LYS yolunda milyonlar !

888

LYS değişik isimlerle yapılan sınavlardan sonuncusudur. Farklı isimlerle ülke genelinde merkezi üniversite seçme ve yerleştirme işlemi 1974 yılından bu yana yapılmaktadır. Daha önceden üniversite seçimi her üniversite hatta fakültenin belli dönemlerde sıklıkla liselerden mezun olunduktan sonra yaz aylarında ferdi başvuru ve lokal sınav yöntemi ile yapılırdı. Bu sınav yönteminin çeşitli haksızlık ve kayırmalara neden olacağı kaygısı ile merkezi sınav ilk olarak 1974 yılında ve tek gün iki oturum olarak yapılmıştır. Bu sınav ve bu tertip 1974-1976 iki yıl uygulandıktan sonra 1976 ve 1981 arasın tek oturumlu bir sınav yapılmıştır. 1981’den sonra nisan- haziran olmak üzere iki basamaklı sınava geçilmiş, 1982’de Orta öğrenim başarı puanının katsayıya eklenmesi, 1987 yılında adayların ilgilerine göre belli soru kitapçıklarını cevaplaması hakkı verilmiştir. 1999 yılında sınav tek basamak olmuş ve bu sefer ağırlıklı orta öğrenim başarı puanının mezun olunan dal ile ilgili tercihlerde yüksek bir çarpan ile puanın yükselmesinin yolu açılmıştır. 2003 sonrası ağırlıklı ortalam çarpan katsayıları değiştirilirken 2006 yılında tek sınavda ÖSS tipi sorular ile lise müfredatını esas alan konulardan tek basamaklı sınav yapılmıştır.

Bu sefer 2010 yılında tekrar iki basamaklı YGS (Yüksek Öğrenime Geçiş) ve LYS (Lisans Yerleştirme Sınavı) olacak şekilde  sınava geçilerek ülkenin halen devam edegelen merkezi yerleştirme yönteminde devam edilmiştir.

Bu aradan geçen 42 yıl içinde merkezi sınav ile ilgili binlerce şikayet, yolsuzluk iddiası, haksızlıklar gündemimizde yer almıştır. Bunun yanında fırsat eşitsizliğini kaldırmak için ihdas edilen sınavın dahi ve süper talebeler dışında, ortalama ve vasat talebe grubunda dershanecilik, özel ders gibi doping yöntemleri ile taşradan sınav kazanmak için yeterli donanım ve eğitim alamamış ve bu eksiklerini kapatacak maddi imkanlara da sahip olmayan büyük bir öğrenci grubunda ise infial,sisteme güvensizlik ve haksızlığa uğramışlık hissinde artışa neden olmuştur.

Artan nüfusun belli bir sistem dahilinde reforme bir eğitim ile çağdaş ve gelişmiş toplum ve ekonomiler ile yarışan bir nesil üretmek için gerekli donanımının ise salt tablet bilgisayar tüketiciliği ile olabileceğini düşünen eğitim erki ise  hızlı ve reaktif eğitim politikası geliştirememenin kırıklığını ve kısırlığını siyasi hamaset zeminine çektikleri tartışmalar ile sonuçsuzluk girdabına düşmüşlerdir.

Ülkemizde bu hafta sonu 43. sü yapılacak merkezi üniversite sınavını (LYS) aslında en önemli cevherimiz, gözümüzün bebeği gibi kıymetli 40 milyondan fazla çocuğumuzun 42 yıl içinde hayatında neler yaptığını görmek istemez misiniz?

42 yıl içinde ilk 1000’e girerek istedikleri üniversitelere yerleşen, üstün zekalı, çalışkan ve başarılı kabul edilecek 42000 öğrencimizin içinden nobel ödülü, MIT patenti, facebook veya wassup digital girişimci ve kurucusu çıkmış mıdır? Göğsümüzü kabartan Aziz Sancar hocamız fırsat eşitsizliğinin hakim olduğu bireysel başvuru döneminde üniversiteye kayıt olmuş, tıp fakültesine yerleşip dişini tırnağına takarak bugüne kadar gelmiş bir bilim adamıdır. Hakeza dünya çapında tanınırlığa ulaşan Oktay Sinanoğlu gibi..Nerede merkezi sistemin faziletlerinden yararlanarak üniversitelere yerleşen 42 yılın gözbebekleri 42000 dahi çocuğumuz?

Dünya dijital çağa girerken tabletkondu ile temeli olmayan, geleceğe dönük vizyoner bakış açısını FİFA 2015’den öteye götürememiş bir nesil 2023, 2071 hedefleri olan bir ülke için ne kadar gerçekçidir. Toplumlar kalite ve kantite arasında ki dengeyi iyi bir şekilde gözeterek geleceklerini inşa edecek yeni nesillere gerekli donanımı sağlamak ve bu donanımı fırsat eşitliği çerçevesinde vermek için azami gayreti gösterirken bizler içi boş tabela üniversiteleri ile ülkemizi eğitilmemiş,öğretilmemiş, dogma kurbanı nesillere mahkum etmemeliyiz.

Toplumların genç nüfusları ile övünmesi bu nüfusun donanım düzeyi ile paralel olmalıdır. Donanımsız ve ilerde iş hayatına atılacağı döneme hazırlıksız genç kitleler pek çok futuristik bakış açısından önümüzde ki 10 yıl içinde büyük bir değişim ile karşı karşıya olan dünya ve ülkemizin yeni durumuna ne kadar uyum sağlayabilecektir.

Yıllar boyu gençlerin daha çocukluk çağında mesleki yönlendirmeler ile belli bir yola girmesinden, istedikleri ile girdikleri bölüm çoğu zaman vicdani ve cüzdani sebeplerle uyumsuzluk gösteren, hayatımı kazanmalıyım güdüsü zemininde şekillenip, rekabet ve yarışma psikolojisi ile beslenen bu eski  fakat sonuçsuz merkezi yerleştirme yönteminin tekrar gözden geçirilip ülkemizin dinamik nüfusuna uygun, fırsat eşitlikçi, kısıtlamaların kalktığı fakat kalitenin yüksek öğretim üyelerinin mutlu ve idealist zeminde çalıştıkları yeni bir yüksek öğretim kurgulanmalı ve ivedilikle reforme edilmelidir.

Eğer beklenen eğitim reformu yapılmazsa LYS puan hesaplama, LYS sınav sonuçları analizi gibi konulara kilitlenmiş geleceğimiz olan gençlerimizin tek yol göstericisi bu endeksler olacaktır. Türkiye’nin bu şartlar altında değil 2023, 2071 hedeflerinin taşıyıcı motorları,dinamoları olması gereken parlak beyinlerimizin kısa bir sürede geleceğe dönük hayalleri ve tutkuları kaybolacak ve gençler istemedikleri alanlarda, istemedikleri üniversitelerde eğitilmeden hayata atılıp, yetersizliklerini ve tatminsizliklerini mutsuzluk, vurdumduymazlık gibi psikolojik sorunlara dönüştürerek yaşamaya mahkum olacaklardır.

 

 

 

 

CEVAP VER