İşsiz Olmanın En Güzel 6 Yönü

584

İşsizlik dediğimizde elbette aklıma toz pembe hayaller, mutlu günler gelmiyor. hatta öyle ki, monotonluğun kitabını yazarsanız. Hayat yavaş yavaş anlamını yitirir. Hayatınızda “pazar” kavramı yoktur. Uyku düzeniniz bozulur. Yahut şöyle söyleyeyim, bambaşka bir uyku düzeni benimsersiniz. Sürekli iş ilanlarına bakmak bunaltır. En kötüsü de etrafınızdaki insanların size sürekli “Eee işe girmedin mi hala? E napıcaksın?” gibi sorular sormasıdır. Eskiden evde yaptığınızda sizi mutlu eden şeyler, artık sıradanlaşır. Anlamsızlaşır. Hayatınızda iyi giden hiç bir şey olmadığı hissine kapılırsınız. Kısacası kararırsınız.

Havanın durumu sizin için bir anlam ifade etmez. “Bugün çok sıcaktı, oruç baya zorladı.” cümlesi üzerine “Hadi ya sıcak mıymış?” diye düşünür, televizyon izlemeye geri dönersiniz. İşten dönen anne ve babanın muhabbetine dahil olduğunuz nokta gördüğünüz ilginç bir haber yahut izlediğiniz komik bir videoyla sınırlı kalır.

İş bulamadığınız için mesleğinizden, okuduğunuz bölümden, okulunuzdan, mezun olduğunuz tarihten, diplomanızdan dahi iğrenir, “Ölsem de kurtulsam” derseniz. Çok fazla boş vaktiniz olduğunu için sürekli eski kötü anılarınızı düşünür, kötü giden psikolojinizi iyice içinden çıkılmaz hale sokarsınız.

Lakin çoğumuz için hayatımızın bir döneminde işsiz kalmak kaçınılmaz. Temennimiz, her zaman için, bu sürenin çok da uzun olmaması. Zira kredi kartı ekstrelerine “Şuan bir işim yok borcu bir ay erteleyemez miyiz?” yazıp yollayınca bankalar insafa gelmiyor.

Peki ne yapacağız? Çılgınlar gibi iş başvurusunda bulunup cevap bekliyoruz ve zaten kendimizi kendimizi yeteri kadar kötü hissediyoruz. Bu girdapta mutlu olmak gerçekten mümkün değil mi? Gelin biraz Polyannacılık oynayalım…

#1 Biz İşsiz Kalmadık, İşsiz Olduk!

İşsiz kalmak biraz farklıdır. Sizi oraya şartlar sürükler ve kontrol dışıdır. En basit örneği, kovulabilirsiniz. Fakat istifa etmişseniz kafanızda bir çıkar yol olmasa bile gururunuz incinmemiştir. Tabi daha iyi bir işe girmek için istifa edip, o “daha iyi bir iş”teki yöneticinizin yan çizmesi durumundan bahsetmiyorum. Zira o da çok can yakıcı bir durum. Bkz. yazının yazılma sebebi 🙂

#2 “Kontörüm Yok”

Yalnızlığı seven biri misiniz? Boş boğaz arkadaşlarınızdan sıkıldınız mı? Aradıklarında ya da mesaj attıklarında geri dönüş yapmazsanız trip mi atıyorlar? İşte işsizlik tam size göre! Çünkü bir ayı geçen işsizlik durumlarında “hazıra dağ dayanmaz” sözünü motto edinerek, parayı neredeyse koklayarak harcadığınızdan elbet bir yerden tasarruf etmeniz gerekecek.Ve kontör almamanız bu yüzden arkadaşlarınıza dönüş yapamamanız asla kınanmayacaktır.

#3 Diziler, Filmler, Kitaplar…

Aynen öyle… Vize, final, Kpss, Ales, Yds derken kaçırdığımız tüm dizi ve filmler artık bizimle. Hatta çok beğenirsek baştan, baştan ve yeni baştan izleyecek kadar vaktimiz var. Peki aldığımız ve vakitsizlikten bir türlü okuyamadığımız, kitaplığımızda çürüyen o kitaplar? Entelektüel seviyemiz bu sürecin sonunda bize çok teşekkür edecek 🙂

Ayrıca bir arkadaşım sadece internetteki videolar sayesinde İngilizce konuşma seviyesini inanılmaz biçimde ilerletmişti. Onun izini takip etmeyi düşünüyorum ben. Ama umarım işsizliğim onunki kadar uzun sürmez…

#4 Pijamalarımızı Çıkarmak Zorunda Değiliz!

Nasılsa kapıyı apartman görevlisi dışında kimse çalmıyor. Hem yıllardır bunun hayalini kurmamış mıydık?…

#5 Pazartesi Sendromu

O da ne?

#6 Kanaatkar Olmak…

İyimser olmaya çalışsak da gerçekten zor bir dönem. Ama her şeyin bir sonu var ve ölene kadar işsiz kalmayacağız. Belki hak ettiğimiz, hayalimizdeki işe sahip olamayacağız lakin elbet bu işsizlik sonsuza kadar sürmeyecek ve biz netice burun kıvırdığımız/kıvıracağımız bir işe girdiğimizde “Hiç olmazsa evde oturmuyorum.” deyip; hayatın bize öğretmeye çalıştığı “Elindeki her şeye şükret.” felsefesini iliklerimize kadar hissedeceğiz. Ve işte tam da o noktada, ölene kadar nasıl mutlu olunacağını öğreneceğiz…

CEVAP VER