Caz Müzik Tarihi II: New Orleans Cazı

793

Bildiğimiz gibi caz müzik 20. yüzyıl dünyasının müziğidir. Ve klasik müziğin beş yüz senede aldığı yolu seksen sene gibi kısa bir sürede almıştır. Bu yüzden de –tek sebebinin bu olduğunu söylememiz zor olsa da- caz müziğinde dönemler onar yıllık arayla oluşmuşlardır. Ben de bu yazıda asıl olarak 1900-1910 yılları arasında etkisini sürdürmüş olan New Orleans cazına değineceğim.

Caz, New Orleans’ta Doğan Gücünü Heterojen Yapıdan Alan bir Amerikan Müziğidir.

Öncelikle şunu vurgulamakta fayda var ki caz bir Afrika müziği değildir. Ritmini Afrika’dan almış bir Amerikan müziğidir. Genel bir kanı vardır cazın New Orleans’ta doğduğu ile ilgili, doğru da bir kanıdır bu. Bu kanının var olmasına neden olan belli coğrafi ve kültürel nedenler vardır elbette. New Orleans, Louisiana eyaletinde bir kenttir. Burası Amerika Birleşik Devletleri’ne sonradan dâhil olmuş bir eyalettir ve İspanyol, Fransız, Alman göçmenler almıştır bünyesine. Bu yüzden de burada kültürel çeşitliliği görebiliriz. Kültürel çeşitliliğin olduğu yerde cazın doğduğunu görmek şaşırtmasın bizi, zira caz da bizzat heterojen yapının ürünüdür. Cazın doğuşunun tetiklenmesinde özellikle kültürel olarak farklılığı olan iki siyahî gruptan bahsetmek istiyorum: Birincisi kreol denilen ebeveynlerinden biri Fransız diğeri siyah olan gruptur. Diğeri de Afro-Amerikan gruptur. Bu gruplardan ilki özgürlüklerine daha önce kavuştuğu için daha eğitimli, müzik birikimi daha iyi olan insanlardan oluşmaktadır. Zaten kültürel farklılığı oluşturan şey de budur. Sonuç olarak birbirleriyle müziklerini yarıştırarak kent sokaklarında müzik icra etmeleri bize cazı, bu icraların New Orleans’ta olması sonucunda da New Orleans cazını tanıtmıştır. Bu kentte sadece caz yapılmamıştır elbette. Fransızların halk bale müziği, Fransız grupların kendi içinde yaptıkları müziklerdir örneğin. Yahut Avrupa hafif Batı müziği bu kentte daha yoğundur diğer Amerikan kentlerine göre. Belki söylemeye bile gerek yok ama bu müzik çeşitliliği de cazın gelişmesine katkıda bulunmuştur.

Enstrümanda Kornet, Trombon ve Klarnetin Başı Çektiği Bu Caz Türünde Parçalar Kolektif Bir Çalış Tarzına Sahiptir.

New Orleans caz stili hakkında biraz detaya inecek olursak, bu türü diğer türlerden farklı kılan en başta, kullanılan çalgılardır. Kornet, trombon ve klarnet baş çalgıları olarak sayılabilir bu tarzın. Bunların dışında melodiye paralel olarak ritim mahiyetinde kullanılan tuba (ilk başta), kontrbas, davul ve bazen banço-gitarı görüyoruz. Piyano ise ilk başta pek de kullanılan bir çalgı değil. Bunun en önemli sebebi ise bu zamanlarda çalgıların siyahların eline geçmesinin zor olması ve piyanonun pahalı bir çalgı olarak zorluğunu iyice katlaması kuşkusuz. New Orleans stilinin karakterini oluşturan bir başka özellik ise bu dönemde icra edilmiş parçaların kolektif bir çalış tarzına sahip olması. Kolektif çalış tarzı ve kolektif doğaçlama yani aynı anda birçok çalgının farklı melodiler çalması New Orleans cazının karakteridir ve sonraki stilleri de oldukça etkilemiştir.

Burada icra edilen parçalar Avrupa marş müziğine daha yakın parçalardır. Ritimsel yapının ise özellikle Louis Armstrong’dan sonra geliştiğini görüyoruz. Swing ritmi bu dönemden itibaren var cazın tamamında. Ama elbette swing dönemindeki kadar gelişkin bir halde değil.

Burada insanların aklına şu soru gelebilir elbette: Notalara yazılmış bir parçayı günümüzde değerlendirmek kolay iken doğaçlama bir parçayı şu an nasıl değerlendirebiliyoruz? Neyse ki caz bu konuda klasik müzikten çok daha şanslı bir müzik türü. Neredeyse bütün önemli isimlerin kendi yaptıkları kayıtlarına ulaşılabiliyor. Fakat bu kayıtlar 1900-1910 arasında New Orleans’ta değil, bu müzisyenlerin Birinci Dünya Savaşı sırasında Chicago’ya göç etmesiyle burada gerçekleşmiştir.

Caz Müziği Bu Dönemde Eğlence Müziği Olarak Görülmektedir ve Bir Başkaldırı Müziği Olarak Düşünmek Pek de Mümkün Değildir.

Son olarak cazdan bahsediyorsak sınıf mücadelelerini es geçmememiz gerektiğini düşünüyorum. Esasında siyahların ciddi bir başkaldırısından bahsetmek çok da mümkün değil bu dönemde. Bunun da çeşitli nedenleri var başta Jim Crow kanunları olmak üzere. Jim Crow kanunları kısaca, siyahlarla beyazların aynı ortamda bulunmalarını, birbirleriyle eşit haklara sahip olmalarını engelleyen ırkçı kanunlardır. Bu kanunların toplumda dışavurumunu da siyahların yaptığı müziğin sadece bir eğlence müziği olarak görülmesinde bulabiliriz mesela. O dönemin gece kulüplerinin çalgıcıları siyahlardan oluşmaktadır. Fakat bir yandan şunu da görmek gerekir ki, tarlalarda işçilerin kendi aralarında söyledikleri ve “work song” dedikleri şarkıları da dönemin gece hayatında büyük önemi olan şarkılardır.

Dönemin En Ünlü Müzisyeni Louis Armstong’dur.

Dönemin en ünlü müzisyenlerine değinmek gerekirse elbette ilk anacağımız isim Louis Armstrong olmalıdır. Armstrong doğduğu yer de olması hasebiyle tam bir New Orleans müzisyenidir. İlk popüler caz müzisyeni ikonudur, yani müzikte sorgusuz sualsiz yaptığı her şey kabul edilen ilk kişidir. Hot Five ve Hot Seven gruplarıyla yaptığı kayıtlar caz tarihinin ilk 20 yılının belki de en önemli kayıtlarını oluşturmaktadır. Daha önce de belirttiğim gibi swingin ritmik kalitesini caza ilk sokan kişi olarak ele alınır. Mesela Armstrong’dan önce 2 vuruşlu çalış söz konusuyken (2/4’lük), Armstrong’la beraber 4 vuruşlu çalışın (4/4’lük) başladığını görüyoruz. Kendisi trompetçidir ve özellikle bebop cazına kadar Armstrong’dan etkilenmeyen trompetçi yoktur. Evet, Armstrong popüler müzik dönemini başlatan bir müzisyendir ama Sinatra’nın da söylediği gibi: “Popüler müziği söylemek Armstrong sayesinde sanat olmuştur.” Trompetçiliğin yanında aynı zamanda solisttir de Armstrong ve şimdiye kadar berrak, billur seslere alışkın olan burjuva dünyasına hırıltılı, boğuk ve kısık sesin de gayet güzel ve estetik olabileceğini göstermiştir. Ayrıca Armstrong scat singing denilen anlamsız hecelerle doğaçlama şarkı söylemek anlamına gelen ve caz tarihinde daha sonralarda da kullanılacak olan bir stil oluşturmuştur. Son olarak, şunu söylemek gerek; Armstrong siyahların mücadelesine doğrudan bir katkıda bulunmamıştır ve bu yönden aldığı eleştiriler tümden haksız değildir bu yüzden. Fakat “siyah olma”nın bu kadar aşağılandığı bir ülkede popüler ikon olmak da bir başarı sayılmalıdır zannımca. Bir yandan da Armstrong’un diğer siyah insanlardan hiçbir farkı olmadığını açıklaması veyahut siyahların katledildiği bir yerde konserlerini iptal etmesi bu konulara o kadar da duyarsız olmadığını kanıtlar nitelikte.
Louis Armstrong’un bazı şarkıları: West and Blues, Hello Dolly, A Kiss To Build A Dream On, Jazz Lips…

Diğer Önemli Müzisyenler de Jelly Roll Morton ve Joe King Oliver’dır.

Bir diğer New Orleans cazı müzisyeni ise Jelly Roll Morton’dır. Cazı kendisinin keşfettiğini söyleyen bir isim Morton. Afro-Amerikan ve kreol çatışmasının ürünlerinden bir kreol müzisyeni. Hatta her zaman isminin Fransız olmasına vurgu yapmıştır. Piyanist, besteci ve grup yöneticisidir. Tarzı genel olarak ragtime’a dayanır. Önemli bazı şarkıları: Black Bottom Stomp, New Orleans Bump, Wild Man Blues…

Son olarak New Orleans cazı trompetçilerinin “kralı” Joe “King” Oliver’dan bahsetmek istiyorum. Louis Armstrong’un akıl hocası diyebiliriz Oliver için. Creole Jazz Band’in kurucusudur aynı zamanda. Ve bu grupla yaptığı en ünlü kayıt Dippermouth Blues’dur. Oliver bu kaydında ve diğer kayıtlarında solo çalarken surdin (ses kısmaya yarayan araç) kullanmıştır zira yapılan erken akustik kayıtlarda sesin diğer müzik aletlerini bastırmaması için adeta bir zorunluluktur surdin. Dippermouth Blues parçası dışında başka önemli parçaları: I’m watching the clock, Got everything…

New Orleans cazını, en başta da söylediğim gibi genel olarak 1900-1910 tarihleri arasında sayabiliriz fakat etkisini 1920’lere kadar sürdürecektir bu stil. Bu dönemde ve bu stilde çalan müzisyenleri ise caz tarihi boyunca daha bir sürü zamanda görmeye devam edeceğiz, caza ne kadar katkı koyduklarını hiçbir zaman unutmadan…

CEVAP VER