e-insan için günlük tüketilmesi gereken internet dozu

3171

Teknolojinin hem rahatlatıp hem de yorduğu dönem insanlarının en büyük korkusu artık ‘ya elektrikler kesilirse’ oldu. Sular kesilirse iki bidon stoklamak kolayken, elektrik kesildiğinde stoklanan mumlar rutin günlük hayatı kurtarmayacak ve internetsiz bırakacaktı da ondan! Yaş limitinin minimum 2 olduğu süt kuzularının da, Kurtuluş Savaşı hikayesi anlatan pamuk ninelerin ve dedelerin de artık dokunmatik açılan tabletleri olduğunu düşünürsek, internetin hem evrim, hem devrim olduğunu söyleyebiliriz. Ve biz evrim geçirmiş insanların kimliği de ‘e-insan’ olarak tescillendi çoktan.

İnterneti bize bu kadar sevdiren mimiksiz ve sessiz konuşabilmek, kahkaha atmadan gülebilmek ve suratımızı asmadan kızabilmek oldu belki, yorulmadık! Kocaman sanılan dünyanın en uzak köşesindeki insana ‘naber, nasılsın’ diyebilmeyi, onunda ‘iyidir, sizde ne var ne yok’ demesiyle mutlu olabilmeyi sağladı internet, yalnız kalmadık! Karnımız acıktığında ne yiyebileceğimizi, eski komşunun yeni evine giderken nerden döneceğimizi, istediğimiz ceketin indirime girip girmediğini ve daha nicelerini tek tuşla öğrenmek bu çağın insanına sunulan bir nimetti, hiç zorlanmadık! Bir de artık iletişim hızının atom parçalanma süresini geçtiği programlar vardı ki günümüzün rutini oldu. Hani açıp bakmazsak, su içmemiş gibi hissettiren… Biz sadece herkesin bildiği bir kaçına değindik. En çok hangisini kullanıyorsunuz bilmiyoruz ama internetin olmazsa olmazları işte bu siteler…

Facebook

2004 yılının başlarında Harvard Üniversitesi’nde okuyan Mark Zuckerberg’in kendi okulu için kurduğu bir iletişim ağıydı facebook. Yıl 2016 olduğunda kullanıcı sayısı dünyada 1 milyar 350 milyona ulaştı. Kaba bir hesapla gezegende yaşayan 6 insandan biri facebook kullanıcısı ve aktif olarak günde 1 milyar insan facebook’a giriş yapıyor.

Sanal olarak el ele tutuşmak gibi bir hissiyat uyandıran facebook’a ne yüklersen öyle olduğun farz ediliyor ya, bu da programı kişisel reklam alanı yapıveriyor. Miladı çok eskilere dayanan tanışıklıkların, sadece merhabalaştığın insanların ve sırf göz ısırıyor diye listeye dahil edilenlerin kalabalığıyla sosyal ağlar oluşuyor. Kimin nereye gittiğini, ne yiyip ne içtiğini, yüzünün kırışıp, belinin kalınlaştığını radar gibi yakalayabiliyor, hoşunuza giderse ‘like’ a basıveriyorsunuz. Facebook, artan rekabete ayak uydurabilmek için yeni uygulamalarla kendini sürekli güncelliyor. Anılarınızı hatırlatıyor, kutlamalar için dürtüyor, unuttuğunuz ‘ben bunu nerden tanıyorum’ dediğiniz insanları ‘tanıyor olabilirsin’ baskısıyla beyin egzersizi yaptırıyor.

29 yaşında dünyanın en zengin insanları arasına giren Mark Zuckerberg’in renk körü olduğu için yarattığı mavi dünya facebook, güncel bildirim paylaşan muadil siteler arasında en hızlı olanı.

Twitter

Twitter, facebook gibi arkadaş değil de, takipçi tabanlı çalışıyor ve facebook’un en dişli rakibi. 2006’da Jack Dorsey’in geliştirdiği twitter’da, Türkçede cıvıldama anlamına gelen tweet 140 kelimelik metin yazma alanına deniyor. Amerika’da Obama’ya zafer kazandırıp başkan yapan, Kim Kardashian’ın poposunun peşine 16 milyonu geçen takipçi takan ve tweet başına 8 bin dolar kazandıran program ‘diliyle kuş tutanlar’ için bir popülerlik kapısı olup biz Türklerden de meşhur şahsiyetler yaratıyor.

Dert yanan, muhalif olan olmayan, anlık durum gıybeti yapan mikroblog da denilebilir Twitter’a. Kuşların peşine takılıp gitmek gibi desek, rotayı daha da sadeleştirmeleri gerek . Çünkü bazı kullanıcılar için karışık ve zor olarak nitelendiriliyor. Twitter’in dünyadaki kullanıcı sayısı ise 300 milyonu aşıyor.

Instagram

Ekim 2010’da Mike Krieger ve Kevin Systrom tarafından kurulan ve 2012 yılında facebook tarafından satın alınan Instagram, ilk önce Iphone için tasarlanan bir uygulamaydı. Sonradan Android işletim sistemiyle çalışan cihazlarda da kullanılmaya başlandı.

Fotoğraflara filtre, efekt uygulama ve ortak alanda seçilip beğenilmesiyle takipçi oluşturan instagram’ın tüm dünyada 500 milyonu aşan kullanıcısı var. Markalar, marka olmaya çalışanlar için ideal bir açık hava reklam panosu gibi. Sanal da olsa mutluluk resmeden, filtreli de olsa güzellik gösteren instagram herkesin herkesi kolayca bulabildiği ve takipçisi olabildiği kolay bir program…

Youtube

3 eski PayPal çalışanı tarafından yine Amerika’da kurulan bir internet video sitesi Youtube. Kullanıcılarına video yükleme, paylaşma ve izleme olanağı sunuyor. Youtube kişisel yüklemeler olduğu gibi müzik klipleri ve eğitim videoları için cennet bir platform. İster yeni çıkan bir şarkıyı, isterseniz tatilde sualtında 3-5 balıkla yüzdüğünüz anı paylaşın, bir izleyen mutlaka çıkacaktır. Yeri geldiğinde evde peynir yapmayı, yeri geldiğinde balina etinden fileto çıkarmayı öğrenebilirsiniz. Youtube her yönüyle iyi bir okul gibi, ama ne izleyeceğini seçmesini bilene…

Youtube’a günde yaklaşık 75 bin yeni video yükleniyor ve 1 milyar 500 bin kere tıklanıyor. Markalar ve marka yaratmak isteyenler için müthiş bir pazarlama platformu olan Youtube’da içerik üreterek para kazanan ciddi bir kullanıcı kitlesi de var.

Google

Kimine göre ‘Google amca’, kimine göre ‘Google teyze’. Kanlı canlı bir profil olsa el öpmeye gidilecek kadar saygıdeğer, ağzına sağlık diyecek kadar doğrucu, dünyanın bütün üniversitelerini bitirmiş kadar bilgili…

4 Eylül 1998 tarihinde Larry Page ve Sergey Brin tarafından kurulan özel şirketin ilk adı ‘BackRub’ (Sırt Masajı) du. ‘Googol’ kelimesinde bir yazım değişikliği yaparak sonradan Google adını aldı. Bu isim ‘on üzeri yüz’ (1’in yanına 100 sıfır) rakamının ifadesiydi. Aynı zamanda dünya üzerinde var olan tüm bilgiyi internette organize eden arama motorunun iddiasıydı. Google şu anda dünyada bir numaralı internet arama motoru ve farklı çalışma metoduyla iş dünyasına da ilham veriyor. Örneğin; Google diyor ki ‘kötülük yapmadan da para kazanılabilir’; ‘takım elbisesiz de ciddi olunabilir’, ‘iş eğlenceli olmalıdır’. Bu yüzden okumuş ve yaratıcı çocukların çalışmak istedikleri şirketler arasında en çok tercih edilen ya da hayal edilenidir. Google’da çalışmayı imkansız gibi görenlere kurucuları Sergey Brin ve Larry Page’in internet devi olmasına rağmen HTML kodu bilmemelerini örnek gösterip ‘neden olmasın!’ diyelim. Lakin bu sebeple Google çok sade bir ana sayfaya sahiptir.

Bazen anlaşılmadığınızı düşündüren ve kendinize güveninizi örseleyen ‘Bunu mu demek istediniz’ taktiğinin internet Google trafiğini ikiye katladığını biliyor muydunuz peki? Urdu, Klingon ve Latin dilleri dahil 88 dil konuşabilen Google’ın eline su dökülemediği ise günde bir milyarı aşan kullanıcı sayısından anlaşılıyor.

Google’ın sahip olduğu veri tabanındaki tüm siteler için internette 1 dakikada bir sayfa hızı kullansaydık (Google’ı takmayarak tabii) insan ömrünün ortalamasını geçen 95 sene gibi bir zaman harcayacaktık. Bize bu konforu sunan ve her internet yolculuğunda mutlaka uğranılan Google’a hürmetlerimizle…

 

 

 

 

 

 

 

 

 

CEVAP VER