Bir Yanardağın İçerisine Nükleer Bomba Atılırsa Neler Olur?

1965

Bilimin temelinde merak yatıyor ve merak da ufku pek bir açık bir kavram. Hemen her yeni gün ilginç fikirler ortaya atılıyor ve bilimsel açıdan sonuçları tartışılıyor. Bunlardan bir tanesi de yanardağın içerisine nükleer bomba atıldığında oluşabilecekler.

Volkanlar içleri kaynayan lav ile dolmuş, patlayıp ortalığı yakıp yıkmak için hazırda bekleyen devasa enerji depoları. Nükleer bomba ise insan yapımı olan ve yıkım ile kaos getirmesi için hazırlanmış güçlü bir enerji deposu. Peki doğanın ve insanın bu en yıkıcı iki silahını bir araya getirirsek neler olur?

Cevap biraz hayal kırıklığına uğratabilir, ancak bilim her zaman ihtişamlı olmak zorunda değildir. Özetle; hiçbir şey olmaz. Evet, bir nükleer bombayı bir volkanın içerisine bırakacak olursanız daha patlamaya bile fırsat bulamadan saliseler içerisinde eriyip gider.

Patlayıcılardan ve radyoaktif bir çekirdekten oluşan nükleer bombaların devasa bir etkiyle patlayabilmesi için o patlayıcı maddelerin çok ince bir zamanlamayla ayarlanması ve böylece merkezde nükleer reaksiyon yaratmak için yeteri miktarda enerji oluşturması gerekmekte. Bu zincirleme reaksiyon başladığı anda artık durdurulması imkansız. Ancak doğa için imkansız diye bir şey yok. Magmanın içerisine yerleştirdiğiniz nükleer bombanın kabuğu ve radyoaktif merkezi anında eriyip gidecektir.

Ancak bu durum iki koşulda geçerli değil; birincisi nükleer bombayı volkan ağzının üzerine yerleştirmek, ikincisi bombayı magmanın merkezine sihirli bir şekilde erimesine izin vermeyecek şekilde yerleştirmek. Daha yıkıcı olan ikinci seçenek olsa da uygulanması mümkün değil.

İlk seçenekte patlayan nükleer bombanın yanardağa etkisi pek de büyük değil. Öyle ki volkanda herhangi bir aktivite bile görülmeyebilir. Anlayacağınız nükleer bomba volkana küsmüş, volkanın haberi olmamış durumu. Pek tabii ki nükleer bombanın kendi etkisi hala yıkıcı olacaktır, örneğin 200 metre yarı çapı boyutlarında bir ateş topu oluşacaktır.

Ancak bugüne kadar denenmiş en güçlü bomba olan Tsar Bombası’nı düşünürsek işler değişiyor. Rusya tarafından denenen bu bombanın oluşturduğu ateş topu 3000 metre yarıçapına ulaşabiliyor.

Bunun dışında eğer magma yüzeye oldukça yakınlaşmışsa ve patlamak için küçük bir enerjiye ihtiyaç duyuyorsa nükleer bombalar bu enerjiyi sağlayabilir. Yine de asıl etkiyi elde etmek için nükleer bombayı sihirli bir şekilde magma odasının içine, yani yüzeyden 1 ile 10 km aşağısında bir yere yerleştirmek gerekmekte.

Böyle bir durumda bombanın etkisi o kadar büyük olur ki etrafındaki magmayı ve kayalık yapıyı anında buharlaştırabilir. Patlama öncesi magmanın henüz yarı sıvı yarı katı bir durumda, yani daha erime durumunda bulunduğunu düşünürsek etkinin ne kadar güçlü olduğunu anlayabiliriz. Hemen sonrasına bakacak olursak, devasa bir boşluk  kalacak geriye bu patlama sonrasında. Üstelik yoğun basınç sonrasında magma için geriye tek bir seçenek kalacak, dışarı çıkmak. Devasa bir patlama meydana gelecek ve lavlar etrafa saçılacak, ancak en kötüsü bu değil; kül ve toz bulutu. Bu bulut da bombadan dolayı radyoaktif hale gelecek ve tıpkı İzlanda’nın Eyjafjallajökull yanardağından çıkan toz bulutları gibi dünyanın dört bir yanına dağılacak. Radyoaktif oldukları için etkileri de çok uzun süreli olacak.

Peki gelelim en kötü senaryoya. Ya dünyanın en güçlü bombası olan Tsar Bombası’nı, yine dünyanın en ünlü süpervolkanı olan Yellowstone’un magma odasına bırakırsak neler olabilir? Gelin böyle bir olayın sonuçlarını Yeni Zelanda’nın Otago Üniversitesi’nde volkanbilimci olan Robin Andrews’un ağzından dinleyelim:

Yellowstone’un içerisindeki yeterince derin bir noktaya nükleer bombamızı yerleştirmiş olalım. Bu bomba o kadar güçlü olsun ki magma odasını etkileyebilsin. Bombayı patlatalım, ve boom! Bir canavar yarattınız. Volkandan püsküren lavlar etraftaki her şeyi yutacak, ancak insanlık için asıl kritik olan bu değil; toz ve kül bulutu önemli.  Yüzlerce kilometrekarelik alana küller saçılacak, hava trafiği duracak, ekinler yok olacak, sağlık problemleri ve besin sıkıntıları baş gösterecek. İletişim problemleri yaşanacak. Hepsinden daha kötüsüyse tüm bu toz bulutunun radyoaktif olacak olması. Yanardağın çevresindeki 160 km yarıçapı içerisindeki alanda bulunan insanlar en iyi ihtimalle yaralanacak. Bu yarıçap boyutu küresel çapta bir yok oluş yaratmayacak pek tabii ki. Ancak tüm dünya bu toz ve kül bulutundan etkilenecek. Çok uzun vadeli etkileri olan bir doğal afete imza atmış olacaksınız.

CEVAP VER