Bugün 23 Nisan. Peki Neşe Doluyor mu İnsan?

1156

Türkiye Cumhuriyeti’nin kurucusu ve ilk cumhurbaşkanı Mustafa Kemal Atatürk’ün tüm dünya çocuklarına armağan ettiği bu bayram TBMM’nin açılışının birinci yılından itibaren kutlanmaya devam ediyor.

Peki gözümüzün nuru, geleceğimiz dediğimiz çocuklarımıza yeterince sahip çıkabiliyor muyuz? Bahsettiğim şey dünyaya gelmesine vesile olduğunuz çocuğunuzu iyi besleyip, iyi okullarda okutmanız değil. Bahsettiğim şey sokaktaki bir çocuğa ne kadar kol kanat gerdiğiniz. Biri o çocuğa haksızlık ettiğinde o çocuğu ne kadar savunduğunuz. Ya da en basitinden yediğiniz çikolatadan bir parça o çocuğa verip vermediğiniz. Çocuklar bizim geleceğimiz, evet. Ama sadece kendi çocuklarımız değil, bütün çocuklar. Benim kızım büyüyüp üniversiteye gittiğinde, yıllarca önce sokakta birisi tarafından hırpalandığını görüp kafamı çevirdiğim çocuk da o üniversitenin kapısında oturuyor olacak. Ve kızım dersten çıktığında onun çantasını alıp kaçacak, belki kızımı hırpalayacak ya da… Her neyse. Evet hiç birimiz süper kahramanlar değiliz ve tüm çocukları kucaklayıp onları kötülüklerden uzak tutamayız. Ama onların hayatında küçük ve ışıltılı bir iz bırakabiliriz. Yıllar sonra kalbi kötülüğe ya öfkeye meylettiğinde belki aklına biz geliriz.

Bir de sahipli çocuklar var. Anneleri babaları yanlarında olan ama onları istismardan korumayan çocuklar… Bizim kırmızı pabuçları ve sırma saçlı bebekleriyle koca evine giden küçük gelinlerimiz var. 716 bin küçük işçimiz var. Yalın ayak başı kabak bazısı Suriyeli bazısı Türk yüzlerce çocuk dilencimiz var. Sadece Urfa’da binin üzerinde madde bağımlısı çocuğumuz var. Cinsel istismara uğrayan yılda yaklaşık 7 bin yavrumuz var.

Bu çocuklar bizim geleceğimiz. Ne kadar korkunç… Peki biz n’apıyoruz? Bize dokunmayan yılan bin değil bir milyon yıldır yaşıyor, ölmüyor ama bu bizi korkutmuyor. Paylaşmadığımız iyiliğin bize kötülük olarak döneceğini unutuyoruz. 23 Nisan bir çocuk bayramı. Ama hangi çocuğun bayramı? Her 23 Nisan bazılarımızın içinde duyduğu utanç ve mahcubiyetin simgesi. Bazılarımız içinse, dünya yansa da oğlunu okul temsilinde çilek kostümü içinde izlemekten başka bir şey değil.

1 YORUM

  1. Geleneksizliğin gelenekçilerce tescillendiği bir sosyolojik vasatta, derken şunu söylemek de abes olmaz kanaatindeyim.
    İslamsızlığın islamcılarca temsil edildiği bir düşün dünyasında belki de Niyazi Mısri gibi:
    ”İnile ey derdli gönül inile, Ehl‐i derdin inleyecek çağıdır” deyip:
    Bu da geçer Ya Hu ! demeli ve beklemeliyiz.

CEVAP VER