Haybeden Gerçeküstü Aşk Sinemaya Uyarlanıyor

661

Yılmaz Erdoğan’ın kitabından uyarlanan ve sahnede oynandığı 3 yıl boyunca kapalı gişe izlenen tiyatro oyunu Haybeden Gerçeküstü Aşk beyaz perdeye uyarlanmaya hazırlanıyor. Yapımcılığını Beşiktaş Kültür Merkezi’nin üsleneceği film, 3 Şubat 2017 tarihinde seyirciyle buluşacak.

Bir çiftin tanışmalarından ayrılıklarına kadar olan olası evreyi mizahi bir dille anlatan Yılmaz Erdoğan’ın tiyatro oyunu her ne kadar iki oyuncuyla oynansa da beyaz perde uyarlamasının oyuncuyu kadrosu epey bir geniş olacağa benziyor. Öyle ki filmde Beşiktaş Kültür Merkezi tedrisatından çıkan Gupse Özay, Büşra Pekin, Aylin Kontente, Şebnem Bozoklu, Fatih Artman, Çağlar Çorumlu, Serkan Keskin ve Bülent Emrah Parlak gibi başarılı isimler rol alacak.

Buradan izleyebileceğiniz oyunun kalbimizde yer etmiş bazı replikleri ise şöyle:

#1

Erkek: Bu sorulara bayılıyorum.”Hah geldin mi? Çıktın mı?” Bazı insanlar gözlerinin önünde gelişen olaylara radyo tiyatrosu sahnesiymiş gibi davranırlar. Yani kendilerinin görmesi yetmez, duyanlar da anlasın isterler. Senin de en sevdiğin konuşma biçimi bu. Yıllardır şu kapıdan girdiğimde duyduğum ilk söz: “Hayatım sen mi geldin?” Yok sevgilim şimdilik öylesine uğradım, aslında birazdan geleceğim! Bu seferki tam bir geliş sayılmaz.

#2

Erkek: Sevgilim bugünlerde çıkabilecek miyiz? Hayır hazırlanman birkaç yıl daha sürecekse bu kıyafetle çıkmayalım.
Kadın: Neden?
Erkek: Moda değişecek hayatım. Ya da en azından mevsim değişecek, yazlık kıyafetlerle üşümeyelim diyorum.
Kadın: Abartma.
Erkek: Sen de abartma. Bir buçuk saattir portmantonun aynasında kendimi seyrediyorum ve sıkıldım.
Kadın: Bir de benim durumumu düşün yıllardır aynı manzarayı seyrediyorum.
Erkek: Ne varmış manzarada?
Kadın: Pek kayda değer bir şey yok. Bir burun ve arkadaşları.

#3

Erkek: Sevgilim oyalanmak hiçbir zaman asli bir iş değildir. Bir işin yanında tali olarak yapılır. Mesela trenle Malatya’ya giderken yolda kitap okursan oyalanmış olursun ya da yarım saat erken gittiğin bir randevu öncesi, lokal bir amaçsızlık içinde bir vitrine bakarsan yine oyalanmış olursun. Ama ortada hiçbir şey yokken, yani ne bir tren yolculuğu, ne bir Malatya, ne bir kitap ne de erken gidilmiş bir randevu mahalli; gürültülü bir vitrine saatlerce bakmak oyalanmak değildir.

#4

Kadın: Dur bir dakika. Sence aşk nedir?
Erkek: Bence?
Kadın: Yazara soruyorum aslında.
Erkek: Yazar kendi kendine soruyor aslında.
Kadın: Elma şekeri gibiymiş ya aşk, elinde sopayla kalana kadar yiyorsun işte.
Erkek: Aşkla ilgili pek çok şey gibi, onu tarif etmeye çalışmak da haybeden gerçeküstü bir çabadır.
Kadın: Tarif edilemez mi yani?
Erkek: İçine etmek daha kolaydır…

CEVAP VER