Türk Şairlerinden En Güzel Aşk Sözleri

1551

Siz hiç aşık oldunuz mu? Yüzünüze haberiniz olmadan yerleşen başka bir gülüşle bambaşka baktınız mı hiç dünyaya? Kim bilir olmadınız belki; aşkı merak eden, aşk sözleriyle avunan ve aşık olmak için can atanlardansınız.

Eğer aşk nedir diye soracak olursanız, tüm cevaplar doğuştan kör birine kırmızıyı anlatmak gibi kalır. Ardından da şu denir elbet; aşk anlatılmaz yaşanır. Peki buna rağmen neden aşk sözleri kullanırız, neden ‘benimki başka bir şey’ diye anlatırken debeleniriz? Yüreğe sığmayanı, niye sözcüklere sığdırmaya çalışırız?

Adem ile Havva’nın miladı başladığından beri bilinen, kimyası değişmemiş en organik duygudur aşk. Bazen bir bakış, bazen bir kokunun adı aşk olur, bazen de Aşık Veysel’in dediği gibi, kavuşamazsın adı aşk olur.’ Zaten aşkı en iyi anlatanlar da kavuşamadan, yarım bırakanlardır. Bütün aşk sözleri hep canı yanan, koru kalan yüreklerden çıkmıştır. Kelimeler ince ince sızlarken, sızlatır en çok acıyan yeri…

Aşk kelimesi aslında Arapçadan türemiştir ve ‘aşeka’ anlamına gelir. Aşeka, ağaca dolanan, ondan beslenen ve gitgide ağacı çürütüp kurutan sarmaşığa denir. Ne garip değil mi? Bir sarmaşık değil de güzel kokan bir çiçeğin adı olsaydı daha çok yakışmaz mıydı? Aşk sözlerine sığdırılan o derin acıların sebebi acaba bu zehirli sarmaşık mıydı?

Oysa en güzel aşk sözleri eskiden hep ‘gülüm’ diye başlardı. Usta şairler ‘Yar’ derlerdi bir de sevdiklerine, ‘seni kara saplı bıçak gibi sineme sapladılar’ diye sitem ederlerdi. Aşka saygı duymak değil sadece, eğilirlerdi önünde. Kimisi aşk sözlerini yüzüne söyleyemez, okuduğu kitabın sayfasına isminin altına bir dize yazardı. İki kelimeye iki diyar sığdırır, sonra utanır üstünü karalardı. Satırlarında yarin saçları ipek, dudakları bal olurdu, teni amber gibi kokar, kalbi kelebek gibi ürkerdi. O satırlarla aşkın saçlarını okşar, tenine dokunurlar, bakamadıkları gözlere doya doya bakarlardı. İnce düşüncelerden ince hastalık olurlar, derin kederlerden kör olup Yeşilçam filmlerinde ağlatırlardı.

Eskinin aşkları işte böylesine simya değmiş gibi imkansızlaşmıştı. Şimdi ise ‘imkansız’ denilene ‘zaman alır’ diyorlar sadece… Ve zamansızlıktan yaşanamamış aşkların sol yanda bıraktığı boşluklarla şiddetli bir açlığa dönüşüveriyor. Yeni türeyen aşk sözleri ise trend kelimelerin basitliğine yenilip gidiyor. Her dilden seni seviyorum yazan kalpli balonlar gibi havada kalıyor.

Aşık Veysel’in ‘güzelliğin on para etmez bu bendeki aşk olmasa’ satırlarıyla yücelen aşklar, geçmiş zaman efsanesi olarak hatırda kaldı da, yeni aşkların filizleri nedense GDO’su fazla kaçmış, genetiğiyle oynanmış gibi uzuyor. Aşk sözleri rap şarkı nakaratı gibi hızlı hızlı tüketiliyor. Beden bulmuyor, iç ürpertmiyor, göz seğirtmiyor. Artık kimse eline kalem alıp bir mektuba aşk sözleri yazmıyor, mail ya da SMS’in kısaltılmış kelimeleriyle sıkılarak ses veriyor. Kısa aşk sözleri ile kendini ifade etmeye çalışıyor.

Bu yüzden sarılıyoruz eski şairlerin o vuran aşk sözlerine! Naif aşkların ince akorlu kelimeleriyle o bilemediğimiz ama ‘tam da bu işte’ dediğimiz ürpermeleri hissettirdikleri için. Kabaca yaşanan aşklar yerine efendi yaşanan aşkları anlattıkları için. İçinde biraz acı, biraz hasret, biraz ‘zor’ olduğu için…

Bazen bildiğimizi de unutturan aşkların verdiği sarhoşlukla çizdiğimiz kalplerin içine coşkumuzu doldurmak isteriz ya hani, ‘çok aşığım bir bak’ dedirtecek aşk sözlerini söyleyebilmek, sevdiğimize ‘sen bambaşkasın’ı hissettirebilmek için, aşkın canını okuduğu bilirkişilerin usta kalemlerinden dökülmüş kelimeler ararız. İşte o aşk sözleriyle ister şarkı yapın, ister kulağına fısıldayın, isterseniz mektup yazın. Çünkü onlar tıpkı siz gibiler. İşte ustalarından içe işleyen en güzel aşk sözleri;

1) Bakarken kıyamamak mı, yoksa baktıkça doyamamak mıdır aşk? (Özdemir ASAF)

2) Her gece yatmadan okuduğum bir kitap olmanı isterdim. Kırardım; ışıkları söndürmeden, yarım kalan sayfanın ucunu ki sen buna; tenim kırışıyor, yaşlanıyorum derdin. (Sunay AKIN)

3) Kimliğimi soruyor birileri, çıkarıp resmini gösteriyorum. (Kahraman TAZEOĞLU)

4) Okyanusta ölmez de insan, gider bir kaşık sevdada boğulur. (Cemal SÜREYYA)

5) Bizimkisi bir aşk hikayesi değildi. Aşktı bizimkisi, gerisi hikayeydi. (Can YÜCEL)

6) Kelebek misalidir aşk; anlamayana ömrü günlük, anlayana bir ömürlük. (Nazım HİKMET)

7) İşitin ey yarenler! Aşk bir güneşe benzer. Aşkı olmayan gönül, misal-i taşa benzer. (Yunus Emre)

8) Gerçek aşk öyle bir derttir ki ona yakalanan bir daha asla derman bulmak istemez. (Hz. Mevlana)

9) İki pencere açık kalınca cereyan, iki yürek açık olunca aşk olur; ama sonuç değişmez. İkisinin de sonunda üşütürsün. (Sunay Akın)

10) Aşk, kalbimizin saygısız misafiridir bize sormadan gelir bize sormadan gider. (Cenap Şahabettin)

11)Ya tam açacaksın yüreğini, ya da hiç yeltenmeyeceksin. Grisi yoktur aşkın. Ya siyahı, ya beyazı seçeceksin. (Şems-i Tebrizi)

12)Aşk, amansız bir akıl hastalığıdır.Eflatun (Platon)                  

 

 

CEVAP VER