Çocukların masumiyeti: Kaplumbağalarda Uçar

851

Kaplumbağalarda uçar

Yazıya, Bahman Ghobadi’nin (Behmen Qubadî) sözleriyle başlamak bence yapılacak en doğru giriştir. “Filmimi diktatör ve faşistlerin politikalarına kurban edilen tüm masum dünya çocuklarına ithaf etmek istiyorum.” Aslında Bahman Ghobadi bu sözü ile savaşlardan en çok çocukların zarar gördüğünü dile getiriyor. Dünyanın en masum canlıları çocuklardır deniliyor, ama dünyanın en cani insanlarının da en çok katlettiği çocuklar oluyor.

Filmi anlatmaya başlamadan önce kısaca yönetmeni tanıtmakta fayda olacağını düşünüyorum. Bahman Ghobadi, sinemaya ilk olarak amatör film yönetmenleri grubunun içerisinde başladı. Kısa metrajlı filmler çekti. Sinema eğitimi almak için okula gitti. Ancak eğitimini yarıda bıraktı. Birçok ödül kazanan kısa filme yönetmenlik yaptı. Bahman Ghobadi için İran Sineması’nın en önemli yönetmenlerinden bir tanesi diyebiliriz. Kaplumbağalarda Uçar filmi ile dünya sinemasının önemli yönetmenleri arasında yer aldı. Yaptığı her filde ayrı bir siyasi mesaj vermiştir. Bunun sebebi ise yaşadığı toplumun yaşadığı olaylardan kaynaklanmaktadır.

Ghobadi, aslında filmlerinde kendini bulmaktadır. Çünkü kendiside anlattığı çocuklar gibi yaşama çocuk yaşta çalışarak başlamıştır. Bahman Ghobadi, yaşamının en önemli iki olayından birini, bir fotoğraf dükkânının önünden geçerken bir fotoğrafın ilgisini çekmesiyle, diğerini ise bir kütüphanede ‘Animasyon filmleri’ adlı kitabı tesadüfen eline aldığında yaşadığı söylemektedir. Bahman Ghobadi çekmiş olduğu filmleri ile değişik dallarda ödüller almış ve çekmiş olduğu filmlerde asla çocuklardan vazgeçmeyerek İran Sinemasını beyaz perdeye taşımıştır. Ghobadi’nin bir diğer özelliği ise filmlerinde çoğunlukla profesyonel oyuncu kullanmıyor.  Tabi ki böyle kısa bir yazı ile Bahman Ghobadi gibi yönetmenleri anlatmak mümkün değil. O yüzden filmi anlatmaya geçelim…

Film, Bahman Ghobadi’nin en iyi yapıtlarından bir tanesi bana göre. Ghobadi, bu filminde Irak-ABD savaşından dolayı köylerinden olmuş, Irak-Türkiye sınırında çadırlarda yaşayan insanları ele alıyor. Filminde, başrol oyuncuları olarak ise savaştan zarar görmüş masum çocukları oynatıyor. Filmdeki çocukların hepsinin ayrı hikâyeleri var ama Agrîn’inki bambaşka. Agrîn’e “Halepçeli Kız” diyorlar. Katliamda uğradığı tecavüzün ardından 14 yaşında anne olmuş küçük bir çocuk. Agrîn bu durumu kabullenemiyor ve kurtulmak istiyor bu kötü durumdan. Tecavüz sonrasında dünyaya gelen küçük kör çocuğu (Riga) kabul edemiyor. Bırakıp gitmek istiyor. Ama hayatta, kollarını kaybetmiş abisinden başka kimsesi yok. Agrîn’in abisi Hengov geleceği dair rüyalar görüyor. Hengov, Agrîn’e nazaran kardeşinin çocuğunu kabulleniyor ve her zaman onu korumak istiyor. Aslında filmin ismi de buradan geliyor. “Kaplumbağalarda Uçar”. Sırtındaki yükü olmasa kaplumbağalarında uçabileceğini düşünürsek, kabuğun ağırlığını taşıyamadığı için özgürlüğüne kavuşamayan Agrîn’i çok daha iyi anlarız.

Tabi filmde birde köyün her anlamda önderi konumuna gelmiş “Uydu” lakaplı bir çocuk var. Köyün her işini çözmeye çalışıyor. Savaştan haberler vermek için uydu kuruyor köye. En önemlisi kimsesiz çocuklara önderlik ediyor. Geçimlerini sağlamaları için, mayın temizlemelerini ve satmalarını sağlıyor. Çat pat bildiği İngilizcesi ile tercümanlık yapıyor. Savaşa karşı köye silahlar alıyor. Onun kullanımını çocuklara öğretiyor. Kısacası köyü çekip çeviriyor. Tabi birde “Halepçeli Kız”a âşık oluyor. Uydu’nun, köylülerin kirli olduğu yani lanetli olduğu gerekçesiyle su içmediği su kaynağından, Agrîn için Newroz inancında iyi şansın temsili olan kırmızı balık çıkarabileceğini söylemesi ise filme ayrı bir güzellik katıyor.

Tarlalardaki patlamaya hazır mayınları, içi boş mermi ve füze kovanlarını toplayan çocuklar, aslında her daim savaşla iç içedirler. Çocuklukları çoktan ölmüştür ama içlerinde yaşayan çocuk, asla ölmemiştir. Kendilerine zorla dayatılan hayatları sorgulama şansı bile bulamadan yaşayan ama savaşın yaşattığı acımasızlıklara meydan okurcasına, ölüm tarlalarında ekmek kavgası veren küçük yaralı bedenlerin hikâyesi diye adlandırabiliriz bu filmi.

Riga’ya her baktığında o geceye dönen Agrin’in, Riga’yı mayınlı arazinin ortasındaki ağaca bağlayıp ölüme terk etmesi, Satellite’in (Uydu) Riga’yı kurtarmaya çalışırken mayına basıp yaralanması üzerine Hengov’un, Uydu’ya gönderdiği “Yarın her şey bitecek” mesajı ve aynı gece Saddam hükümetinin devrilip Amerikan askerlerinin köye girmesi, filmin aslında en can alıcı bölümüdür. Filmde, baştan sona ABD’nin kurtarıcı olduğu hissi uyansa da, filmin sonunda Amerikalı askerlerin köye gelmesi ile her şey daha net anlaşılır. Uydu’nun arkadaşlarından bir tanesi elindeki kırmızı balıkları Amerikalı askerlerden aldığını söyleyerek Uydu’ya getirir. Ama daha sonra kırmızı balıkların gerçek olmadığı ve sadece kırmızıya boyandıkları anlaşılır.

Filmin sonraları doğru Hengov yaşanacakların hepsini rüyasında görür. Agrîn’in bir türlü kurtulmak isteyip de kurtulamadığı küçük çocuğu, Riga’yı lanetli denilen suyun içine attığını ve kendisini de uçurumun kenarından boşluğa bıraktığını görür. Hengov sabah uyandığında her şey bitmiş olur. Gözyaşları içinde suya atlar ama Riga’nın su kaynağının dibinde mavi lastik botlarla öylece yattığını görür. Hengov dağa tırmandığında ise Agrîn’in mor terliklerini bulur. Terlikleri ağzı yerden alır ve gider.

ABD’nin aslında kurtarıcı olmadığı tam aksine her gittiği yere gözyaşı ve ölümler götürdüğünü filmin son sahnesinde, film boyunca Amerikan askeri hayranı olarak adlandırabileceğimiz Uydu’nun askerlere arkasını dönmesi ile net bir şekilde anlatılmış olmaktadır. Filmi izlerken, masum insanları ve çocukları katledenlerin kimler olduğu bir kez daha düşünmeniz gerekiyor. Bahman Ghobadi’nin filmlerinin isimleri çok çarpıcıdır. Bunu nedenini kendisi ile yapılan bir röportajda söyledikleriyle paylaşmak istedim.

“Filmler çocuklarım gibidir ve onlara isim bulurken tıpkı çocuklarıma isim koyar gibi düşünürüm. Bugün dünyada yılda 10,000’e yakın film üretiliyor. Bu filmlerin çoğunun isimleri ve konuları birbirine benzer. Bu nedenle filmlerimin isimlerinin farklı olmasına, kışkırtıcı olmasına çalışırım. İzleyici kimi zaman “bu isimle filmin ne ilgisi var” diye sorabiliyor. Ama eğer bu isim izleyiciyi iki dakika film üzerine düşündürtmeye itiyorsa, hafızanıza kazınmış demektir.”

Bahman Ghobadi’nin Bazı Filmleri

Ülkesiz Bayrak 2015
Life on the Border 2015
Tanrılarla Konuşmalar 2014
Words with Gods 2014
Gergedan Mevsimi 2012
Kimsenin Iran Kedilerinden Haberi Yok 2009
Yarım Ay 2006
Kaplumbağalar da Uçar 2004
Annemin Ülkesinin Şarkıları 2003
Sarhoş Atlar Zamanı 2000

CEVAP VER