Boşanan aile çocuğu

289

Boşanan Aile Çocuğu bu olumsuz durumdan en çok etkilenen ve ömür boyu bu etkiyi içinde hisseden bireydir.

Boşanma nedeni olarak en sık görülen şiddetli geçimsiz­likler ve anlaşmazlıklar sonucu, eşler boşanmayı bir kurtuluş olarak görmektedirler; ancak eşler arasında boşanma ne kadar kaçınılmaz olursa olsun, her boşanmanın ardından gelen bir bunalım dönemi olmaktadır, çünkü sadece bir eş değil, aynı zamanda alışılagelmiş bir hayat düzeni ve bir kimlik kaybetme sorunu vardır. Ayrılan eşler çoğunlukla başarısızlığa uğramış, yenik düşmüş, umutları kırılmış, ilgi ve beklentileri azalmış bireyler olarak kendilerini boşlukta bulurlar. Bu bunalım süre­ci içinde, çoğu eş gelecekten ve yalnız kalmaktan korkar, ne olacağını bilememekten kaygı duyar. Kendisine, “Ben kimim?” sorusunu sorarak kişisel, sosyal, mesleki ve cinsel alanlarda kendini tekrar tanımlama gereğini duyar. Bunun için, eski alışkanlıkları ve tecrübesiyle şimdiki rollerini bütünleştirerek yeni bir kimlik elde etme savaşma girer.

bo%C5%9Fanm%C4%B1%C5%9F_aile_%C3%A7ocuklar%C4%B1

Ülkemizde boşanmadan daha çok etkilenen ve zarar gö­ren, çoğunlukla hanımlar olmaktadır. Üstelik, belirli bir işi, mesleği ve geliri yoksa, baba evine geri dönüşü hiç de kolay olmamaktadır.

 

Boşanmanın Çocuğa Etkisi

Boşanmanın çocuğu etkilemesi kaçınılmazdır. Ancak, boşan­manın çocuğu az ya da çok etkilemesi büyük ölçüde çocuğun yaşına, cinsiyetine, kişisel özelliklerine ve en çok da anne ile babanın karşılıklı tutum ve anlayışlarına bağlıdır. Bu ay­rılıktan en çok da küçük çocukların etkilendiği bir gerçektir. Evliliğin ilk yıllarında boşanmanın daha sıklıkla görülmesi, çocukların küçük yaştan itibaren anne ve babadan ayrı ola­rak büyümelerine neden olmaktadır. Oysa, çocuk sıcak bir aile ortamı içinde anne ve babasıyla beraber, sevgi ve güven içinde büyümesi gerekirken, ailenin parçalanması çocuğa bu fırsatı vermemektedir.

Birçok boşanmalarda çocuk aktif ya da pasif olarak bu olayın içinde yer almaktadır. Kimi ebeveynler çocuğu kendine çekebilmek ve kazanmak amacıyla sürekli karşı tarafı suçla­yarak, kendini haklı çıkaracak tutumlar yaratmaya çalışırlar.

par%C3%A7alanm%C4%B1%C5%9F_aile_%C3%A7ocuklar%C4%B1

 

Çocuğu arada hakem yapma, mahkemede tanıklık ve karar vermede yan tutmaya zorlama gibi tutumlar sıklıkla görülen sakıncalı olan tutumlardır. Kimi anneler de çocuğu babaya göstermeyerek, onu cezalandırarak öç almaya çalışırlar. As­lında, bu durumda cezalandırılan eski eşten daha çok çocuk olmaktadır. Fakat, bazı babalar da çocuğu hiç arayıp sorma­yarak, annesiyle beraber sanki onu da yitirmiş gibidirler. Bu durum, çocuk için ayrı bir sorun kaynağıdır. Kimi babalar da vardır ki, çocuk yanına geldiği zaman kendi maddi gücüne dayanarak onu dediğini yapmakta, gezdirip eğlendirmekte ve büyük hediyeler alarak şımartmaktadır. Bu da sağlıksız olan bir yaklaşım tarzıdır.

Kimi çocuklar ayrılıktan kendilerini sorumlu tutarlar. Yaptığı yaramazlıklar sonucu anne ile babasının arasının aç­tığını düşünerek kendilerini suçlu görürler. Zaten boşanma dönemlerinde, çoğunlukla anne babalar çocuklarının istek­lerine karşı duyarlı değildirler. Onların normal davranışlarını bile hoşgörüyle karşılayamazlar ve çocuksu yaramazlıklarına katlanamazlar. Bu gibi durumlar da çocuğun kendini suçlu görmesine yeterli neden olabilmektedir.

Kimi çocuklar da boşanmayı ayıp ve utanılacak bir du­rum olarak değerlendirirler. Özellikle, boşanmadan kendini sorumlu tutan kimi çocuklarda bu durum daha belirgindir. Bu çocuklar okulda bazen öğretmen ve arkadaşlarına karşı anneyle babalarının boşanmalarım gizleme gereğini duyarlar. “Baban ne iş yapıyor?” gibi sorular sorulan çocukta gizliden gizliye bir utanç duygusu oluşmaktadır. Öyle ki, gerçekleri inkar ederek ve saklayarak, sanki anne ve babayla beraber ya­şıyormuş gibi davranmaktadır. Hatta, hiç görmediği babasının kendisini çok sevdiğini ve hediyeler aldığını söylemekte ya da babayı çok uzaklarda çalışıyormuş gibi göstererek boşanmayı kabul etmeme yoluna gitmektedirler.

sorunlu_%C3%A7ocuk

Birçok çocukta boşanmanın ardından gelen okul ba­şarısızlıkları görülebilmektedir. Okul başarısızlığının yanı sıra konuşması, soru sorması ve oyunda azalma, oynamada dalgınlık, kendini aşağı ve değersiz görme, aşın hassasiyet, hırçınlık ve saldırganlık gibi belirtiler sıklıkla görülebilmektedir. Bu belirtilerin azalması veya ortadan kalkmasında anne babanın karşılıklı tutumları ve ortam çok önemlidir. Ayrılan

eşler şunu bilmelidirler ki, boşanma, birbirlerine iyi birer eş olamayan kişilerin iyi birer anne baba olamayacakları anla­mına gelmez.

Çocuğun boşanmadan en az seviyede yara alması ve et­kilenmesi için ayrılan anne babalar neler yapmalıdırlar?

  1. Çocuk, anne babanın her ikisini de yaşam boyu rahatça görebileceğini bilmelidir. Çocuğa bu güvence verilmeli­dir.
  2. Boşanma, çocuğa yalın bir dille anlatılmalıdır. Kendi ara­larında anlaşamadıkları için ayrıldıkları belirtilmeli ve bu işte çocuğun hiçbir ilgisinin ve suçunun olmadığı izah edilmelidir.
  3. Ebeveynler, çocuğu kazanmak için birbirlerini suçlama ve kötüleme yoluna gitmemelidirler. Çocuğu aracı ve hakem yapmamalı, bir karar vermeye zorlamamalı ve tekrar bir­leşme ümidi vermemelidirler.
  4. Ebeveynlerden birinin evi çocuğun esas evi olmalıdır. Çocuk düzenli aralıklarla diğer ebeveyni görebilmelidir. Anneye kızınca babaya, babaya kızınca da anneye giderim, diyebilme tavizi verilmemeli ve sık şık yer değiştirmemelidir.
  5. Çocuk, anne yanındayken anne beraberliğini, baba yanındayken de baba beraberliğini yaşamalıdır. Ancak bunu yaparken ebeveynlerden biri, çocuğun her dediğini yapa­rak aşırı derecede şımartmamalıdır. Mümkün olduğu kadar her iki ebeveyn de aynı yaklaşım tarzını benimsemelidir.
  6. f) Çocuğun olumsuz yönleri eski eşe benzetilmemelidir. Ör­neğin, “Ne olacak, annesinin kızı. Ne beklenir ki, babasının oğlu,” gibi sözler söylenilmemelidir. Ancak, çocuğa acıma duygusuyla da yaklaşılıp şımartılmamalıdır.
  7. g) Boşanmanın ilk yılı daha kritik bir yıl olduğundan, anne baba daha dikkatli ve temkinli olmalıdırlar. Yaşama başka bir hanım veya erkek ortak edilmemeli; varsa ikinci evlilik belli bir süre ertelenmelidir.

 

Bir Cevap Yazın