60 Tane Daha Önce Görülmemiş Fotoğraflarla Atatürk

4105

1 Kasım’da saltanat lağvedildi. Tekerrürün böylesi, tarihin fıtratında var demek ki.” demişti geçenlerde Yılmaz Özdil. Hepimizin unutmaması gereken tek şey varsa o da; geçmişte 1 Kasım’da gerçekleştirilen bu sonucun, bir anda olmadığı gerçeğidir. Herşey süreç meselesidir. Değişim bir anda olmamaktadır. Bir yol katetmesi gerekmektedir. Ve bizler de gelişmeler ne olursa olsun, umutları söndürmeden, kararlı bir şekilde o yolda yürümeyi sürdürmeliyiz. Çünkü karşı taraf da kendi yolunda yürümekte. Ve kim pes edip yürümekten vazgeçerse, diğer taraf ilerlemiş olacaktır. Sanıyormuyuz ki Atatürk‘e inanan onca insan, geçmişte pes edip inançlarını kaybetti? Eğer ki Atatürk‘ü yarı yolda bıraksalardı, tüm o başarılar kazanılabilecek miydi? Atatürk de sonuç itibariyle etten kemikten bir insandı. Sadece sonuna kadar “kendinden emin” ve “tam kararlılık” içerisinde yolunda ilerleyen birisiydi. Aynı onun gibi, inandığımız yolda, durmadan, yürümeliyiz. Çünkü karşı taraf da durmuyor. Çok hırslı bir algı mimarlığı söz konusu. Onlar bu kadar büyük bir hırsla bu oyunu oynamayı sürdürürken, bize pes edip, umutsuzluğa kapılıp, kötü senaryo kurguları içinde karamsarlığa kapılmak yakışmaz. En başta Atatürk‘e ayıp olur bu. İşte bu güzel insanı, tam da böyle bir günde, daha önce nadir olarak karşımıza çıkmış 60 güzel fotoğrafıyla anıp, zihnimizi tazelememiz için, cümleler biterken, fotoğraflar konuşmaya başlıyor…

#1 18 Ekim 1936 Ankara Hipodrom

sonbisey_atatürk_01

#2 Haziran 1938 Savarona

sonbisey_atatürk_02

#3 Kız lisesi öğrencileri ile Gazi Orman Çiftliği’nde 1934, Ankara..

sonbisey_atatürk_03

#4 Atatürk kitap okurken

sonbisey_atatürk_04

#5 Beylerbeyi Sarayında Atatürk

sonbisey_atatürk_05

#6 Atatürk ve arkadaşları

sonbisey_atatürk_06

#7 1 Temmuz 1935 – İstanbul

sonbisey_atatürk_07

#8 Edirne Atatürk Selimiye Ziyaretinde, 1930

sonbisey_atatürk_08

#9 1 Temmuz 1935 – İstanbul

sonbisey_atatürk_09

#10 Atatürk dinleniyor

sonbisey_atatürk_10

#11 Atatürk İngiltere Kralı VIII. Edward ile 1936

sonbisey_atatürk_11

#12 Ankara, 22 Mart 1922 Atatürk’ün katıldığı Nevruz Töreni

sonbisey_atatürk_12

#13 A.O.Ç DE 14 Temmuz 1929

sonbisey_atatürk_13

#14 Atatürk Venizelos ile Meclis çıkışında 29 Ekim 1930, Ankara

sonbisey_atatürk_14

#15 Edirne, 1930

sonbisey_atatürk_15

#16 13 Nisan 1934 Atatürk ve beraberindekiler Bergama ziyaretinde

sonbisey_atatürk_16

#17 Ankara’dan hareket ederken manevi kızı Ülkü ile vedalaşıyor. ANKARA GAR, 1934

sonbisey_atatürk_17

#18 Her zamanki gibi çok şık.

sonbisey_atatürk_18

#19 1937 Trakya Manevraları. Tavla oynarken.

sonbisey_atatürk_19

#20 Orman Çiftliğinde 1929

sonbisey_atatürk_20

#21 Antalya gezisinde, 8 Mart 1930

sonbisey_atatürk_21

#22 Malatya Atatürk Evi Girişi. İlk Malatya valisi ile birlikte.

sonbisey_atatürk_22

#23 Atatürk ve Alman Mimar Gross

sonbisey_atatürk_23

#24 Atatürk’ün Nazilli ziyareti, 9 Ekim 1937

sonbisey_atatürk_24

#25 14 Kasım 1937 Malatya Gar

sonbisey_atatürk_25

#26 21 Eylül 1931 Kazım Özalp’ın oğlunun sünnet düğününde

sonbisey_atatürk_26

#27 Karadeniz Vapuru’nda Sergi Hakkındaki Düşüncelerini Yazarken: Bandırma – 13 Haziran 1926.

sonbisey_atatürk_27

#28 Afet İnan Hanım, Salih Bozok, Rüştü Akın Paşa, İsmet İnönü, Ali Çetinkaya, ATATÜRK’le beraber..

sonbisey_atatürk_28

#29 Atatürk öğrencilerle

sonbisey_atatürk_29

#30 Diyarbakır 16 Kasım 1937

sonbisey_atatürk_30

#31 Salih Bozok, Rüştü Akın Paşa, İsmet İnönü, Ali Çetinkaya, ATATÜRK’le beraber

sonbisey_atatürk_31

#32 4 Haziran 1932 Ankara Gar

sonbisey_atatürk_32

#33 23 Nisan 1929 Çocuk Esirgeme Kurumu’nun Ankara Palas’taki çayında

sonbisey_atatürk_33

#34 1937 Maden-Ergani Gezisinden

sonbisey_atatürk_34

#35 Her zamanki gibi çok asil

sonbisey_atatürk_35

#36 Atatürk sığırtmaç Mustafa ile

sonbisey_atatürk_36

#37 6 Temmuz 1931 Orman Çiftliği

sonbisey_atatürk_37

#38 6 Haziran 1929 Etimesgut köyü Ankara

sonbisey_atatürk_38

#39 Soldan sağa : Ali Fethi Okyar, Salih Bozok, Atatürk ve manevi kızı Rukiye Hanım, Kılıç Ali

sonbisey_atatürk_39

#40 Aralık 1930 Yalova

sonbisey_atatürk_40

#41 Erkek lisesi öğrencileri ile 18 Kasım 1930 Kayseri

sonbisey_atatürk_41

#42 İran Şahı’nın ziyareti 17 Haziran 1934 – ANKARA

sonbisey_atatürk_42

#43 Hakimiyet-i Milliye matbaasının makinelerini incelerken

sonbisey_atatürk_43

#44 10 Şubat 1933 İstanbul Arkeoloji müzesinde eserler hakkında bilgi alırken

sonbisey_atatürk_44

#45 24 ARALIK 1930 Edirne Öğretmen okulu Öğretmen ve Öğrencileri ile

sonbisey_atatürk_45

#46 Atatürk Alacahöyük buluntularını incelerken (1935)

sonbisey_atatürk_46

#47 Her zamanki gibi sanata gerekli değeri veriyorken…

sonbisey_atatürk_47

#48 Sivas Lisesi’nde Geometri ders verirken – 13 Kasım 1937

sonbisey_atatürk_48

#49 Atatürk öğrencilerle

sonbisey_atatürk_49

#50 Ege Vapuru

sonbisey_atatürk_50

#51 Diyarbakır, 1917 Soldan sağa: Fuat Bulca, Atatürk, Alman topçu danışmanı Von Berk, manevi oglu Abdürrahim Tuncak

sonbisey_atatürk_51

#52 Çok sevdiği köpeği Fox ile.

sonbisey_atatürk_52

#53 Ruhi Soyer ve eşinin düğününde.

sonbisey_atatürk_53

#54 İstanbul – Sirkeci Bahçekapı’da ayakkabılarını yaptırdığı Altın Çizme’den çıkarken, 5 Eylül 1934.

sonbisey_atatürk_54

#55 Diyarbakır, Ergani, 15 Kasım 1937

sonbisey_atatürk_55

#56 Atatürk, Şah Rıza, Fahrettin Altay ve İsmet Paşa-İzmir 1934

sonbisey_atatürk_56

#57 Ankara – 1934

sonbisey_atatürk_57

#58 Gazi Orman Çiftliği’nde. 14 Temmuz 1929

sonbisey_atatürk_58

#59 Ertuğrul Yatı’nda deniz yarışlarını izlerken, 1937

sonbisey_atatürk_59

#60 17 Ocak 1929. Atatürk Manevi kızı Nebil’nin evlenmesi nedeniyle Ankara Palas’ta yapılan balo

sonbisey_atatürk_60

 

Nutuk 1

Burada, pek önemli olan, bir noktayı da belirtmeli ve açıklamalıyım. Ulus ve ordu, padişah ve halifenin hainliğinden haberi olmadığı gibi o makama ve o makamda bulunana karşı yüzyılların kökleştirdiği din ve gelenek bağlarıyla uyumlu ve sâdık. Ulus ve ordu kurtuluş yolu düşünürken kuşaktan kuşağa geçen bu alışkanlıkla kendinden evvel yüce hilâfet ve saltanat makamının kurtuluş ve dokunulmazlığını düşünüyor. Halife ve padişahsız kurtulmanın anlamını kavrama yeteneği yok… Bu inanca aykırı, görüş ve düşünceleri açığa vuracakların vay haline. Derhal dinsiz, vatansız, hain, istenmez olur.

Nutuk 2

Efendiler, bu durum karşısında bir, tek bir karar vardı. O da ulusal egemenliğe dayalı, kayıtsız şartsız bağımsız yeni bir Türk Devleti kurmak!

Nutuk 3

Bu kararın dayandığı en kuvvetli düşünüş ve mantık şu idi:
Ya bağımsızlık ya ölüm!

Esas; Türk milletinin haysiyetli ve onurlu bir millet olarak yaşamasıdır. Bu esas ancak tam bağımsızlığa sahip olmakla sağlanabilir. Ne kadar zengin ve refah içinde olursa olsun bağımsızlıktan yoksun bir ulusa, uygar insanlık, uşaklıktan üstün bir nitelik yakıştırmaz.
Yabancı bir devletin koruma ve kayırmasını kabul etmek insanlık niteliklerinden yoksunluğu, güçsüzlüğü miskinliği benimsemekten başka bir şey değildir. Gerçekten bu aşağılık duruma düşmemiş olanların isteyerek başlarına bir yabancı efendi getirmelerine hiç olasılık yoktur.
Halbuki Türkün değeri ve onuru ve yeteneği çok yüksek ve büyüktür. Böyle bir millet tutsak yaşamaktansa yok olsun daha iyidir.
Bundan ötürü, ya bağımsızlık ya ölüm!
İşte gerçek kurtuluş isteyenlerin parolası bu olacaktı.
Bir an için, bu kararın uygulanmasında başarısızlığa düşüleceğini varsayalım!
Ne olacaktı? Tutsaklık!
Peki Efendim. Öbür kararlara uyulması halinde sonuç bunun aynı değil miydi?
Şu farkla ki, bağımsızlığı için ölümü göze alan ulus, insanlık değer ve onurunun gereği olan bütün özveriyi yapmakla övünür ve doğaldır ki tutsaklık zincirini kendi eliyle boynuna geçiren uyuşuk, onursuz bir ulusa oranla dost ve düşman gözündeki yeri başka olur.

Nutuk 4

Bir ulus varlığını ve bağımsızlığını sağlayıp korumak için akla gelebilecek her girişimi ve özveriyi bulunduktan sonra başarılı olur. Ya başaramazsa demek, o milletin ölmüş olduğunu kabul etmek demektir. Öyleyse millet, yaşadıkça ve özverili girişimlerini sürdürdükçe başarısızlık söz konusu olamaz.

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here