İslam’ın Altın Çağı: Endülüs Emevi Devleti

819

Doğduğumuz andan itibaren sürekli olarak çevremizden bugünkü birçok icadın ve keşfin Müslümanlar tarafından temellerinin atıldığı veya gerçekleştirildiği söylenir bizlere. Peki bu gerçek midir yoksa kendimizi avutmak ve kandırmak  için uydurduğumuz bir yalan mıdır ? Bu yazıda aslında hem İslam Medeniyetine hem de Endülüs Emevi Devleti’ne değinerek o dönemki İslam toplumunu ve gelişmişlik düzeyini ele alacağız. Bu konuyu ele alırken de farklı kaynaklardan yararlanarak ortaya mümkün olduğunca doğru bilgiler koymaya çalışacağız. Öncelikle baktığımızda İslam dini dünya tarihinde en hızlı yayılan din ve Emevi Devleti döneminde sınırları o kadar büyüyor ki Hindistan’dan bugünkü İspanya sınırlarına kadar uzanıyor ve Roma İmparatorluğundan daha geniş sınırlara yayılıyor. Bu dönemde ekonomik, siyasi ve kültürel anlamda kendi çağına çok daha gelişmiş bir medeniyete sahip olan Müslümanlar, daha sonra Cengiz Han’ın yağmaları, Hristiyanların saldıları gibi türlü sebeplerden bu medeniyetin yıkılmasına engel olamıyor. İslam Medeniyetini hayalimizde canlandırmak için biraz bilgi vermek gerekirse; —İslam bilim tarihi araştırmacısı Fuat Sezgin’e göre; Müslümanlar eski eserleri çevirmeye 7.yy’da başlamış, 9.yy’da ise kendileri yaratıcı pozisyonuna gelmiştir. Avrupalılarsa 13.yy’da Müslümanlardan aldıkları bilgiyi kullanmaya başlamıştır. Müslümanlar eski eserlerdeki bilgileri alırken aşağılık duygusu içerisinde olmamıştır. Avrupalılarsa bu bilgileri Müslümanlardan alırken bir aşağılık duygusu ve düşmanlık duygusu içerisinde almıştır. —Hatta 11.yy’da İtalyan bir tüccarın Müslümanlara ait 25 tıp kitabını İtalya’ya  götürdüğünü, Latinceye  çevrilen kitapların Yunan bilginlerinin adıyla yayınlandığını iddia eder. Avrupalılar 16.yy’a kadar Müslümanların kendilerinden ileri olduğunu biliyorlar 17.yy’dan itibaren kendilerini daha ileri bir düzeyde görmeye başlıyorlar. Müslümanlar 16.yy’da eski üretkenliğini kaybetmiş olsa da 18.yy’a kadar matematik, kartoğrafya ve coğrafya alanında üstünlüklerini devam ettirmiştir. Gerçekten de yapılan o dönemde yapılan çalışmalar bunu kanıtlamaktadır.

İslam Bilim Araştırmacısı Fuad Sezgin

                 İbni Haldun: Coğrafyan Kaderindir.

Müslümanlar özellikle matematiğe, coğrafyaya ve astronomiye çok önem vermişlerdir. Yine Fuad Sezgin’e göre —9.yy’da Müslümanlar, Yunan bilgilerinden tümüyle yararlanmak istemişlerdir. Müslümanlar Batlamyus’un haritasındaki büyük yanlışlığı, yani okyanusların karalar tarafından çevrilmiş göller olarak gösterilmesindeki yanlışlığı gidererek, okyanusların kara kütlelerini çevirdiği fikrini getirdiler. Yunanlar’dan aldıkları coğrafi bilgileri geliştirerek ,coğrafi konumları da daha müsait olduğundan, dünyanın daha ortasında yaşadıklarından ve gelişmiş bir ticaret ağına sahip olduklarından bu alanda çok ileri seviyede çalışmalar yapmışlardır.

Harezmi

Harezmi’nin asıl adı Ebu Abdullah Muhammed bin Musa El-Harezmi’dir, Özbekistan’da doğmuştur ve doğum tarihi kesin olarak bilinmemektedir. Harezm’de doğduğundan Harezmi adını almıştır. Bağdat’taki ilim ortamından yararlanmış, Abbasi Halifesi Mem’un himayesinde Bağdat Saray Kütüphanesinde araştırmalar yapmıştır. Harezmi; matematik,astronomi ve coğrafya alanında önemli eserler vermiştir. Dünyanın çevresini o zamanın şartlarına göre çok doğru bir şekilde hesaplamış, algoritmanın yanı sıra cep telefonu teknolojisinin temeli olan formülleri icat etmiştir. Avrupalılar tarafından yıllarca kullanılmış, birçok icadın yapılmasında katkılarda bulunmuştur. Bu Avrupalılar tarafından da kabul edilen bir gerçektir. Ayrıca Da Vinci’nin icatlarında Müslümanların etkilerini görmek mümkündür. Da Vinci icatlarında Müslümanların geliştirmiş olduğu matematik formüllerini kullanmıştır. —El Harezmi’nin  en önemli eserleri Kitabü’l muhtasar fi’l Cebr ve’l Mukabele ve Kitabü’l muhtasar fi Hisabü’l Hindi dir. Daha birçok önemli bilim insanını da listeye eklemek mümkündür ki onları da ilerde paylaşmaya gayret edeceğiz.

Kurtuba

 

İslamiyet’in bilim ve eğitim konusundaki üstünlüğü büyüleyici şehirlerinden yansıyor. eğitimin ve öğretiminin öncülerinden. İslam devletinin batısındaysa tacın en değerli taşı var; İspanya’daki Kurtuba. Avrupa’nın bu ileri karakolunda çeşmeler hamamlar ve kaldırımlı yollar var ve merkezinde de büyük bir camii bulunuyor; Kurtuba Camii. En büyük Hristiyan kütüphanelerinde sadece birkaç yüz kitap varken Kurtubadaki kraliyet kütüphanesinde 400 bin kitap olduğu söylenir. Vikingler Avrupa’nın tüm dünyaya mal göndermesi için ticaret yollarını açarken, İslam alemi doğuyla batı arasında fikir alışverişini başlatmış.” Bu cümleler BBC’nin “Büyük Dünya Tarihi” adlı belgeselinin bir bölümünde geçiyor ve aslında birçok şeyi de özetliyor. Umarız İslam’ın ve Müslümanların tekrar eski üretkenliğine kavuştuğu, terörün, ölümlerin, savaşların ve kavgalarından ziyade bilimiyle, kültürüyle bütün insanlığa model olacak medeniyetiyle tekrardan yankılanır İslam’ın adi Avrupa semalarında. Bunu başarmak için aşağılık duygusuna kapılmamalı ve eski iyi örneklerden faydalanarak bir yeniden doğuş gerçekleştirmeliyiz.

Cordoba.

CEVAP VER