İlginçlikleriyle Şaşırtmaya Aday 25 Psikolojik Bilgi

3860

           İnsan zihni en büyük gizemlerden biri olmayı sürdürmektedir. Mantığı beynimizin yönettiğini kabul edersek, psikolojimizi yöneten nedir? sorusuyla karşı karşıya kalırız. Ruh mu? Bilemiyoruz. Ruh’un varlığı tartışmalara açık göreceli bir kavram olduğu halde psikoloji için neden “insanın ruhsal durumu” denilebiliyor bilim çevrelerinde? sorusu da bir başka muammadır. Bunların tartışmaları süredururken psikoloji alanında yapılan çalışmalar ortaya ilginç bulgular çıkartabilmekte. İşte onlardan 25 tanesini keşfetmeye başlayabilirsiniz…

#1

Romantikler buna karşı çıkacaktır ama ne yapalım, bilimin kestiği beyin acımaz. :p Aşık olma haliyle obsesif-kompulsif kişilik bozukluğu hali, insan vücudunda çok benzer bir biyokimyasal etki yaratıyormuş. Aşık adamdan korkacaksın arkadaş.

#2

Trol” kelimesini ve “trollemek, trollenmek” eylemini muhakkak duymuşsunuzdur.  (Lord of the Ring evrenindeki trol’ler konumuz dışındadır.) İşte; internet trollerinin, narsist, sadist ve psikopat özellikler taşıdığını ortaya çıkarmış bazı psikologların yaptığı araştırmalar.

#3

Psikologlar tarafından tanımlanabilmiş toplamda 400‘ün üstünde fobi varmış.

#4

Sosyal medyadaki profillerinize çok sayıda selfie yükleyen erkekler dikkat. Araştırmalara göre bunu yapan erkeklerin psikopatlık ve narsistik kişilik bozukluklarını taşıma olasılığı çok daha yüksekmiş.

#5

Bu çok şaşırtıcı değil. Dünyayı algılayış biçimimizi, dinlediğimiz müzik türleri de epey etkiliyormuş. Ne de olsa manipüle dünyasında yaşıyoruz.

#6

Bu aynı zamanda güzel bir öğüt özelliği de taşıyor. Yine bir araştırmaya göre sahip olduğumuz paraları, fiziksel olarak herhangi bir şeye “sahip olmak” yerine “deneyim kazanmak” için harcayan insanlar daha mutlu oluyorlarmış.

#7

Beynimize tamamen hükmedebildiğimizi düşünüyorsanız bunu unutun. Mesela bu organımız, sıkıcı diye niteleyebileceğimiz konuşmaları duyduğumuz şekliyle değil de daha ilginç hale getirerek kaydediyormuş.

#8

Bazı şizofreni hastaları dışında insanların kendilerini gıdıklayabilmeleri mümkün değilmiş.

#9

Dinlediğiniz ve hoşunuza giden şarkıların arasındaki “en sevdiğiniz şarkı“, sizin onu hayatınızdaki duygusal olarak özel olan bir an ile eşleştirmeniz yüzünden kazanıyormuş o özelliğini.

#10

Dünya üzerindeki en çok kullanılan dilin mimikler olduğunu söylemek yanlış olmayabilir. Öfkeli, üzgün, mutlu, şaşkın, korkan, iğrenen insanların tamamı bunları anlatabilmek için aynı mimikleri kullanmaktalar.

#11

Hangimizin fobisi yoktur ki? Olmayanlar da en azından “eyvah fobim yok” fobisi edinebilirler tez zamanda. İşte tüm bu fobilerin aslında DNA vasıtasıyla nesiller arasında aktarılmış hatıralardan başka bir şey olmadığı ortaya çıkmış.

#12

Buna en çok The Walking Dead hayranları sevinecektir büyük ihtimal. “Yürüyen ceset sendromu” diye bir şey varmış. Ve bunun hastaları kendilerinin ölü olduğunu, etlerinin çürüdüğünü, bedenlerinde organların ve kanlarının olmadıklarına inanıyorlarmış.

#13

Sizin Jim Carrey‘den neyiniz eksik. Oyuncunun Truman Show isimli ünlü filmini bilirsiniz. (Bilmeyenler, spoiler yememek için sıradaki maddeye geçsinler lütfen hemen.) “Truman Sendromu” isminde bir hastalık da varmış. Muzdarip olanlar, hayatlarının her anının gizlice kameralara kaydedildiğini ve televizyonlarda gösterildiğini düşünüyorlarmış.

 

#14

Cahil insanlar (İlber Ortaylı’ya selamlar.) kendilerini her daim mükemmel görmeye eğilimliymiş. Zeki insanlar ise sahip oldukları yetenekleri hafifle almaya…

#15

Birilerini gördüğünüz zaman gözbebekleriniz büyüyorsa, bu; o kişileri sevdiğiniz anlamına da gelebiliyormuş, nefret ettiğiniz anlamına da…

#16

Japonların icat etmediği ne var diye düşünüyorsanız ben söyleyeyim. Galiba hiç bir şey yok. En çok onların yakalandığı “Paris Sendromu” diye bir psikolojik hastalık varmış. Paris’e gelmeden önce orasıyla ilgili olarak büyük beklentilere girmekten ötürü, şehirle tanıştıkları zaman depresyona giriyorlarmış.

 

#17

Bu da şehre özgü bir hastalık örneği. Kudüs’e giden kişilerin bazıları, kutsal atmosferin oksijenini ciğerlere çeke çeke “Kudüs Sendromu’na” yakalanıyorlarmış. Kendilerini büyük bir dini lider olarak hissedip (hatta bir tür Mesih olacak kadar) Kızıldeniz’i yarmaya falan da çalışabiliyorlarmış. Sanırım beceremeyenler en azından “yarıyormuş gibi çek panpa” pozu verip ülkelerine geri dönüyorlardır.

#18

Kimler şizofreni hastalığına yakalanmıyormuş biliyor musunuz? Doğuştan görme engelli olanlar…

#19

Cep telefonunuzu ve bağlantısını kaybetmekten ne kadar korkuyorsunuz? Çok mu? O zaman geçmiş olsun. Siz; “Nomofobi” denilen hastalığa sahipsiniz.

#20

Reddedilmek için ne hissediyorsunuz bilinmez ama beynimiz bunu “fiziksel acı” damgasıyla etiketliyormuş.

#21

Birisinin size daha çok güvenmesini mi istiyorsunuz? Taktik veriyorum yaklaşın. Birisine 20 saniyeyi geçecek sürede sarılırsanız, beyindeki, “sosyal bağlanmaları düzenleyen” oksitosin hormonu salgılanmaya başlıyormuş ve istediğiniz güven olayı gerçekleşiyormuş. Yine de bunu sokaktan rastgele durdurduğunuz insanlarda denemeyin derim.

 #22

Araştırmalara göre hedeflerinizi, hemen gaza gelip başka insanlarla paylaştığınızda, onları gerçekleştirme olasılığınız düşüşe geçiyormuş.

#23

Günümüzde normal bir lise öğrencisi, 1950’li yıllarda psikiyatrik tedavi gören normal bir hastayla aynı kaygı seviyesindeymiş. (Sahip olduğumuz koşulların bolluğu adına da bizler, eski padişahlardan daha çok şeye sahip olabiliriz sanırım değil mi?!…)

#24

Bazı araştırmacılar “şu internet bağımlılığını artık akıl hastalığı olarak düşünmeye başlamanın zamanı geldi de geçiyor sanırım” şeklinde “hmmm’lamaya” başlamışlar, bilginize. Soran olursa “kuzenim girmiş” demeyi deneyebilirsiniz.

#25

Bir insanın dürüstlüğüne mi ihtiyacınız var. Onu bol bol yorun. Koşturun. Bakkala gönderip 2 ekmek aldırın. Çünkü fiziksel açıdan yorgun olan insanlar daha dürüst, daha itirafçı oluyorlarmış.

Esinlenme

CEVAP VER