İran Sineması’nın En Güzel 10 Filmi

963

Son dönemlerde hızla gelişen ve oldukça başarılı bir sinema olan İran Sineması’nın kesinlikle izlenmesi gerekiyor. İran Sineması’nın en önemli özelliği ise filmlerde genellikle çocukların kullanılmasıdır. İran Sineması’nda genellikle gerçek yaşamlardan oluşturulan senaryolar ile yaratılan filmler yer almaktadır. Film izlemeyi sevenlerin kesinlikle İran Sineması’na bir göz atması gerekir.

#1 Sarhoş Atlar Zamanı (2000)

İran-Irak sınırında yaşamını kaçakçılık yaparak sağlamaya çalışan bir ailede anne baba hayatını kaybetmiş, 5 kardeş yalnız başlarına kalmışlardır. Ailenin bütün sorumluluğu Ayoub’e kalmıştır. Ayoub, engelli kardeşini ameliyat ettirmek ve kardeşlerine bakmak için okulunu bırakır ve kardeşi Ameneh ile pazarda çalışmaya başlar. Daha sonralarda ise İran’a yük taşımaya başlar. Bir diğer ayrıntı ise çocuklardan Rojin, kardeşi Madi’yi ameliyat ettirmek için kendinden yaşça büyük biriyle evlenmeyi kabul eder. Sarhoş Atlar Zamanı Bahman Ghobadi’nin ilk uzun metraj filmi olmanın yanında Ghobadi’ye Cannes Film Festivali’nde, “Altın Kamera Ödülü” kazandıran filmdir.

#2 Kaplumbağalar da Uçar (2004)

Çocukların masumiyetin olduğu bir yapıttır. Film için, Bahman Ghobadi’nin en iyi yapıtlarından bir tanesi diyebiliriz.  Ghobadi, bu filminde Irak-ABD savaşından dolayı köylerinden olmuş, Irak-Türkiye sınırın da çadırlarda yaşayan insanları ele alıyor. Filminde, başrol oyuncuları olarak ise savaştan zarar görmüş masum çocukları oynatıyor. Filmdeki çocukların hepsinin ayrı hikâyeleri var ama Agrîn’inki bambaşka. Agrîn’e “Halepçeli Kız” diyorlar. Katliamda uğradığı tecavüzün ardından 14 yaşında anne olmuş küçük bir çocuk. Agrîn bu durumu kabullenemiyor ve kurtulmak istiyor bu kötü durumdan. Tecavüz sonrasında dünyaya gelen küçük kör çocuğu (Riga) kabul edemiyor. Bırakıp gitmek istiyor. Ama hayatta, kollarını kaybetmiş abisinden başka kimsesi yok. Agrîn’in abisi Hengov geleceği dair rüyalar görüyor. Hengov, Agrîn’e nazaran kardeşinin çocuğunu kabulleniyor ve her zaman onu korumak istiyor. Aslında filmin ismi de buradan geliyor. “Kaplumbağalarda Uçar”. Sırtındaki yükü olmasa kaplumbağalarında uçabileceğini düşünürsek, kabuğun ağırlığını taşıyamadığı için özgürlüğüne kavuşamayan Agrîn’i çok daha iyi anlarız.

#3 Cennetin Çocukları (1997)

İki kardeşin ayakkabıları olmadığı için bir çift ayakkabıyı ortak kullanmalarını anlatan duygusal bir filmdir. Ali ve Zehra isimli iki kardeşten Zehra’nın ayakkabıları kaybolmuştur. Ali kendi ayakkabısını kardeşi ile birlikte kullanır. Zehra okuldan erken çıktığı için ilk başta ayakkabı Zehra’nın ayaklarındadır. Kız kardeş dersten çıkar çıkmaz koşarak Ali’nin yanına gider. Ali sokakta Zehra’yı beklemektedir. Kız kardeşi gelince hemen ayakkabıları değişir ve derse yetişmek için koşar. Ancak Ali her zaman derse geç kalır ve azar işitir. Ali okulda spor ayakkabı ödüllü yarışmaya girmeye karar verir. Ancak spor ayakkabı üçüncü olana verilecektir. Ali üçüncü olmak için uğraşır ama başaramaz ve üzülür. Ancak işin en duygusal yönü ise buradadır. Ali yarışmada birinci olur. Ama birincilik ödülü ayakkabı olmadığı için Ali kendisini başaramamış sayar. Majid Majidi’nin en iyi filmlerindendir.

#4 Cennetin Rengi (1999)

Muhammed, Tahran’da yatılı okulda eğitim gören görme engelli bir çocuktur. Annesini kaybetmiş ve babası tarafından ayak bağı olarak görülen bir çocuktur. Gözleri görmediği için yaşamı parmak uçları ile anlamaya çalışan yetenekli bir çocuktur. Babası yaz tatili olduğu için Muhammed’i istemeyerek okuldan alır ve köye götürür. Muhammed köyde ninesinin yardımıyla parmakları ile dünyayı görmeye çalışmaktadır. Yönetmen Majid Majidi Muhammed’in gittiği köyün güzelliğini filminde gösteriyor. Ama işin en acı tarafı ise bu güzelliği Muhammed’in göremiyor olmasıdır. Muhammed babasının düşüncesinin aksine ne kadar yetenekli bir çocuk olduğunu gösteriyor.

#5 Kara Tahta (2000)

Filmi izlemeye başladığınızda biraz şaşıra bilirsiniz. Çünkü bir grup öğretmen sırtında tahta ile İran’da okuma yazması olmayan çocuklara okuya yazma öğretmek için yollara koyulurlar. Öğretmenler geçimlerini sağlamak için kendilerine öğrenci aramaktadırlar. Tabi insanı okuma yazma konusunda çok istekli değillerdir. Filmde öğretmenler öğrenci bulmak için köylere dağılırlar. Bahman Ghobadi gruptan ayrıldıktan sonra göçmen bir kabile ile Halepçe’ye gitmek için yola çıkarlar. Ghobadi, yolda yaşlı bir adamın kızını görür ve onunla evlenmek ister. Filmin yönetmeni Samira Makhmalbaf’dır.

#6 Bir Ayrılık (2011)

Asghar Farhadi’nin beşinci uzun metrajlı filmi olan “Bir Ayrılık”, İran’ın üst orta sınıfından olan bir çiftin boşanma öyküsünü anlatıyor. Film Yargıç odasında tartışma ile başlıyor. Filmde çiftin bir çocukları vardır. Anne Simin, 11 yaşındaki kızı için daha iyi gelecek istiyor ve yurt dışına yerleşme planları yapıyor. Baba Nadir ise Alzheimer hastası olan babasını bırakmak istemiyor. Bir Ayrılık filmi 61. Berlin Film Festivali’nde En İyi Film dalında Altın Ayı kazanan ilk İran filmi oldu.

# 7 Serçelerin Şarkısı (2008)

İranlı yönetmen Majid Majidi’nin köyde yaşayan bir ailenin yaşamını anlattığı filmdir. Filmde baba rolünde oynayan Kerim, bir devekuşu çiftliğinde çalışır. Çalıştığı yerden bir devekuşunun kaçması sonucu kovulur. Daha sonra ailesinin geçimini sağlamak için Tahran’a gider ve burada motosikleti ile taşımacılık yapmaya başlar. Filmin bir diğer dikkat çeken yanı ise Kerim’in oğlunun umut dolu oluşudur. Çocuk arkadaşları ile köyde Japon Balığı yetiştirmeye çalışırlar.

#8 Baran (2002)

Majid Majidi’nin yönetmenliğini yaptığı filmde 17 yaşındaki Azeri Latif, Tahran’daki bir inşaatta çalışan ameledir. İnşaatta yasak olmasına rağmen çalıştırılan Afganlı Najaf inşaattan düşerek sakatlanır ve yerine oğlu Rahmat’ı gönderir. Rahmat belli bir süre sonra Latif’in işini elinden alır. Latif bu durum karşında Rahmat’a karşı kin beslemeye başlar. Ancak daha sonradan gerçeği öğrenince, Latif’in kini aşka dönüşmektedir.

#9 Yarım Ay (2007)

Mamo yaşı bir müzisyendir. Son konserini vermek için Irak’a gitmeye karar verir. Saddam Hüseyin’in iktidarının son bulması ile Mamo, diğer müzisyenlerle birlikte konser verecektir. Ancak Mamo yanına Yolda Hesho adlı kadını almak istemektedir. Ama İran’da kadınların şarkı söylemesi yasaktır. Mamo buna rağmen sınırı geçme kararındadır. Bahman Ghobadi’nin İstanbul Uluslararası Film Festivali’nde ödül almış filmidir.

#10 Kara Ev (1963)

Cüzam hastası oldukları için çevre tarafından dışlanmış insanların hikayesini anlatan kısa metraj belgesel çekimi bir filmdir. Füruğ Ferruhzad’ın cüzamlılar evine gidip, hastalarla zaman geçirmesi ve önceden kurgulanmış ya da planlanmış hiçbir şey olmadan bu filmi çekmesi ayrı bir güzellik diyebiliriz. Film, 1961’de kurulan ilk cüzam kolonisi olan Behkadeh Raji’de geçmektedir. Belgeselde her ne kadar cüzamlı ve dışlanmış kişiler olsa da bu insanların yaşacakları bir hayatları olduğunu görüyoruz.

1 YORUM

  1. İran sineması hayranı olarak söylüyorum, güzel bir liste olmuş. Ancak hiç izlemeyenler için fazlaca spoiler içermekte, bu yüzden izlenecekse filmin tadını kaçırabilir. Teşekkürler.

CEVAP VER