İmparatorluktan Sürgüne: Kısaca Napolyon Bonaparte

1157
Tarihin gördüğü en büyük generallerden biri olan Napolyon Bonaparte, bu özelliğinin yanısıra “idealist, maceraperest, zalim, kanun yapıcı” gibi birçok sıfata da layık görülen, hayatında zirveyi de kör kuyuyu da görmüş olan bir imparatordu.

O çok ünlü “Para, para, para” sözüyle tanınsa da, Napolyon, çalkantılı hayatı ve siyasi ve askeri alanlardaki üstün başarısı nedeniyle üzerinde çok fazla söz söylenen, hakkında en çok yazılıp çizilen tarihi kişilerden biri.

Napolyon Öncesi Fransa

Napolyon’u anlayabilmek için hikayeyi biraz geri sarmak lazım. Napolyon, 1769’da, Korsika Adası’nda doğdu. Ailesi çok zengin olmasa da, babasının hatrı sayılır kişilerle bağlantısı vardı ve Napolyon bu sayede abisiyle birlikte 1779 yılında Fransa’ya, asker olmaya gönderildi. Fransız ordusunda eğitim gördü ve 1785’te üsteğmen oldu. 1789 Fransız Devrimi’ni destekledi ve bu süreçte tümgeneralliğe kadar yükseldi.

Fransız Devrim Savaşları

Fransa İhtilali’nin ardından Fransa ile Avrupa devletleri arasında yaşanan birçok savaşa verilen isimdir. 1802 yılında bu savaşlar bitse de bu sefer Napolyon Savaşları denen süreç başlamıştır. Napolyon, devrim sonrası savaşlarında devrimin yanında yer aldığı için başarılı bir komutan olarak İtalya cephesinde görevlendirildi. Burada özellikle Avusturya ve İtalya karşısında aldığı zaferlerle halk arasında gittikçe popüler oldu. İtalya cephesi komutanlığı sırasında toplamda 18 meydan savaşı kazanarak tarihe geçti.

Mısır Seferi

Napolyon, 1798’de Mısır seferine çıktı. Mısır bu dönemde Osmanlı toprakları içindeydi ama Memlük beylerinin kontrolü altındaydı. Napolyon, Memlükler’i “Piramitler Muharebesi” denilen savaşta mağlup etse de buradaki başarısı kalıcı olmadı. Mısır halkının direnişi, İngiliz ordusunun ve Osmanlı padişahı Cezzar Ahmet Paşa’nın saldırıları nedeniyle Fransa’ya geri dönmek zorunda kaldı.

Konsüllük, İmparatorluk
Napolyon’u Papa’nın elinden imparatorluk tacını alırken gösteren tablo.

Napolyon, 1799’da, Mısır dönüşü, “18 Brumaire” denilen darbenin içerisinde yer aldı ve Fransa’da devrim sonrası kurulan Direktuvar yönetimine son verdi. 5 direktuvar yetkisi 3 konsülde birleştirildi ve Napolyon da 1. Konsül olarak atandı. 1802’de imzalanan Amiens Barış Antlaşması ile Fransız Devrim Savaşları sona erdi. Napolyon, bu süreçte ülkede çok ciddi reformlar gerçekleştirdi. Ekonomi, eğitim, hukuk alanlarında halkın da onay verdiği devrimler yaptı. “Code Napolyon” adlı Medeni Kanunu dünyanın birçok ülkesi kullandı. Napolyon 1804’te kendisine imparatorluk ünvanının verilmesini sağlayan referandumu halkoyuna sundu. Bu halkoylaması kabul edildi ve Napolyon, Notre Dame Kilisesi’nde, tacı Papa’nın da katıldığı bir törenle giydi. Papa’nın önünde eğilmenin, kendisi için bir acziyet göstergesi olacağını düşündüğü için Papa’nın önünde eğilmedi, tacı onun elinden aldı. Zira otoritenin Tanrı’dan geldiği anlamının çıkmasını istemiyordu!

Napolyon Savaşları

Cumhuriyetin imparatorluğa dönüşmesinin ardından imparator Napolyon, Avrupa ile savaşlara devam etti. Bu süreçte, 1812 yılına kadar, neredeyse hiçbir savaşı kaybetmedi ve savaşların her zor duruma girdiğinde üstün zekasıyla akıllı taktiklere başvurması, onun askerler arasında iyice sevilmesini sağladı. 1812 Rusya Seferi’ne kadar Fransa; Rusya, Avusturya, İngiltere, İtalya gibi ülkelerle sık sık savaş yaptı ve ülkenin sınırlarını iyiden iyiye genişletti. İspanya ve İtalya’ya akrabalarını tahta geçirdi.

Napolyon’un Rusya Seferi

İflah olmaz bir maceraperest olan Napolyon, 1812’de Rusya’ya sefere çıktı. Yaz aylarında başlayan sefer, kışa doğru şartların bozulması nedeniyle yıpratıcı olmaya başladı. Napolyon Rusya’da Borodino savaşını kazansa da, Rus general Kutuzov’un, Fransızlar’ın üzerine yürümek yerine Rusya içlerine gerilemesi ve Napolyon’un ordusunun Rusya’nın zor iklim şartlarında yiyecek ve barınak sıkıntıları çekmesini sağlaması nedeniyle, Napolyon’un elindeki ordunun dörtte üçü savaş yapılmadan kaybedildi. (Bir parantez açalım: General Kutuzov’un bu muazzam taktiği, her yerde övülür; bu taktik Mustafa Kemal Atatürk’ün, Sakarya Meydan Muharebesi’nde gerçekleştirdiği taktiğin aynısıdır.) Bu yenilginin üzerine Rusya, yanına Prusya, Avusturya ve İsveç’i de alarak, Leipzig Muharebesi’nde Napolyon’u ağır bir yenilgiye uğrattı ve Paris düştü. Napolyon, tahttan çektirilerek, İtalya’da bulunan Elba Adası’na sürgüne gönderildi.

Waterloo, St. Helena ve Napolyon’un Ölümü
Napolyon’un ölümüne dek 6 yıl boyunca hapsedildiği St. Helena Adası’nın bugünkü görünümü.

Napolyon kısa bir süre sonra Elba Adası’ndan kaçtı, Fransa’ya geri döndü, askerlerin ve halkın muazzam ilgisini gördü ve kendini tekrar tahtın sahibi ilan etti. Apar topar yeni bir ordu oluşturarak, Belçika’ya savaş ilan etti. Ancak İngiltere ve Prusya İmparatorlukları’na karşı Belçika’nın Waterloo kentinde kesin yenilgiye uğradı ve ölümüne kadar yaklaşık 6 yıl boyunca tutsak kalacağı St. Helena adasına gönderildi. Burada, 1821’de, 51 yaşındayken, mide kanserinden öldü.

Sonuç

Napolyon, şüphesiz tarihin gördüğü en ilginç ve en büyük komutanlardan biriydi. Farklı savaşlarda aynı taktiği uygularak farklı sonuçlar alması gibi, bir yandan İhtilal’i, dolayısıyla cumhuriyeti destekleyip, öte yandan kendini imparator ilan etmesi gibi çelişkileri bünyesinde barındırdı. Halk tarafından bir dönem kahraman, diğer dönem hain olarak değerlendirildi. Muazzam reformlar gerçekleştirdi, yedi düveli yenebileceğini düşündü, bir dönem yendi de, ama en sonunda o da mağlup oldu…

CEVAP VER