserlerini bestelerken Schubert’ten etkilenmiştir ve onun gibi erken yaşta ölmüştür. Schumann’dan bahsederken karısı Clara Schumann’ı anmamak olmaz. Hem hayat arkadaşı hem de ilhamı olan Clara Schumann, hem çok iyi bir piyanist hem de iyi bir bestecidir. Schumann’ı dinlerken melodinin tatlı ve hülyalı havasını hissedersiniz. Kompleks bir eserden ziyade melodinin açık, armoninin basit tutulduğu bu eserler Romantik dönemin özelliklerini yansıtır.

#5 Franz Lizst

Lizst (Macaristan, 1811-1886), romantik dönemin günümüz tabiriyle “süper star”larındandır. O, zor ve muhteşem eserlerini tüm Avrupa’da çalmıştır. Böylelikle hem onu çok seven bir dinleyici kitlesi oluşturmuştur hem de birçok kadını kendine çekmiştir.

Lizst, birçok harika piyano müziğinin yanı sıra, Berlioz’un “Symphonie fantastique”sinden ilham alarak, birkaç çarpıcı senfonik şiir yazmıştır. O, aynı zamanda başka bestecilerin orkestra için bestelenen eserlerini piyanoya başarılı bir şekilde uyarlayanlardan biridir. O dönemde orta sınıf ailelerin çoğunun evinde piyano ve bir ya da iki icracı vardır. Lizst gibi orkestra için bestelenmiş büyük eserleri piyanoya uyarlayan insanların sayesinde bu evlerde Beethoven’in eserleri hatta Symphonie fantastique gibi şahane eserler dinlenebilmiştir. Bu sebeple bu işin piyasası da büyüktür.

#6 Felix Mendelssohn

Felix (Almanya, 1809-1847) ve Fanny (1805-1847) Mendelssohn iki dahi çocuktur. İki kardeş, çocuklukları boyunca dikkat çekici eserler bestelemişlerdir ve çok iyi performanslar sergilemişlerdir. Fakat Fanny Mendelssohn hem ailesi tarafından kısıtlanmıştır hem de kardeşi Felix tarafından eserlerini yayınlamaması için cesareti kırılmıştır. Fanny de bu baskıyı kabul etmiş görünüp erkek kardeşini desteklemekle yetinmiştir.

Opera ve lied’ler Romantik bestecilerin edebiyat ve müziği birleştirdikleri formların tamamı değildir, bu besteciler piyesler- bu piyesler yeni de olabilir Shakespeare’in “Bir Yaz Gecesi Rüyası” da- için oyun müzikleri de bestelemişlerdir. Bu eserler çoğunlukla oyundan önce olan uvertür, sahneler arasında icra edilen kısa parçalar ve arada sırada sahnedeki eyleme eşlik eden müziklerden oluşur. Mendelssohn’un müziği koro içerir. Bugün bir piyese eşlik eden bütün bir orkestranın masrafı çok fazladır ve bu sebeple oyun müziği genellikle “suite” olarak adlandırılarak ayrı icra edilir.

“Bir Yaz Gecesi Rüyası” oyununun müziğinde çok güzel birkaç bölüm olmasına karşın yalnızca bir tanesi çok fazla bilinir: Düğün marşı. Öyle ki bu yazıyı okuyanların bir kısmı da parçayı şu an yeniden dinlediklerinde, onu çok iyi bildiklerini fakat bestecisinin kim olduğundan ancak şu an haberdar olduklarını söyleyeceklerdir.

#7 Johannes Brahms

Brahms (Almanya, 1833-1897), 19. yy’de Romantik müziğin devlerinden biridir. Brahms, her ne kadar Romantik tutumda yazsa da eserlerini, esas olarak muhafazakar bir bestecidir çünkü ilhamını Haydn, Mozart ve Beethoven gibi büyük klasik bestecilerden alır. Onun Hungarian Dances (Macar dansları) eseri çok popülerdir ve Romantik müziğin ulusalcılığının iyi bir örneğidir. Müzikal ulusalcılık bestecinin kendi ülkesine duyduğu vatanseverlikle ilgili olmak zorunda değildir, tıpkı bu örnekte olduğu gibi egzotik müziğin keşfi de bu alana dahil edilebilir.

#8 Peter Ilich Tchaikovsky

Tchaikovsky (Rusya, 1840-1893), operalar, piyano kompozisyonları ve çeşitli oda müziği eserleri yazmıştır fakat günümüzde en çok 4. ve 6. senfonileriyle ve onun popüler bale eserleri olan “Kuğu Gölü”, “Uyuyan Güzel” ve en çok da “Fındıkkıran” ile hatırlanır. Tchaikovsky’in müziği bazen biçimciler tarafından küçümsenir çünkü onlara göre Beethoven ve Bramhs’ın melodileri geliştirmelerindeki beceri, Tchaikovsky’de eksiktir ama onun türettiği melodiler için doğuştan gelen müthiş bir yeteneği vardır denilebilir, öyle ki birçok dinleyici bir enfes melodiden diğerine dolup taşarken tatmin olur.

Tchaikovsky’in kendisi kasvetli biridir. Homoseksüel olduğu için intihara zorlandığı iddia edilir fakat birçok eseri güneşli, şenlikli bir ruh hali yansıtır.

Kaynak
Kaynak
Kaynak

CEVAP VER