İzlenmesi Gereken 5 Sessiz Film

805
#1 Kameralı Adam (1929)

Dziga Vertov’un Kameralı Adam adlı eseri Moskova, Riga ve Kiev’deki görüntülerin montaj yapılarak bir günü anlatması üzerine kuruludur. Gün doğumundan gün batımına kadar Sovyetleri anlatıyor. Vertov’un söylemi ile film ”gerçeğin düzenlenmiş hali” olarak tanımlamak mümkündür. Vertov’a göre kurgu izleyiciyi yanıltmaktadır. Bu yüzden gerçeği olduğu gibi aktarmak gerektiği söyler. Kameralı Adam, sanatsal drama alanında bütün teknikleri değiştiren bir filmdir. Kameralı Adam filmine geçen yüzyılın sözsüz filmi diyebiliriz.

#2 Modern Zamanlar (1936)

Charlie Chaplin tarafından yazılmış olan ve siyasal eleştiri içeren bir filmdir. Filmde diktatörlüğü ele almıştır. Chaplin’in sanayi devrimine ağır bir eleştiride bulunduğu ve insanların kendilerini esir almaya çalışan teknolojiye karşı mücadele etmesi gerektiğini anlatır. İnsanların cesur, umutlu olması ve direnmesi gerektiği düşüncesini verir filminde. Patronların daha fazla para kazanmak için insanları daha fazla çalıştırdığı anlatılır. Bunun filmde en güzel sahnesi cıvata sıkma sahnesidir. Modern Zamanlar filmi bence endüstriyel diktatörlüğü anlatan en güzel sessiz filmdir.

#3 Potemkin Zırhlısı  (1925)

Film Ekim Devrimi’nden sonra propaganda filmi ve sessiz bir film olarak çekilmiştir. Ve ilk propaganda filmidir. Sovyet yönetmen bu filmi 1905’de gerçekleşen Potemkin Zırhlısı Ayaklanması’nın yıl dönümü için çekmiştir. Film yönetmeni Sergei Eisenstein filmdeki montajlarıyla izleyicide duygusal düşünceler oluşturmayı ve halkta Çarlık Rusya’sına karşı bir nefret ve filme karşı sempati başarmıştır.

#4 Trenin Gara Girişi (1896)

Auguste ve Louis Lumiere kardeşlerin ilk halka açık filmin gösteriminin genellikle sinemanın doğuş tarihi olduğu söylenir. Çok kısa bir film olarak düşünebiliriz. Ama sinemanın başlangıcıdır. Azmin zaferiydi olarak niteye biliriz bu filmi. Bu filmin ilginç bir yanı ise filmi ilk defa izlemeye giden insanlar trenin üzerlerine geldiklerini sanarak, kendilerine çarpmasından korkmuşlar ve salonun arka tarafına doğru kaçmışlardır.

#5 Bir Endülüs Köpeği (1929)

Sürrealist bir film olduğu ve deneysel sinemanın tarihteki ilk örneği olarak kabul edilir. Yönetmen Luis Bunuel filmin diğer senaristi olan Salvador Dali’nin yanına gider ve rüyasında gördüklerini anlatır. Dali’de kendi rüyasında gördüğü değişik bir olayı anlatır ve buradan yola çıkarak bir film yapmaya karar verirler. Senaryoyu kısa bir süre içerisinde yazarlar ve filmi çekerler.  Bu filmde, birbiriyle ayrı sahneler kolaj tekniği ile bir araya getirilmiştir. Filmi anlamlandırmanın tek yolunun psikanaliz olduğu söylenmektedir.

Siz Bu Konu Hakkında Ne Düşünüyorsunuz?