Işığın ve Gölgelerin Ressamı Rembrandt’ın 19 Maddede Yaşamı

1041

Hollanda’nın ve aslında dünyanın en önemli ressamlarından biri 17. yüzyılda yaşamış olan Rembrandt Harmenszoon van Rijn’dır. Sıra dışı bir sanat anlayışına sahip ve gerçekliği resimlerine yansıtmak adına güzellik ile incelikten kaçınan Rembrandt, ışığı ve gölgeleri de kullanarak bize günümüzde de hayranlıkla izlememize neden olan sayısız eser bırakmıştır.

#1 Rembrandt Harmenszoon van Rijn 15 temmuz 1606’da Hollanda’nın Leiden şehrinde dünyaya gelir.

#2 Dokuz çocuklu bir ailenin en çalışkan çocuğu olan Rembrandt 14 yaşında okuduğu okulu yani Leiden Üniversitesi’ni bırakıp ressam olmaya karar verir.
Self-Portrait (1640)
#3 Yağlı boyayı çok seven Rembrandt, resimlerinde kaba ve kalın dokuyla ince ve akıcı dokuyu birlikte tuvaline aktarmakta ustadır.
Portrait of Nicolas van Bambeck (1641)
#4 Resimlerdeki gerçekçilik
The Artist in his Studio (1628)

Resimlerinde rahatsızlık vermeyen bir gerçekçilik dikkat çeker. Mesela 20 yaşındaki halini resmettiği bu tablonun ayrıntılarına baktığımızda çatlak yer döşemesi ve odanın dökülen sıvası görülmektedir. Atölye eski ve köhnedir, Rembrandt’ın üstü başı da aynı şekilde dökülmektedir. Fakat resimdeki odak noktası adeta sanat ateşini betimleyen şövaleden fırlayan ışıktır.

#5 Amsterdam’a geliş
Dr. Nicolaes Tulp’un Anatomi Dersi (1632)

Rembrandt, Amsterdam’a geldiği yıl yaptığı bu tabloyla tanınır. O, bu eserinde doktor Tulp’un Amsterdam’ın suçlularından Adriaen het Kint kadavrasını incelemesini resmeder. O yıllarda otopsi sosyal etkinlik olma özelliğini taşımaktadır ve yılda bir kez halka açık bir şekilde yapılır. Doktor Tulp’un ışıklar içindeki kadavranın kol kaslarını göstermesi odağı buraya taşır. Bu etkinliğin önemini otopsiyi izleyenlerin bakışlarındaki ifadeden anlamak mümkündür. Kadavra incelemesini izleyen diğer doktorların yüzlerinde dikkat ve ilgiyi gösteren bir ifade vardır ve kendilerini kadavraya yaklaştırmışlardır. Zaten resmin vurgulamak istediği nokta da bu etkinliğin psikolojik tarafıdır. Resim, The Hague şehrinde Mauritshuis’de sergilenmektedir.

#6 Babasının ölümünden sonra Amsterdam’a gelen Rembrandt, 1634 yılında ortağının yeğeni Saskia van Uylenburg ile evlenir.
Saskia van Uylenburg In a Red Hat
#7 1630’lar… Rembrandt’ın yükselişi
Portrait of Nicolaes Ruts (1631)

Rembrandt, 1630’larda döneminin en çok tutulan ressamıdır. Müşterilerine resimlerinde onların istediklerini vermesini bilir ama bunu kendi yeteneğiyle harmanlamaktan da geri kalmaz. Müşterileri portrelerde hem varlıklarını göstermek isterler hem de resmin tamamında gösterişten uzak bir sonuç beklerler çünkü bu insanlar ne kadar zengin olurlarsa olsunlar sıradan, basit insanlar olduklarını vurgulamayı tercih ederler. Rembrandt da bunu portrelerde ustalıkla yansıtır. Nicolaes Ruts’un resmedildiği bu portrede, Ruts kendi ürünü olan yumuşak samur kürkünü taşır. Gözlerindeki keskin ifade ile özenli saçı ve bıyığıyla karşımızda güçlü bir biçimde duran Ruts’un, belki de bilhassa gözlerindeki anlamın doluluğundan her an bizimle konuşmaya başlayabilecekmiş gibi gerçek ve “sıradan” bir hali vardır.

#8 Rembrandt, İtalya’ya gidip sanatını daha da geliştirebilecekken bunun yerine Amsterdam’da kalıp para kazanmak ve şatafatlı bir hayat yaşamak ister.
Portrait of Agatha Bas (1642)
#9 Beklentileri karşılamayan resim: Gece Devriyesi
Gece Devriyesi (1642)

Amsterdam’ın yöneticileri Rembrandt’tan onları resmeden bir tablo isterler. Bu tabloda içinde bulundukları hiyerarşik düzen gösterilmelidir. Rembrandt, müşterilerinin isteklerine uymayıp resmi toplumsal dramaya çevirir. Rembrandt bu resimde, milisleri hayal kahramanı olmaktan çıkarıp yürüyen, silah kullanan ve davul çalan muhafızlara dönüştürür. Tabloda hareket arkadan öne doğru olduğundan resim insanlar tuvalden çıkacakmış hissiyatı yaşatır. Bu sebeple üç boyutlu bir resimdir bu. Eser karmaşık gibi görülebilecekken, onda tek bir sözle hep beraber harekete geçmeye hazır insanların açığa çıkmayı bekleyen enerjilerini hissetmek gerekir. Fakat bu tablo, milislerin yani yöneticilerin pek de hoşuna gitmez. Rembrandt’ın sanatı beğenilmiş olsa da beklentileri karşılamayan bu resim, O’nun sanat hayatını etkiler. En önemli eserlerinden olan Gece Devriyesi (De Nachtwacht), kendi döneminde sanat yaşamının kötü etkilenmesine sebep olmuşsa da günümüzde ressamın en çok bilinen resmidir ve Amsterdam’da bulunan Rijksmuseum’da sergilenmektedir.

#10 Ona destek olabilecek insanları gittikçe kaybeden Rembrandt borç içinde yaşamaya başlar.
The Mill (1645/48)
#11 Yaşamındaki şatafatın azalması resimlerine de yansır. Zengin ve güçlü insanların portrelerini yapmayı bırakıp küçük uşak gibi sıradan insanlara odaklanmaya başlar.
At Girl at a Window (1645)
#12 Değişen Hollanda eskide kalan Rembrandt
Aristotle with a Bust of Homer (1653)

Sanat eleştirmenlerine göre, Rembrandt kendini aşamaz ve yenilikçilikten çok uzak bir noktaya düşer. Bunun sebebi devrin değişmesidir: Hollanda’da artık doğallık ve sadelik yerini yapaylık ve karmaşıklığa bırakmaya başlamıştır. Ama Rembrandt bu değişen anlayışa ayak uyduramaz.

#13 Amsterdam’da yeni sanat anlayışı

Amsterdam’ın zengin ailelerinin çocukları sanatta çirkinliklerin değil; tanrısal güzelliğin, uyumun, saflığın ve inceliğin vurgulanması gerektiğini düşünmeye başlarlar. Sanat, gerçek diye göze hoş gelmeyen şeyleri göstermemeli, bunun yerine insanlara haz verecek güzellikleri yansıtmalıdır.

#14 Rembrandt buna direnir…
Self-Portrait (1652)

Oysa Rembrandt’ın bu kendi portresinde de görüleceği üzere O, incelikten eser katmaz resimlerine. Eski palto giyen Rembrandt’ın kızarmış ve yorgun gözleri dikkat çeker burada. Portre, tüm haliyle yıpranmışlığı gösterir bize, aynı zamanda da bitmemişliği. Bu bitmemişlik havası başka resimlerinde de görülür ve eleştirmenlerce baştan savma olarak nitelendirilir.

#15 İkinci aşk: Hendrickje Stoffels
A Woman Bathing (1654)

Rembrandt’ın karısının ölümünden sonra aşık olduğu ikinci kadın: Hendrickje Stoffels. Bu resimde de klasik güzel anlayışı yoktur. Mesela kadının bacaklarının sudaki yansıması incelikten uzak ayrıntılardan bir tanesidir. Tabloda kadının ellerinin ayrıntısı olmadığından eleştirmenlerce onaylanmaz ve yine bitmemiş, baştan savma olarak addedilir.

#16 1656 temmuzunda iflas ettiğini açıklayan Rembrandt, sahip olduğu her şeyi satışa çıkarır ve evi de dahil olmak üzere her şeyini kaybeder.

#17 Son umutlar: Belediye binası için Claudius Civilis isyanının resmi
The Conspiracy of Claudius Civilis (1662)

Yine de hala tüm dünyaya meydan okumaya hazır olan Rembrandt’ın karşısına bir şans çıkar: Yeni yapılmış belediye binası için resimler istenir O’ndan. Komisyon, Rembrandt’tan Hollanda ulusunun doğuşunu betimlemesini ister. Yöneticilerin istediği klasik bir anlayışla Claudius Civilis isyanını güzel ve anlamlı bir şekilde gösteren bir tabloyken ortaya çıkan sonuç çirkinlik, deformasyon ve barbarlık olur. Rembrandt’a göre resim gerçekçidir; savaşçıları centilmen gibi resmedemez. Oysa komisyon resimden nefret eder ve satın almaz. Rembrandt bu devasa tabloyu parçalara bölerek satmak ümidiyle bıçağıyla keser, günümüze de bu sebeple tablonun yalnızca küçük bir kısmı ulaşmıştır.

#18 Rembrandt oyunu kurallarına göre oynaması gerektiğini bilse de içindeki bir güce engel olamaz. Bu kibri, onun günümüzde değerinin anlaşılmasına engel olmasa da yaşamının son yıllarını sefaletle geçmesine sebep olmuştur.
Self-Portrait (1669)
#19 Geriye 600’den fazla yağlı boya, 300 kadar gravür ve yaklaşık 2000 desen çalışması bırakan Rembrandt 2 ekim 1669’da yaşamına veda eder.
Self-Portrait (1669)

Esinlenme

CEVAP VER