Muhammed Ali: Neden En Büyük?

1306
Madalyonun iki yüzü vardır derler; madalyon için söylenmiş olmasaydı bu atasözü en çok Fenerbahçe ile Muhammed Ali’ye yakışırdı! Fenerbahçe kısmını Bağış Erten yıllar önce Tribün Dergi için yazdığı “Fenerbahçe nedir?” başlıklı efsane yazıda nedenleriyle açıklamıştı, biz de Muhammed Ali için deneyelim bu denemeyi…

Muhammed Ali‘ye yakışırdı, çünkü madalyona nereden baktığınıza göre değişir yazı mı tura mı olduğu, Muhammed Ali’ye de nereden baktığınıza göre değişir onun en iyi mi, en iyilerden biri mi, yoksa abartılmış bir simge mi olduğu konusu… Bu yazıyı yazan ve okuyanların neredeyse tamamının onun tek bir maçını dahi canlı izlemediği büyük ihtimal, ama aynı şekilde birçok kişi için hayatının en büyük efsanelerinden, en büyük idollerinden biri olduğu da…

Muhammed Ali, 61 profesyonel boks maçının 56’sını kazandı, 37’sini de nakavtla… Kaybettiği son 2 maçında parkinson hastalığından muzdaripti, diğer 3’ünü ise Joe Frazier, Ken Norton ve Leon Sprinks gibi üç başka büyük boksere kaybetti. Kaybettiği üç ağır siklet şampiyonluğunu da geri alması onu diğerlerinden ayıran en büyük özelliğiydi. Evet, filmi biraz geri saralım…

Cassius Marcellus Clay
Malcolm X – Muhammed Ali

1942 yılında, Kentucky’de doğdu Cassiuas Clay. Bu isim onun müslüman olmadan önceki adıydı. Babası işçiydi, durumları çok iyi değildi ve ağır ırkçılığın devam ettiği yıllardı. 12 yaşındayken babasının aldığı bisikleti birisine çaldırınca karakolluk olmuş, bir polisin onu “İlk önce karşındaki dövmeyi öğrenmelisin” diyip boksa yönlendirmesiyle başlamıştı hikaye aslında. 1960’ta, 18 yaşındayken, olimpiyat oyunlarında aldığı altın madalyayla boks dünyasında ünlü olmayı başardı. Gerçi bu madalyayı, bir restorantta kendisi ve arkadaşına zenci oldukları için servis yapılamayacağını söyleyen garson kıza olan öfkesiyle nehre fırlattı ama yıllar sonra bunu ona geri verdiler! 1964’te ağır siklet şampiyonasında Sonny Liston’ı yenerek şampiyon oldu ve 1971’deki “Asrın maçı”nda daha sonra papaz olacağı Joe Frazier’a kaybedene kadar ünvanını korudu. 64’teki şampiyonluktan sonra, müslüman dünyasının önderlerinden Malcolm X ve Elijah Muhammed’in etkisiyle müslüman oldu ve Muhammed Ali adını aldı. Müslüman olmasında hem siyahların hakkını savunmasının ve bu savunmayı en iyi yapanlardan olan Malcolm X’in de payı büyüktü elbette.

İstenmeyen adam

60’lı yılların sonuna doğru, Amerikan emperyalizminin Vietnam’a uzanması ve oraya asker göndermesi nedeniyle Muhammed Ali‘nin de kapısı çalındı. Ama o ülkesinin bu “pis” işlerine yardım etmemeyi tercih etti, vicdani retçi oldu ve askere gitmemeyi seçti. “Vietnamlılar bana ‘pis zenci’ demedi, niye onlarla savaşayım ki?” dediğinde ülkede kıyamet koptu. Ali’nin tüm ünvanları elinden alındı, hapis cezası aldı, hukuk savaşını kazanması 1970’e kadar sürdü. Bu süreçte bokstan uzaklaşan Muhammed Ali, çeşitli yerlerde konferanslara katılarak maddi çıkmazın içinden çıkmaya çalıştı.

İlk mağlubiyet

1970’te boksa döndükten sonra yaptığı iki maçı nakavtla kazanarak bitmediğini gösterdi herkese. Ama eskiden olduğu gibi, “kelebek gibi uçup arı gibi sokamadığı” konuşuluyordu etrafta. 1971’in Mart ayında en büyük belalılarından olan Joe Frazier’la yaptığı maçta profesyonel kariyerinin ilk mağlubiyetini aldı.

Efsane 70’ler
George Foreman’ı nakavt ederken

Muhammed Ali, Frazier’a kaybettikten sonraki 15 maçını kaybetmedi, 74’te George Foreman’a ve 75’te Frazier’a karşı iki efsane maç oynadı ve ikisini de kazandı. Özellikle Foreman’a karşı Zaire’de oynadığı maçta favori olmamasına rağmen, genç Foreman’ı alt etmeyi başardı nakavtla. 1978’te Leon Spinks’e kaybettikten sonra bir maç daha kazandı ve parkinson hastalığının ilk belirtileri gelmeye başladı, daha sonraki iki maçını kaybetti ve boksu bıraktı.

Muhammed Ali, bugün yalnızca boksun değil tüm sporların da en büyük sporcusu olarak gösteriliyor geniş bir kısım tarafından. Bunun birkaç sebebi var. Onun döneminde birçok efsane sporcu vardı ve ağırsiklet şampiyonluğunu kazanmak için bunlarla dövüşmesi gerekiyordu, Muhammed Ali Ken Norton, Foreman, Frazier gibi isimlere karşı aldığı zaferlerle zaten en büyük boksçulardan biri olmayı başardı. Ayrıca dövüşürken inanılmaz hızı ve zekasıyla en zorlu maçlarda bile bir şekilde galip gelmeyi başarıyordu. Bunun en büyük örneklerinden biri Foreman’a karşı oynadığı maçta görülebilir. George Foreman, Muhammed Ali ile oynamadan önceki maçta Frazier’i nakavt etmişti, gençti, güçlüydü ve Muhammed Ali karşısında favoriydi. Muhammed Ali de bunu biliyordu, ve ona karşı güçlü yumrukların çok fazla sarsıcı olmayacağını da biliyordu. Bu yüzden antrenmanlarda bol bol defans çalıştı, Foreman’ın sınırsız yumruklarına karşı dayanıklılığını arttırmaya çalıştı. Hatta ringin iplerinin daha esnek olmasını istedi ki orayı yaslanıp Foreman’ın yumruklarından korunabilsin. Maçta 8 raunt boyunca Foreman onu biraz hırpaladı, ama Muhammed Ali rakibinin bir anlık yorgunluk ve boşluğundan faydalanarak ardı ardında yumruklarını Foreman’ın suratına geçirdi ve onu nakavt etti. Bu maça özel geliştirdiği rakibi yorma taktiği daha sonrası için boksçulara örnek oldu.

Joe Frazier – Muhammed Ali

Zekası, hızı, ringdeki dansları, kıvraklığı, rakipleriyle dalga geçişi, onu popüler anlamda da bir ikon haline getirdi. Ring dışındaki dünyasında da efsaneydi. Vietnam savaşına katılmayışı, ırkçılık karşıtı söylemleri, başarısını anlatırken kurduğu cümlelerin en iyi kişisel gelişim kitaplarından bile daha etkili oluşu… Muhammed Ali’yi şüphesiz bunlar büyüttü, efsaneleştirdi. Ama dedik ya, bir de madalyonun diğer yüzü vardı…

Yazı mı, tura mı

1996’da Olimpiyat ateşini yakarken

Muhammed Ali, sıfırdan başlayıp zirveye çıkarken en büyük yardımcısı özgüveniydi. Ama bu özgüveni onun diline de yansıyınca, zaman zaman egoist demeçleri de olmadı değil. Hatta zaman zaman değil, bu özelliği bizatihi Muhammed Ali’yi Muhammed Ali yapan unsurdu! Her fırsatta söylediği “Ben tüm zamanların en iyisiyim” lafı meşhurdur. Maçlardan önce ve sonra rakiplerine küstahça sözler söylediği de biliniyor. Hatta maç esnasında bile yediği yumrukların ardından “Gücün bu kadar mı?” diyerek psikolojik savaş veriyordu.

Hadi bunlara özgüven fazlalığı nedeniyle olur diyelim, ama bir de işin ırkçılığa varan boyutları var ki bu da Muhammed Ali’nin madalyonunun diğer yüzünü gösteriyor. Her fırsatta beyaz ırkçılığa karşı cephe alan Muhammed Ali, aslında siyah ırkçılığın da kıyısından köşesinden geçmiş bir isim. Elijah Muhammed’in siyahların üstünlüğünü kabul eden görüşlerine Muhammed Ali de zaman zaman katılıyordu. Hatta ilginçtir, Joe Frazier için “Goril”, “Beyaz adam için çalışıyor, beyaz adamların köpeği”,  George Foreman için “Mumya” demişliği bile vardı. Ayrıca siyahlarla beyazların ayrılması gerektiğini, hatta bir siyahla bir beyazın evlenmemesi gerektiğini bile söylemişti. Gerçi boksu bıraktıktan sonra bu katı tutumlarından da vazgeçip daha yumuşak bir İslam’a geçiş yapsa da, Muhammed Ali’nin geçmişinde bu tür istenmeyen durumlar da vardı.

Sonuç

Muhammed Ali boks dünyasının en büyük ismiydi belki de, onun maçlarını izlemek bugün bile zevk veriyor. Unutulmaz taktikleri, kıvrak zekası, en büyük isimleri defalarca alt edişi, onun adını altın harflerle yazdırmaya yetti geçmişe. Saha dışındaki duruşu da birçok açıdan efsane olmasını sağladı. Ama popülist ve ırkçılığa kayan tutumları da vardı. Ama buna rağmen bugün seveni sevmeyeninden muazzam derecede fazlaysa, “Tüm zamanların en iyisiyim” derken haksız mıydı sizce?

 

CEVAP VER