Dünyanın En Güzel 10 Köyü!

1858

İnsanı yaşadığı yer değiştirir derler, orayla bütünleşir derler ne kadar doğru değil mi? Yozlaşmış bir şehirde yaşıyorsanız ne kadar daha o şehre direnebilirsiniz ki, ya da doğal beslenmeyen bir şehirde ne zamana kadar beslenmenize dikkat edebilirsiniz? Şöyle iç açıcı ferah mı ferah deniz gören bir evde yaşayan insanın her sabah derin bir nefes alarak güne başlamasının ona katacağı şeyleri bir düşünün. İnsanlar boşuna emekli olunca şuraya yerleşeyim bir şeyler dikip toprakla uğraşayım ya da deniz kıyısına yerleşeyim hesapları yapmıyor. Bu göreceğiniz iç açıcı köy fotoğrafları size de emekliliğiniz için plan yaparken yardımcı olur ha ne dersiniz…

#1 Gruyères(Gravyer), İsviçre

Alpler’in bir çok bölgesinde tıpkı Heidi’nin evine benzeyen ahşap kulübeler kiralayabiliyorsunuz. Size sadece yatacak yer ve tuvalet sunan bu kulübelerde tabii ki bir Ashford Kalesi konforu yok, e zaten hiçbirimiz Guinness Ailesine mensup olmadığı için pek sıkıntı olacağını sanmıyoruz. Gruyères’te 13. yüzyıldan kalma bir kale var; ayrıca meşhur İsviçre fondülerinde kullanılan “Gruyères” peynirinin de ana vatanı bu köy.

 

#2 Hallstatt, Avusturya

UNESCO Dünya Mirası olan bu köyde dünyanın en eski tuz madeni de bulunuyor. Hallstatt Gölü kıyısındaki bu köyden etkilenen çinli kardeşlerimiz, büyülü mekanın aynısından bi tane de kendi memleketleri Huizhou şehrinde kopya etmişler. Evet, yanlış okumadınız bütün köyün aynısını Çin’de yeniden yapmışlar.

 

#3 Manarola, İtalya
İtalya’nın batısındaki bu bölge her gazetenin görseller köşesine en az beş defa konuk olmuştur. La spezia-Cenova arasındaki meşhurlar meşhuru “Cinque Terre” bölgesi toplam beş kasabadan oluşur. Zaten “Cinque Terre” İtalyanca’da beş toprak yani “beş köy” demek. Manarola da bu bölgedeki en küçük ikinci köy.
#4 Bibury, İngiltere

 

#5 Colmar, Fransa
Hem Fransa hem Almanya etkisinde kalmış bu şahane mekanın mimarisi de oldukça zengin. Fransa’nın Neo-Barok ve Almanya’nın Gotik izlerini her yerde görmek mümkün. Biz de kısmetse fethedince ortama Safranbolu evlerimizden dokunuşlar getireceğiz. Colmar’la ciddi düşünüyoruz.
#6 Reine, Norveç

Dünyanın beşinci büyük petrol, ikinci büyük doğalgaz ihracatçısına göre hayli temiz ve masalsı bir bölge değil mi? Avrupa’nın en zengin ülkelerinden olan Norveç’in yaklaşık 30 km.’lik sahil şeridi ve bu uzun sahil boyunca yukarıda gördüğünüz gibi yüzlerce köyü var. Ülkede, petrol ve doğalgazın ardından en büyük gelir kaynaklarından biri de balıkçılık. Reine de bir balıkçı köyü. Fotoğraftaki evlerin arasında görünen kırmızı kulübeler aslında balıkçı barınakları; ama günümüzde turistler için konuk evi görevini üstlenmişler.

 

#7 Pučiśća, Hırvatistan

Adriyatik Denizi’nin 3. en büyük adası olan Brač üzerinde yer alan Pučiśća genelde Türk turistlerin Dubrovnik-Hvar turlarından sonra pek de devam etmedikleri bir bölgededir. Adanın genelinde denize girmek için harika alternatifler bulabilirsiniz. Buralara kadar gelmişken Krka Tabiat Parkı’nı da görmenizi öneririz. Bosna’nın da içinde bulunduğu eski Yugoslavya’nın bir çok bölgesinde irili ufaklı akarsularla beslenen muhteşem tabiat parkları, Uzakrota Tur’un siz değerli yolcuları tarafından ziyaret edilmeyi bekliyor. Ne duruyorsunuz çılgınlar, haydi araştırmaya başlayın.

 

#8 Telč, Czech Republic

Telč, Çek Cumhuriyeti’nin doğu’da kalan Moravya bölgesinde yer alır. Ülkenin diğer bölgesi de Bohemya’dır. Aslında bir de Silezya bölgesi vardır; hatta Çek Cumhuriyeti bayrağındaki üç rengi bu bölgeler simgeler. Ancak Silezya’nın büyük kısmı Polonya sınırları içerisindedir. Hatta bir kısmı da Almanya’ya aittir.

 

#9 Cong, İrlanda

Resimde gördüğünüz Ashford Kalesi 1228 yılında yapılmış İrlanda’nın en eski kalesi. Zamanında ülkenin en ünlü ailelerinden olan Guinness Ailesi’ne (biracı ve rekorlar kitapçısı olan) ev sahipliği yapan kale bugün dünyanın en lüks otellerinden biri olarak hizmet veriyor.

 

#10 Bled, Slovenya

Kendisiyle aynı ismi taşıyan Bled Gölü ve bir Lego figürü edasıyla endam eden şatosuyla akılları baştan alan bir köydür Bled. Zamanında Abdülhamid’in de bir Avrupa gezisi sırasında güzelliğine dayanamayıp burada mola verdiği bilinir. Dört mevsimin her birinde ayrı bir renge boyanan bu harikalar diyarı, sırtını Alplere dayamış sizleri bekliyor. İki saatlik bir yürüyüşle kaleye ulaşarak eşsiz manzaranın tadını daha da iyi çıkarabilirsiniz. Slovenya’nın minik başkenti Ljubljana ve Bled arası 30 km. ve otobüsle yaklaşık 1 saatlik mesafede.

 

CEVAP VER