2000’li Yılların En İyi Vampir Filmleri

214

Vampir filmlerinin modası hiçbir zaman geçmez. “Vampir Cehennemi: İstila” filminin gösterime girdiği hafta geçmişe dönerek 2000li yılların en iyi vampir filmleri sizler için derledik. Vampir kavramına farklı gözle bakmayı deneyen ve kendi vampir mitolojisini oluşturan veya türe yeni bir soluk getiren filmler arasında hafızalarda yer etmiş ve sinemaseverler tarafından beğenilmiş filmleri bir araya getirdik.

Shadow of the Vampire (2000)
Yönetmen: E. Elias Merhige

Sinema tarihinin en iyi vampir filmlerinden biri olan “Nosferatu”nun (1922) çekim hikâyesi. Filmde Nosferatu’yu canlandıran Max Shreck’in gerçek bir vampir olduğu düşüncesinden yola çıkılmış. Yönetmen Murnau ise gerçekçilik uğruna ekibini tehlikeye atarak vampir oyuncu Shreck ile anlaşırken, “ücret” olarak da başroldeki Greta Schröder’i ona veriyor.

Van Helsing (2004)
Yönetmen: Stephen Sommers

Eleştirmenlerin çoğu tarafından yerden yere vurulsa da seyirlik açıdan son 17 yılın en eğlenceli vampir filmlerinden biri. Gerçi işin içinde Frankenstein da var, ancak Dracula ve vampir klanı öyküde önemli bir yere sahip. Vampir avcısı Van Helsing’in, bir “19. yüzyıl James Bond’u” edasıyla Vatikan’dan görevini ve “ileri teknoloji” silahlarını alarak Transilvanya’ya gittiği film, 1930’lu yılların korku filmlerinin görsel atmosferini çağımızın aksiyon sinemasıyla harmanlıyor.

Gece Nöbeti (2004)
(Nochnoy dozor)
Yönetmen: Timur Bekmambetov

Sergey Lukyanenko’nun aynı isimli romanından esinlenen Kazak yönetmen Bekmambetov, kökleri eski çağlara kadar uzanan bir savaşı getiriyor ekrana. “Diğerleri” ismi verilen varlıklar, Aydınlık ve Karanlık güçler olarak ikiye ayrılmış durumda ve Ortaçağ’da barış yapmışlardır. Ancak dengeler birden bozulur ve savaş yeniden başlar.

Gir Kanıma (2008)
(Lat den ratte komma in)
Yönetmen: Tomas Alfredson

Vampir Eli, sarışın iskandinavlar arasında sonsuz bir ergenlik çağına mahkûm olmuş esmer bir kız. Bütün Vampirler de olduğu gibi onda da içinde beslemek zorunda olduğu yırtıcı bir hayvan bulunuyor. Kendisi gibi mutsuz ve yalnız olan Oscar ile ilk karşılaşmalarında arkadaş olamayacaklarını düşünüyorlar, ancak aralarındaki sevgi giderek büyüyor. Oscar, Eli’de aradığı yakınlığı ve koruyucu meleği bulurken, Eli ise onda her şeyi de kabullenilmeyi ve sevgiyi buluyor. Karlar altında Stockholm banliyösünde geçen hüzünlü bir aşk hikâyesi.

Kan Arzusu (2009)
(Bakjwi)
Yönetmen: Chan-wook Park

Emile Zola’nın ünlü eseri “Thérèse Raquin”den uyarlanan bu Güney Kore çalışması, son derece orijinal bir vampir filmidir. Katolik bir rahip gönüllü olarak katıldığı tıbbi deneyin sonucunda vampire dönüşür. Ahlaki dram gibi başlayan ve şifacı peygamber öyküsü kıvamında gelişen filmin finali ise hüzünlü bir kara komedi ayarında. Rahibin orta sınıf ailenin evinde açlık, seks ve şiddet gibi içgüdülerine karşı verdiği mücadele görmeye değer tuhaflıkta.

Kanıma Gir (2010)
(Let Me In)
Yönetmen: Matt Reeves

“Gir Kanıma” filminin Amerikan uyarlaması ve bu listeden uzak tutulamayacak kadar da iyi bir film. Öyküyü ABD’ye uyarlayan yönetmen Matt Reeves, John Ajvide Lindqvist’in kendi romanından sinemaya aktardığı orijinal senaryoya sadık kalırken, görsel atmosferde de ilk filmin tonunu ve duygusunu korumuş. Taklit etmeden aynı temayı aynı derinlikte işlemesini başarmış.

Vampir Cehennemi (2010)
(Stake Land)
Yönetmen: Jim Mickle

Vampirler kıyametin ardından yaşamlarını sürdüren varlıklar olarak çıkıyor karşımıza. Filmin ana hikâyesi kan emici canavarların “uygarlığın fişini çektiği” bir dünyada geçiyor. Biri usta ve diğeri çırak 2 vampir avcısının yaşanabilecek temiz bir bölge bulmak umuduyla çıktığı yolculuğu anlatıyor.

Sadece Âşıklar Hayatta Kalır (2013)
(Only Lovers Left Alive)
Yönetmen: Jim Jarmusch

Yüzyıllar boyunca birbirine âşık olan vampir çift Eve ile Adam, tekrar buluşur, ancak Eve’in şımarık kız kardeşi çıkagelip işleri karıştırır. Vampirleri daha önce hiç bu kadar entelektüel, vicdanlı, romantik ve duyarlı görmemiştik. İnsan öldürmeden yaşamanın çözümünü arayan ve kan peşindeyken içgüdülerine karşı savaşan sanatçı vampirlerin hüzünlü hikâyesi ve ince mizah duygusu zarif bir sinema diliyle anlatılmış.

What We Do in the Shadows (2014)
Yönetmenler: Jemaine Clement, Taika Waititi

Yeni Zelanda’nın Wellington şehrindeki bir banliyöde yaşayan 4 vampir üzerine çekilmiş sahte bir belgesel. Vampirlerin günlük ve sosyal hayatlarına yoğunlaşan ilk bölüm ise oldukça eğlenceliydi. Bulaşık yıkama tartışmaları, gece eğlenceleri ve beslenme esnasında çıkan teknik problemler, kurbanın altına serilen gazete kâğıtları gibi ayrıntılar gerçekten harika olmuş. Aralarına katılan çaylak vampir Nick ile birlikte hikâye farklı bir yöne kayıyor.

Bir Vampir Hikâyesi (2012)
(Byzantium)
Yönetmen: Neil Jordan

Aksiyon ve şiddet sahnelerinden ziyade karakterlerin psikolojisine odaklanan bir vampir filmi olarak dikkat çekiyor. Moira Buffini’nin yazdığı oyundan sinemaya uyarladığı film, bildiğimizin ötesinde bir vampirler dünyası sunuyor. Vampir anne kız, erkekler tarafından yönetilen bir vampir cemiyetinden kaçmak üzere bir kıyı kasabasına sığınıyor. Feminist mesajlar taşıyan öyküde melankolik atmosfer, iyi oyunculuklar ve içerdiği dramatik derinlik öne çıkıyor.

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here