Caz Müzik Tarihi I: Ragtime

1186

Kimilerince sıkıcı, kimilerince anlamsız, kimilerince de fazla ‘sanatsal’ bulunan bir müzik caz müziği. İnsanların genelinde bulanan önyargıyı kırabilen ve bu müziği ‘gerçekten’ hissetmek isteyenlerinse çoğunlukla sevdiği bir müzik türü aynı zamanda. Peki, yirminci yüzyıla damgasını vurmuş olan caz nedir sahiden, nasıl doğmuştur? Günümüzde algılandığı gibi daha ‘elit’ bir kesime hitap eden bir müzik midir yoksa tam tersi bir doğaya mı sahiptir? Cazın Afro-Amerikan müziği olduğunu söylemek yanlış olur. Her ne kadar ritimsel bazda Afrika müziğine gönderme yapılsa da caz Amerika kıtasında doğmuş bir müziktir. Caz müzik tarihi ise blues ve ragtime’a dayandığını söyleyebiliriz. Ben bu yazıda kısaca ragtime’a değineceğim.

Ragtime, caz müziğinin geri kalanının aksine doğaçlamaya dayanmaz.

 

Öncelikle şunu söylemek gerekiyor ki her ne kadar ragtime’ı caz tarihi içine alıyor olsak da caz için çok önemli olan doğaçlamaya ragtime’da rastlayamıyoruz. Rag besteye dayanır ve on dokuzuncu yüzyıl klasik batı müziğine benzerlik gösterir. Ancak ragtime’ı batı müziğinden ayıran ve caza temellerini veren nokta temposudur. Zaten ’ragged time’ parçalara ayrılmış zaman demektir. Batı müziğinin aksine bu müzikte ritim melodiden baskındır. Bu türde iki melodik araç önemlidir: çağrı-yanıt kalıbı ve yinelemeler. Hız da moderato yani orta hız olarak belirlenmiştir. Her ne kadar banço, nefesli ve yaylı çalgılar için yazılmış ragtime’lar olsa da en bilinen ve günümüzde hatırlanan piyanoyla icra edilmiş rag’lerdir. Piyano demin de bahsettiğim gibi burada melodi üreten bir aletten çok vurmalı çalgı gibi kullanılmıştır. Ragtime’a siyahların çaldığı beyaz müziktir demek çok da yanlış olmaz bu sebeple. Bir diğer deyişle, Avrupa müzik geleneğinin siyahların ritim duygusuyla birleşmesidir ragtime.

Ragtime’ın dinleyicisi başlangıçta işçi sınıfıdır.

 

Peki, ragtime nasıl başlıyor? Bu müziğin Amerika’nın kuzey şehirlerinde ortaya çıkışını ekonomik sebeplerle anlatabiliriz. Amerikan kıtasının bütününe demiryolları inşa eden işçilerin eğlenmek için çadırlarında, kendi kurdukları –bugün pub olarak ifade edebileceğimiz- eğlence mekanlarında icra ettikleri müzik olarak başlıyor ragtime. Bu nedenle de 1890’lar 1900’ler arasında altın çağını yaşamış ve Amerika’daki demiryolu ağının tamamlandığı 1920’lere kadar varlığını gösterebilmiştir. Doğduğu yer Sedelia’dır. Onun dışında da Kansas City’de, St. Louis’de, Texas’ta kısaca her yerde çalınmıştır. Fakat işçilerin besteleyip çaldığı ve onların dertlerinin anlatıldığı bir müziğin dinleyici kitlesi de –günümüz caz dinleyicisinden epey farklı olarak- işçi sınıfıdır. Siyahlar bu müziği yaratırken çok kötü şartlar altında yaşamlarını idame ettirmeye çalışıp çok az ücret almaktadırlar. Bu ruhu da müziklerinde görmek mümkündür esasında. Örneğin, bestelerdeki ritimlerin burjuvaların yürüyüşlerine bir atıf olduğu söylenir.

Ragtime, adını “Ma Ragtime” adlı besteden alır.

Her ne kadar daha önce bu türde yapılmış müzikler olsa da adını Detroit’li besteci Fred Stone’nun 1893’te bestelediği “Ma Ragtime” dan alır. Fakat hiç kuşkusuz ragtime’ın kralı Scott Joplin’dir. Bugün bile ragtime’ın varlığından habersiz çoğu insan Joplin’in ‘The Entertainer’ ile ‘Maple Leaf Rag’ bestelerini bir yerlerde muhakkak duymuştur. (Yazının bu kısmını okuyan çoğu okurun merakla bu iki şarkıyı dinlediklerinde bana hak veren gülümseyişlerini tahmin edebiliyorum.) Scott Joplin’in dışındaysa Tom Turpin, James Scott ve Joseph Lamb’ı ragtime’ın en önemli müzisyenleri arasında sayabiliriz. Scott Joplin batı müziğine daha yakınken, Joseph Lamb cazın ritmik havasını daha fazla hissettirir şarkılarında. Tom Turpin’se melodik açıdan çok daha orijinaldir. Cazın diğer dönemlerinde siyahların çalış tarzlarının beyazlardan daha farklı oldugu gerçegi söz konusuysa da bu dönem icin bundan bahsetmek zordur.

Ragtime döneminin hemen hemen bütün icraları kayıt altındadır.

Rag’ler o donemde plak olmamasından kaynaklı olarak mekanik piyanolarin silindirlerine kaydedilmiştir ve ancak 1950’lerden sonra ortaya çıkıp yeniden plağa kaydedilebilmiştir. Daha popüler zamanını da 1950’lerden sonra yaşamıştır bu yüzden. Ragtime’ın neredeyse bütün önemli icralari kayıt altındadır.

Ragtime aynı zamanda bir dans müziğidir.

Rag’ler, tıpkı ilk dönem caz türlerinde olduğu gibi, kulüplerde çaldığı için, belli bir döneme kadar dans müziği olarak görülmüştür. Ama mesela Joplin buna karşı durmuştur. O, ragtime’ın şov amaçlı kullanılmaması gerektiğini düşünür. Aşırı ritim serbestliğini de yanlış bulur. Belki de Joplin’in batı müziğine daha yakın tarzda bir müzik yapmasını bu sebeplerle açıklayabiliriz.

Tom Turpin’e göre ise ragtime birçok insanın duygularının ve düsüncelerinin müziğe dökümüdür, dolayısıyla da bir ortak üründür. O’na göre, rag’ler yalnızca bir kişiye ait olamaz.

Ragtime kısaca böyle bir tarihe sahiptir ve daha önce de söylediğim gibi 1920’lere kadar varlığını sürdürmüştür. Daha sonra ise ragtime’ın belli bir besteye dayanan yorumundan kurtulup onu daha özgür kılan ve bu melodik malzemeyi caz tarzında kullanan müzisyenler ortaya çıkmıştır. Fakat bu ancak bir başka yazının konusu olabilir.

 

 

 

CEVAP VER